• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

Altılı masa çatırdıyor

02 Mayıs 2022
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

 

Siyasetteki söz ve eylemlere pek itibar etmem. Çünkü siyaset, çok ince hesapları sinesinde barındırır. Bunu da en güzel ifade eden vecize, Demirel’in; “siyasette 24 saat çok uzun bir süredir..” söylemidir. 

O yüzden siyaset yapılırken ve siyasi yazılar yazılırken temkinli olmakta fayda var. 

Her şey; “20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak” söylemiyle başladı. Millet İttifakı’nda yer alan 6’lı masanın küçük aktörü Demokrat Parti’nin Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın, sosyal medya üzerinden yaptığı bu açıklamayı aceleci ve ham bir çıkış olarak değerlendiriyorum. Bu sözlerle hiç şüphesiz Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan kastedildi. 

Cumhurbaşkanı adayı gösterilecek kişi, “öncelikle seçilebilirlik özelliğine sahip, geçmişi temiz, şaibelerden uzak birisi olmalıdır” diyen 6’lı aktörün en zayıf halkasını teşkil eden DP Lideri Gültekin Uysal, seslendirdiği bu argümanla kimlere mesaj vermek istedi? Yüzde 7 barajı, partileri birbirine muhtaç hale getirdi. Hiçbir parti, buna Ak Parti de dahil, 2023 yılında yapılacak seçimde yalnız başına yüzde 50.1 oy alma gücüne sahip değil. Hatta ittifakla bile bu oy oranına ulaşmak kolay gözükmüyor. Zaten öyle bir öngörü ve imkan olsa, hangi parti ittifaka razı olur ki? Aklı selim hiçbir lider, gücünü bir başka liderle paylaşmak veya dengelemeye razı olmaz. Yüzde 7 barajında ittifak partilerinin aldıkları toplam oy miktarı değil, her bir partinin bizzat kendisinin aldığı oy oranı hesaplanacak. Buna göre Deva, Gelecek, Saadet ve DP’nin yüzde 7 barajına takıldıkları bir gerçek. Nitekim DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “İlan ediyorum. Duymayan kalmasın. Demokrasi ve Atılım Partisi, önümüzdeki seçimlere kendi adıyla, kendi şanıyla, kendi logosuyla girme kararını almıştır” açıklamasında bulundu. Babacan da dolmuşa binerek, dereyi görmeden paçayı sıvadı. 

 Kararsız seçmenin sandığa gitmemesi ve tercihini oy kullanmamadan yana kullandığı takdirde Cumhur ittifakının küçük ortağı MHP’nin de yüzde 7 barajına takılması ihtimal dahilindedir. Dolayısıyla küçük partilerin hiç birisi kendi partilerinin amblemiyle seçime girmeyi göze alamazlar. Büyük ortaklar sahnenin bu boyutuyla seviniyor gibi gözükseler de, hem iktidarın defterini dürebilmek ve hem de iktidara gelebilmek için küçük partilere muhtaçtırlar. Muhalefet bloğunda CHP ve İyi Parti, iktidar cenahında ise Ak Parti taşıyıcı rolü üstlenecekler. 2023’e; taşıyan ve taşınanların birlikteliğiyle oluşacak bir meclis aritmetiği ile gireceğiz.

Peki, Gültekin Uysal’ın “20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak” söylemini nasıl okumalı? 

Uysal, bu çıkışında bireysel mi, yoksa ona bunları söyleten bir irade mi var? Ben Uysal’ın Babacan ve Davutoğlu’nu Cumhurbaşkanlığı yarışında dışlamasının arka planında başka bir amacın yattığına inanıyorum. Akıllı bir siyasetçi, çok kritik bir zeminde sürekli bir oyun dahi hesabını yapar ve kucaklayıcı olur. Ak Parti’den ayrılarak yeni bir parti kuran, konjonktür gereği de muhalefet cephesine yanaşan partilere hasmane tutum beslemenin kime ne faydası olabilir? 

Acaba Uysal gibi düşünenler, dere geçerken at değiştirilmeyeceğini bilmezler mi? Bendeniz CHP ve İyi Parti’nin DP üzerinden, Deva ve Gelecek Partisini terbiye ettiğini düşünüyorum. Deva ve Gelecek için, “sizlerin de en az Ak Parti kadar bu hale gelmemizde sorumluluğu var, oturduğunuz yerde rahat durun, bir şey talep etmeye kalkışmayın” demeye çalışıyorlar. Babacan da bu tutumdan rahatsız olmuşa benziyor. 

Ak Partili seçmenin ve geçmişte Ak Parti’ye oy vermiş kararsızların buradan çıkaracağı ders şu olur: Bu muhalefet, yani Millet İttifakı, daha şimdiden Ak Parti’den ayrılıp kendilerinin çatısı altında birleşenlere yönelik böyle düşmanca davranırlarsa, yarın iktidar olduklarında kim bilir, bize ne yaparlar? Millet İttifakı, muhalefetin en küçük aktörü üzerinden DEVA ve Gelecek’e “sizinle yol yürüyemeyiz” deyip kapıyı göstermişlerdir. DEVA ve Gelecek Partisi’nin suçları nedir? Geçmişte Ak Parti ile birlikte yol yürümüş olmak mı? Muhalefet safına katılabilmek için, geç kalmış olmamak veya Ak Parti’de hiç siyaset yapmamış olmak mı gerekiyor?

Acaba Davutoğlu ile Babacan, bunlara neden sempatik gelmedi? Hani şöyle; Ak Parti’den hatırı sayılır bir oy kitlesini kopartarak muhalefet safına katılmış olsalardı, yine kapıyı gösterirler miydi? Öylesine güçlenmiş olsaydılar Millet İttifakı›nı tercih ederler miydi? O da ayrı bir mevzu tabii. DEVA ve Gelecek, kendilerinden beklenilen faydayı sağlayamadığı müddetçe, muhalefet cephesi için bir şey ifade etmiyor. “Katma değerinle gel, geliyorsan kardeşim..” deniliyor. Tabii bunların amacı üzüm yemek değil. Bağcıyı döverek bir yerlere mesaj vermek istiyorlar. Babacan ve Davutoğlu bu saatten sonra, Millet İttifakı’nda kalsa da, gitse de bir şey ifade etmez. 

Artık onlar, algı oluşturmak isteyenlerin gözünde muhalefete sızmış İslamcı birer ajandırlar. 

Birilerine göre, ben iktidarı eleştirsem de, onu destekleyen bir köşe yazarıyım. El hâk doğrudur. Lakin yatıp kalkıp 6’lı masayı yazmaktan zevk alan birisi değilim. Ben, Türkiye’de güçlü bir muhalefetin olmasından yanayım. Böylesi muhalefet iktidara da sinerji katar. Ama nedense altılı masa beni hiç heyecanlandırmıyor. Ateşe yaklaştıkça (seçim sath-ı mailine girildiğinde) sıcaklığın artacağını söyleyenler yanılıyor. Ben 6’lı masanın büyük fotoğrafına baktığımda, Ak Parti’ye alternatif olacak güçlü bir iktidar ihtimali görmüyorum. Yeter ki Ak Parti, Türkiye’nin de içinde bulunduğu ekonomik krizden ve oy çeperindeki daralmadan kurtulabilmek için; üretim, istihdam, ihracat ve bunlara ilaveten daha köklü çözümler ortaya koymak yerine, kırmızı çizgilerinden ödün vermesin. Ekonomik krizden kurtulabilmenin ve oy çeperindeki daralmışlığı önlemenin yolu, evvelce ödün vermediğimiz değerlerimizi hoyrat ellere teslim etmekten geçmemeli. 

Bizdeki muhalefet, Fransa seçimlerinin sonucunu iyi okuyabilmelidir. İkinci turun galibi Macron geçerli oyların %58.2’sini aldı. Nokta.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yorumcu

Gıda fiyatları düşmedikçe akp gidici. A101 1 yılda 2000 şube açarken, koca tarım bakanlığı her ilçeye bir şube açıp sebze meyveyi ucuza satamıyorsa, piyasayı yönlendiremiyorsa, akp çürümüş demektir

Elmas Karadeniz

Hay eline ve yüreğine sağlık sayın yazar. Müthiş bir tespit. Alkisliyorum
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23