Washington’da perde arkası hareketli! ABD–İran gerilimi kontrollü satranca dönüştü
Washington kulislerinden sızan bilgilere göre ABD–İran gerilimindeki tırmanış tesadüf değil, kontrollü bir baskı planının parçası. Trump’a yakın çevreler, hedefin savaş değil; İran’ı ekonomik, askerî ve psikolojik kuşatmayla müzakere masasına zayıf oturtmak olduğunu vurguluyor.
OKAN ÇETİNDAĞ İSTANBUL
ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden kritik bir eşiğe yaklaşırken, Washington kulislerinden sızan bilgiler kamuoyuna yansıyan resmî açıklamaların çok ötesinde bir tabloya işaret ediyor. Özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump’a yakın çevrelerden aktarılan değerlendirmeler, Orta Doğu’da bilinçli biçimde tırmandırılan bir baskı stratejisinin devrede olduğunu ortaya koyuyor.ABD donanmasına ait uçak gemileri ve savaş unsurlarının Orta Doğu’ya yönlendirilmesi Washington tarafından “olağan askerî faaliyet” olarak tanımlansa da, perde arkasında bu hamlenin İran’a yönelik açık bir uyarı niteliği taşıdığı konuşuluyor. Trump’a yakın kaynaklara göre mesaj net: “Masaya gelmezsen, sahada konuşuruz.” Pentagon’un bölgeye sevk ettiği ilave hava savunma sistemleri ve savaş uçakları ise yalnızca savunma amaçlı değil; gerektiğinde sınırlı ve nokta atışı operasyonlara hazır bir güç gösterisi olarak değerlendiriliyor.
HEDEF REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL, STRATEJİK GERİ ADIM
Washington kulislerinde hâkim olan yaklaşım, İran’da rejim değişikliğinden ziyade Tahran’ın zorunlu bir stratejik geri çekilmeye mecbur bırakılması yönünde. Bu yaklaşım Trump çevrelerinde “kontrollü teslimiyet” olarak tanımlanıyor.
ABD’nin beklentileri ise üç başlıkta toplanıyor; İran’ın nükleer programının kalıcı şekilde sınırlandırılması, Bölgedeki vekil güçlerin etkisizleştirilmesi, Balistik füze kapasitesinin müzakere masasına taşınması. Trump’a yakın kaynaklar, İran’ın ekonomik ve toplumsal açıdan son yılların en kırılgan döneminden geçtiğini ve bu durumun Washington açısından önemli bir baskı unsuru olarak görüldüğünü vurguluyor.
TAHRAN’DA EKONOMİK VE TOPLUMSAL BASKI ARTIYOR
İran’da derinleşen enflasyon, döviz krizi ve uzun süredir bastırılmaya çalışılan toplumsal huzursuzluk, yönetimi olağanüstü önlemler almaya zorluyor. Kulis bilgilerine göre Tahran yönetimi güvenlik yetkilerini genişletti, ekonomiyi sıkı denetim altına aldı ve ordu ile güvenlik birimlerini yüksek alarm seviyesine geçirdi.
Washington’da ise bu tablo, “baskıyı artır, savaşı başlatma” anlayışını güçlendiren önemli bir veri olarak okunuyor.
GÖRÜNMEYEN DİPLOMASİ MASADA
Trump’ın kamuoyuna dönük “İran anlaşma arıyor” açıklamalarının tamamen temelsiz olmadığı ifade ediliyor. Washington kulislerine göre Umman ve Katar üzerinden dolaylı temaslar sürerken, İran doğrudan değil aracılar vasıtasıyla nabız yokluyor. ABD’nin ise müzakereler karşılığında yaptırımların bir bölümünü pazarlık unsuru olarak kullanmaya hazır olduğu belirtiliyor.
Ancak Trump cephesinde altı çizilen temel nokta şu: Bu kez masanın kurallarını Washington belirlemek istiyor. ABD tarafında geniş çaplı bir savaş senaryosu tercih edilmiyor. Bunun yerine hedefi net, sınırlı askerî hamleler, karar alıcı çekirdeğe dolaylı baskı ve ekonomik-psikolojik kuşatma stratejileri ön plana çıkıyor. Bölgedeki ABD donanma varlığı da bu yaklaşımın caydırıcı unsuru olarak değerlendiriliyor.
TIRMANIŞ TESADÜF DEĞİL
Washington kulislerine göre ABD–İran hattındaki tırmanış bir kazanın değil, bilinçli şekilde kurgulanmış bir planın ürünü. Trump ve ekibinin hedefi, İran’ı savaşmadan geri adım atmaya, müzakere masasına zayıf oturmaya ve bölgesel etkisini daraltmaya zorlamak. Tahran açısından ise zaman giderek daralıyor. Ekonomik baskı ve iç gerilim, İran’ı ya riskli bir meydan okumaya ya da ağır şartlar içeren bir uzlaşmaya sürüklüyor. Önümüzdeki haftalar, Orta Doğu’da ya sert bir anlaşmanın ya da kontrollü bir çatışma sürecinin şekillenebileceği kritik bir döneme işaret ediyor.