• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Yunak, Ağlasun, Döşemealtı, Adilcevaz... İşte rivayetleriyle şaşırtan ilginç isimli şehirler!

Binlerce yıllık kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan Anadolu’nun her köşesinde farklı bir hikâye yatıyor. Türkiye’de bulunan bazı ilçelerin isimleri ise özellikle dikkat çekiyor. Her ilçenin kendine özgü bir hikâyesi olsa da, bu şehirler öncelikle isimleriyle ön plana çıkıyor.

2020-02-18 18:53:00 -
Yunak, Ağlasun, Döşemealtı, Adilcevaz... İşte rivayetleriyle şaşırtan ilginç isimli şehirler!

 

 yeniakit.com.tr  kültür-sanat 

Anadolu’daki bazı ilçeler, ilginç isimleriyle dikkat çekiyor.

Her birinin isimleri kadar, rivayetleri de şaşırtıyor.

İşte adları ve rivayetleriyle dikkat çeken o ilçeler.

Banaz

Banaz ilçesi, ismini nerden aldığı hakkında birçok rivayet bulunuyor. Ama bu rivayetlerin en yaygın olanı, lakapları "Barnaz" olarak bilinen üç kardeşin arazi paylaşımı sırasında kendilerine düşen payı az bularak "Bana az", "Benimki az" demesiyle aralarında başlayan ve bitmek bilmeyen tartışmaları sonunda ilçenin adının Banaz olarak anılması.

Döşemealtı

Döşemealtı, adını antik çağda Pamfilya kentleri ile Pisidia kentlerinin birbirine bağlayan yollardan birisi olan Derbent boğazındaki döşeme taş yolundan almıştır. Osmanlı döneminde de işlevini sürdürmüş olan bu yol yakın zamana kadar Yörükler tarafından göç yolu olarak kullanılmıştır. Döşeme taşlardan oluşan bu yol, Döşemealtı Platosuna adını vermiştir. Bu sebeple bölge halkının, döşeme yolun geçtiği boğaza "Döşeme boğazı", yolun altında kalan düzlüğü de "Döşemealtı" olarak adlandırdığına inanılmaktadır.

Adilcevaz

Bir rivayete göre Adil isminde fakir bir delikanlı, Cevaz isminde zengin bir ailenin güzeller güzeli kızına sevdalanmış. Bunu fark eden Cevaz'da Adil'e sevdalanmış. Ancak aralarındaki en büyük engel, Adil fakir, Cevaz ise soylu bir ailenin biricik kızıymış. Günlerden bir gün Adil, Cevaz'ı Allah'ın emri, Peygamberin kavli ile istemeye gitmiş. Ancak Cevaz'ın babası bu duruma çok sert tepki göstererek kızı vermediği gibi, görüşmelerini de yasaklamış. Buna dayanamayan Adil, Cevaz'ın evinin karşısındaki tepeden kendini atmaya karar vermiş. Cevaz, Adil'in tepeye yaklaştığını görünce "Adil" diye bağırmış. Sevdiğinin seslendiğini duyan Adil ise "Cevaz" diye seslenmiş. Adil hayatını kaybetmiş, Cevaz'da kısa bir süre sonra bir hastalığa yakalanarak vefat etmiş. İkilinin ölümsüz aşkına şahit olan bölge halkı ise, "Bu dünyada birbirlerine kavuşamadılar, bari adları yaşasın" düşüncesiyle buraya Adilcevaz adını vermiş.

Şefaatli

Şefaatli ismi ile ilgili 2 rivayet bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, Selçuklu Türkleri Anadolu'yu Türkleştirirken Beyaz atlı bir Türk akıncısı, şafak vakti beyaz atı ile Şefaatli'ye bakan hâkim tepelerde görünür ve uzun süre vadiyi gözetleyerek yöre halkını korurmuş. Şafak atlı akıncının görülmesi ile birlikte bu bölgedeki eşkıyalar buradan uzaklaşırlarmış. Çünkü masumlara zarar veren eşkıyaları şafak atlı akıncı cezalandırırmış. Şafak atlının şafak vakti görüldüğü yer anlamındaki isim, ilçeye 'Şefaatli' olarak verilmiştir. Diğer bir rivayete göre ise, bölgede Hz. Muhammed'in (s.a.v.) şefaatini kazanmış bir büyüğün yaşadığına inanılmaktadır. Bundan dolayı, şefaat edilenlerin yaşadığı yer anlamına gelen Şefaatli adı, ilçeye verilmiştir.

Ağlasun

İlçenin adının nereden geldiğine dair iki rivayet vardır. Birinci rivayete göre, 'Sagalassos' Şehri yıkıldıktan sonra bu bölgeye güneyden gelen Yörük aşiretleri, kasabanın bulunduğu yere aralıklı olarak oba oba yerleşmişler, aradan yıllar geçtikçe, insanlar çoğaldıkça yeni evler kurarak geniş bir sahayı kaplayarak bir yerleşim birimi oluşturmuşlar ve adını Sagalassos’dan esinlenerek Ağlasus-Alasu ve sonunda da Ağlasun denmiştir. İkinci rivayete göre ise Büyük İskender Sagalassos Şehrini almak için şehre üç-dört kez saldırmış, buna rağmen kenti bir türlü hâkimiyeti altına alamamıştır. Fakat son saldırısını bugün yıkıntıları bulunan hamamın yan tarafında bulunan tepeden yaparak kanlı çatışmalar sonucunda şehri ele geçirmiştir. Bu tepenin adı daha sonra İskender Tepesi olarak kalmıştır. Büyük İskender’in bu seferini annesi sürekli olarak izlemekte ve bilgi almaktadır. Büyük İskender’in Annesi bu bölgeden gelen habercilere "İskender Sagalassos’u aldı mı?" diye sorar. Onlar da "Büyük Komutanımız İskender Sagalassos’u aldı. Fakat savaş sırasında en sevdiği cesur komutanlarını kaybettiğinden ağlamaktadır"derler. Bunun üzerine annesi, "Oğlum Sagalassos’u aldıysa bırakın ağlarsa ağlasın." der. Bunun üzerine ilçenin ismi sırasıyla Ağlarsın-Ağlasın-Ağlasun şeklinde kaldığı söylenir. 

Çavdır

Çavdır, adını bir rivayete göre, Aydın-Denizli istikametinden gelen kervanların burada konaklayıp, çadır kurmaları ve daha sonra, Antalya tarafına devam etmelerinden almıştır. Çadır kurulan yer daha sonra 'Çavdır' olarak anılmış ve sonuçta Çavdır ismi ortaya çıkmıştır. Bir başka rivayete göre ise bir evliya gelmiş ve bir sülalenin arazisinde konaklamak istemiş, fakat burada konaklamasına izin verilmemiş. Bunun üzerine evliya "Arı buğday ekin, çavdar kaldırın" diye beddua etmiş ve buradan ayrılmıştır. O günden sonra yerleşim biriminin adı Çavdar olarak anılmaya başlamış ve zamanla Çavdır’a dönüşmüştür.

Lapseki

Lapseki adının nereden geldiğine dair 2 rivayet bulunmaktadır. Birinci rivayete göre Lapseki'nin Anadolu'ya yapılan Hellen göçleri öncesi varlığını sürdürdüğü ve Pityausa olarak adlandırılmıştır. Kordos'un sülalesinden olan Foça'da doğmuş, Fobus (Phoebus) ve Blebüsus isimlerindeki iki kardeş Pityausa'da hükümdar olan kral Mandrom'a hizmet ediyorlarmış. Mandrom bu iki kardeşi Foça'lı göçmen kafilesini göndermek üzere görevlendirmiş. Kafile Fobus'un nezareti altına girmiş. Bu sırada adına Bebrykos'lar denen ve bu bölgede yaşayan yerli halkın saldırısına uğrayan göçmenler tam öldürülecekleri sırada Kral Mandrom'un kızı Lampseke araya girmiş ve göçmenleri ölümden kurtarmış. Bu nedenle Hellen göçmenleri Lampseke'ye bir tanrıça gibi tapmışlar ve sonradan ele geçirdikleri Pityausa kentine onun adını vererek günümüzde Lapseki adını almasını sağlamışlardır. İkinci rivayete göre ise, XVI. yüzyıl ünlü gezginlerinden Evliya Çelebi (1611-1682) yazdığı seyahatnamesinde Lapseki'den şu şekilde bahsetmiştir. "Deniz kenarından uzak bir bayır ve seki üzerinde incirli bir orman vardı. Türkler incire Löp derdi. İşte burada yapılan bu şehre de incirli seki anlamında Lapseki denilmiştir" ki adı "Löpseki"den gelmektedir.

Yunak

Bu ilçenin ismi nereden geldiğine dair iki rivayet bulunmaktadır. Birinci rivayete göre eski zamanlarda Turgutlu Kasabası halkı derede koyun, kuzu ve yün yıkarmış, Yunak isminin de yün yıkamaktan geldiği düşünülmüştür. İkinci rivayete göre ise Karataş Deresi'nde yıkanan yünler beyaz olduklarından Akşehir ve Konya merkezde kolayca alıcı bulurmuş, yünü ak ifadesi kullanılmış ve Yunak isminin buradan geldiği düşünülmüştür.

Keşan

Keşan, Farsça bir sözcük olup, "keş" sözcük kökünden türemiştir. Keş Farsçada çekmek anlamına gelir, sonuna gelen -an eki sözcüğe çoğul anlam katarak, "çekenler" anlamını vermektedir. 1359 tarihinde Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra, buraya Anadolu'dan göçmenler getirtilip yerleştirilmiştir. "Gacal" tabir edilen eski yerlilerin, bunların torunları olduğu söylenmektedir. Trakya'nın güneyine yoğun olarak yerleştirilen bu Yörüklere "Topkeşan Yörükleri” denilmektedir. Topkeşan Yörüklerinin görevi savaş sırasında savaş toplarını savaş alanına götürmek ve getirmektir. İsim zamanla kısalmıştır ve 'Keşan' olarak kullanılmaya başlanmıştır. Anadolu'da halk arasında işlevi "çekmek" türünden değişik nesnelere de bu ismin verildiği görülmüştür. Bazı yörelerde atların deri koşumlarına "keşan" denmiştir. Karadeniz yöresinde özel parlak renkli kumaştan yapılan bir peştamal ve başörtüsü türüne keşan denilmiştir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı