Uzlaşıya Direnen SDG/YPG Çatışmaları Derinleştiriyor: SDG/YPG’nin Silah Bırakmaması Sahayı Isıtıyor
Mart ayında Şam yönetimiyle varılan mutabakatta belirtilen sürenin dolmasına rağmen silah bırakmamakta direnen SDG/YPG, Halep’te sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarıyla sahadaki gerilimi tırmandırdı.
Mart ayında Şam yönetimiyle varılan mutabakatta belirtilen sürenin dolmasına rağmen silah bırakmamakta direnen SDG/YPG, Halep’te sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarıyla sahadaki gerilimi tırmandırdı. Uzlaşıdan uzak tutumunu sürdüren terör örgütünün, ABD ve İsrail desteğiyle çatışmaları derinleştirdiğini belirten Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Uzmanı Mehmet Uslu, yaşananların Türkiye’nin kararlı duruşunu test etmeye yönelik olduğunu vurguladı. Halep’te dronlu saldırılar ve mayınlı tuzaklarla sivilleri hedef alan örgütün, çatışmaları başka bölgelere yayma riski taşıdığına dikkat çekildi.
SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL
54 yıllık BAAS rejiminin devrilip Esed’in kaçmasının ardından özgürlüğüne kavuşan Suriye’de terör örgütü PKK’nın uzantısı SGD ile mart ayında yapılan mutabakatta belirtilen sürenin dolmasının ardından bebek katili terör örgütü harekete geçti. Emperyalist güçlerin taşeronu olan terör örgütü PKK/SDG, Halep’te bir kez daha gerçek yüzünü ortaya koyarken Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini işgale girişen örgüt unsurları, sivil yerleşimleri hedef alarak bölgeyi adeta yaşanmaz hâle getirdi. Kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı gözetmeyen saldırılarla masum halkı hedef alan teröristler, kentte tam anlamıyla bir korku iklimi oluşturdu. Suriye ordusunun gerçekleştirdiği yoğun “Şilka” atışlarıyla ağır darbe alan örgüt mensupları, sahada tutunamayınca öfkelerini savunmasız sivillerden çıkarmaya başladı.
Suriye Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, terör örgütünün sivillerin tahliye güzergâhı olarak kullandığı ana yolları ve ara sokakları mayınlarla döşediği, kamu binalarından özel mülklere kadar birçok noktayı patlayıcı tuzaklarla donattığı bildirildi. Açıklamada, PKK/SDG unsurlarının sivilleri canlı kalkan olarak kullanarak mahallelerden çıkmak isteyen yüzlerce kişiye ateş açtığı, böylece halkın güvenli bölgelere ulaşmasını engellemeye çalıştığı vurgulandı. Şehir içinde estirilen bu organize terör, sivillerin hayatını hiçe sayan bir anlayışın ürünü olarak nitelendirildi. Batılı ülkelerin “insan hakları” söylemleriyle örtmeye çalıştığı bu vahşet, sahadaki gerçeklerle bir kez daha çelişirken, Halep’te yaşananlar terör örgütünün ve arkasındaki güçlerin iki yüzlü tutumunu gözler önüne serdi. Öte yandan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı Mehmet Uslu, terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı SDG/YPG’nin son dönemde artan saldırılarını ve Şam yönetimiyle uzlaşmaz tutumunu gazetemize değerlendirdi. Uslu, verilen sürenin sonuna gelinmesiyle birlikte çatışmaların artık kaçınılmaz hâle geldiğini söyledi.
PKK TERÖR ÖRGÜT MUTABAKATA UYMADI
SDG/YPG’nin silah bırakmamakta ısrar ettiğini ve Şam yönetimiyle uzlaşıdan uzak açıklamalarını sürdürdüğünü vurgulayan Uslu, “YPG/SDG- PKK’nın silah bırakmaması Şam yönetimi ile uzlaşıdan uzak açıklamaları verilen sürenin sonuna gelindiği şu durumda çatışmaların kaçınılmaz olduğunu görmekteyiz. Sunulan anlaşmaya uyulmaması İsrail ve ABD’den gelen destek terörist oluşumların Şam yönetimi ile anlaşma yapmamak adına ayak diretmesiyle devam etmekte. Geri planında ABD’nin Şam yönetiminin üzerinde İsrail ile birlikte otoritesini artırma isteği ilerleyen dönemde İsrail’in Suriye’de bulunan Dürziler, Nusayriler, Kürtler ve bu etnik kesimlerin mensubu oldukları terörist grupların desteklenerek Suriye’nin bölünmesi adına yerleştirilmek istenen dinamitler olduğu apaçık ortadadır. 10 martta yapılan anlaşmaya uyulmaması ve terör faaliyetlerine devam edilmesi Türkiye’nin duruşunun testi olarak da nitelendirebiliriz. Teröristler Türkiye’nin sabırlı ve yapıcı adımlarını istismar etmiş ve bölgeyi militarize eden İsrail ABD ve koalisyon güçlerinin gölgesine sığınarak naralar atmıştır. Şam yönetimi ile görüşmelerde kabul edilemez şartlar sunmuştur. Uzlaşı adına verilen sürenin dolması ile bu süre zarfında da aralıksız devam ettikleri yüzlerce saldırılardan bir tanesi daha gerçekleşmiş Halep bölgesinde bulunan Suriye güvenlik güçlerine dronlu saldırı düzenlenmiş kan akmıştır. Halep’te devam eden çatışmalar başka bölgelere sıçrama riski taşımaktadır. Fırat’ın doğusunda bulunan terörist gruplar Halep’e militan ve silah takviyeleri yapmaktadır” ifadelerini kullandı.
ABD TERÖR GRUPLARINI DONATTI
Kamikaze dronların, Mayınlar ve tüneller, sivilleri kalkan olarak kullanan terör örgütü mensuplarının ve stratejik konuma yerleşmiş keskin nişancıların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Uslu, “uzun zamandır bu bölgeye binlerce tır mühimmat sevki yapan ABD burada bulunan teröristlere zırhlı araçlar, tanklar, hava savunma sistemleri, dronlar, helikopterler temin etmiş olmakla birlikte bunların eğitimleri verilmiş durumda. Ortada ABD İsrail ve koalisyon güçleri tarafından desteklenen eğitilen örgütlendirilen bir terör oluşumu mevcut. Çatışmaların başlaması ile birlikte Fırat’ın doğusunu işgal etmiş olan terörist gruplar YPG-SDG-PKK ellerinde tuttukları bölgelerde bulunan hapishanelerde tutuklu olan İŞİD/DEAŞ’lı suçluları salarak aslında bölgesel ve küresel terörü hem uygulayan hem destekleyen olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Başta ABD olmak üzere koalisyon güçlerinin içinde bulunan birçok ülke Suriye’de İŞİD/DEAŞ bahanesi/terörü sebebiyle bulunmakta ve saldırılar düzenlemektedir” dedi.
ANKARA OLACAKLAR HAKKINDA MDEFALARCA UYARDI
Ankara’nın Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren terör örgütlerinin tasfiye edilmesi ve bu yapılara verilen desteğin sonlandırılması konusunda Washington’u defalarca uyardığını hatırlatan Uslu, “Türkiye’nin bölgesel ve küresel barışın istikrarın temini konusunda net duruşu ABD ile olan diyaloglarında Irak ve Suriye’de bulunan bu terörist grupların tasfiye edilmesi ve desteklenmemesi adına defaatle uyarılarda bulunmuştur. Günümüze geldiğimizde gerçekleşen durum ABD tarafından desteklenen teröristlerin sözde mücadele edilen bir diğer terörist oluşumla paralel olarak iş tuttuğu gerçeği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu durumda ABD ve koalisyon güçleri Türkiye’nin yanında yer almalı Suriye ve Irak’ta bulunan YPG-SDG-PKK-DEAŞ-İŞİD terörist grupların teslim olması veya operasyonla ortadan kaldırılması konusunda desteklerini sunmaları gerekmektedir. Aksi takdirde uluslararası hukukun bir kez daha hiçe sayılarak terörist devletler statüsüne sahip olmalarıyla sonuçlanma potansiyeli taşımaktadır. Artık karar verilme sürecine girilmiştir. Bölgesel ve küresel teröristlerle mi yol alınacak yoksa küresel ve NATO müttefiki ve NATO’nun 2. En büyük ordusu olan Türkiye’nin yanında yer alınacağı kararlaştırılmalıdır. Sn. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği üzere Türkiye’nin yanında olanın kazanacağı karşısında olanın kaybedeceği nettir” şeklinde konuştu.
İSRAİL ARKADAN VURUR
İsrail’in Suriye topraklarına dair planları olduğunu hatırlatan ve Şam yönetimine engel olmak isteyeceğini belirten Uslu “Şam yönetimi ve Fırat’ın doğusunda bulunan teröristlerle yaşanacak olası büyük çatışmaya kuzeyden Türkiye’nin müdahil olması veya Şam yönetiminin Fırat’ın doğusunda ilerleme ve hakimiyet sağlaması durumunda ilk olarak güneyden İsrail’in Suriye Milli Ordusu birliklerini vuracağı bu saldırılarını Suriye geneline yayma potansiyeli unutulmamalıdır” dedi.