Yılda 50 bin mısır satıyor! Bayat mısır yedi, hayatı değişti
İstanbul Eminönü’nde yıllar önce aldığı bayat mısırdan sonra bu işi kendisinin daha iyi yapacağına karar veren Dursun Öztürk, 18 yıldır tezgâhının başından ayrılmıyor.
Fatih Eminönü’nde yıllar önce aldığı bayat mısır, Dursun Öztürk’ün hayatında yeni bir kapı açtı. Başakşehir Eski Şamlar Mahallesi'nde gecekonduda yaşayan Dursun Öztürk, işsiz olduğu dönemde Eminönü'ne giderek bir tezgahtan mısır satın aldı. Uzun süre kuyrukta bekledikten sonra aldığı mısırı yemeye başlayan Öztürk bayat çıkan mısırı beğenmedi. Tezgâh sahibine tepki gösteren Öztürk, " 'İnsanlara kötü mısır satıyorsunuz' dedim. O da 'Senden para istemiyorum, kaybol git' dedi. O gün karar verdim; ben bu işi daha iyi yaparım dedim" ifadelerini kullandı.
15 mısırla işe başladı
Eve döndüğünde eşi Zeynep Öztürk'e mısırcı olmak istediğini söylediğini belirten Dursun Öztürk, eşinin de kendisine destek verdiğini ifade etti. Bir piknik tüpü ve 15 mısırla işe başladığını anlatan Öztürk, "İlk gün yarısını sattım. Satamadıklarımı eve götürüp çocuklara yedirdim. Sonra odun ateşinde yapmaya karar verdim" dedi. Eşiyle birlikte bir arsa kiralayarak odun ateşinde mısır pişirmeye başladıklarını dile getiren Öztürk, yıllar içinde işini büyüttüğünü söyledi. Öztürk, "15 mısırla başladım, şimdi yılda ortalama 40-50 bin mısır satıyorum. İnsanlara değer veririm. Helalinden kazanırım" diye konuştu.Mısırcılık serüveninde en büyük destekçisinin eşi Zeynep Öztürk olduğunu belirten Dursun Öztürk, eşinin 2024 yılı Temmuz ayında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini söyledi. Eşini çok özlediğini dile getiren Öztürk, "Onunla birlikte yıllarca omuz omuza çalıştık. O olmayınca hiçbir şeyin tadı kalmadı ama tezgâhı kapatmadım" dedi.
Küçük bir tüple başladı
İnsanlara değer verdiğini vurgulayan Dursun Öztürk, "Boşta geziyordum Eminönü'ne gidip bir mısır yiyeyim dedim. Mısır bayat, millet kuyruğa girmiş. Ondan sonra mısırı çöpe attım. Adama ağzıma geleni söyledim 'Böyle mi iş yapıyorsunuz, Vatandaşa böyle mi mısır yediriyorsunuz' dedim. Adam da bana 'Sen kaybol git. Para istemiyorum senden' dedi. Ben de mısır satmaya başladım. Önce ufak bir tüple başladım. 15 mısır pişirdim. 15 mısırın 7 tanesini sattım, 8 tanesini de çocuklara götürdüm. Bu işin tüple yürümeyeceğini anladım. Bu sefer de odun satın aldım. Ufaktan başladım, sonra iş büyüdü gitti. 18 yıldır mısır satıyorum. Bir Allah'ın kulunun kalbini kırmamışım. İnsanlara çok değer veririm. Özellikle hanımlara daha çok değer veririm" dedi.
“Kaliteye de çok önem veririm”
Mısırları nasıl seçtiğini ve nasıl pişirdiği anlatan Öztürk, "Kaliteye de çok önem veririm. Akşama kadar kalan mısır, burada kesinlikle satılmaz. Hayvanlara veririm. Milletin sağlığıyla hayatta oynamayız. Mısırları önce güzel temizleriz. Kazanı da güzelce temizleriz. Soyarız mısırları. Ardından kazana koyarız ateşi yakarız, odun koyarız. Bu şekilde pişer, vatandaşa hizmete başlarız. Daha çok kazanda tercih ediliyor. Közleme biraz daha az gider. Talep üzerine yaparız. Çünkü kalınca soğuyor, insanlar sevmiyor. Taze taze yapıyoruz. Mısırlarımız özel gelir. Biz kazan mısırı yapıyoruz, devamlı müşterimiz olduğu için. O yüzden mısırlarımızı özenle seçeriz. Kaliteye değer veririz kaliteli alırız normal mısır almayız." diye konuştu.
“Ne ağzımın tadı var ne tuzu var”
Desteğiyle mısırcılık yapmaya başladığı eşini kaybettiğini de anlatan Öztürk, "Ben eşimi kaybettim, bütün herşeyimi kaybettim. Ne ağzımın tadı var ne tuzu var. 2024 Temmuz'un 10'unda kalp krizinden kaybettik. Çok üzgünüm, dünyam karardı. Keşke ölmeseydi de, bir lokma ekmeğe muhtaç olsaydım" dedi.
Öztürk, insanlara değer verdiğini belirterek, "Hizmet; elimizden geleni yapıyoruz. Mesela alıyor ailesiyle geliyor. Bazen yasak oluyor yapamıyor. Biz burada elimizden geleni yapıyoruz. Zaten ateş yanıyor burada; ızgaramız da var. İki dakikada pişirip vatandaşa veriyoruz. Ücret de almıyoruz. İnsanlar beni Ordulu mısırcı Dursun Dayı olarak tanırlar. Hepsi beni severler, hepsinden Allah razı olsun. Hiçkimseye yanlış yapmam, insanlara çok değer veririm" dedi.