• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

"Üç rekat mı kıldım, dört rekat mı?" Vesveseden kurtulmak için ne yapmalı?

Kalbimize devamlı gelen kötü düşüncelerden kurtulmak aslında o kadar zor değil. İşte yöntemi...

Yeniakit Publisher
2020-04-09 14:25:00 -
"Üç rekat mı kıldım, dört rekat mı?" Vesveseden kurtulmak için ne yapmalı?

Düşmanı yenmenin ilk basamağı onu tanımak ve ona göre yöntem belirlemektir. İnsanın düşmanı olan şeytanın ilk hedefi, insanın imansız olmasıdır. İmandan uzaklaştırmayı başaramadığında ise geri adım atar ve ibadetleri engellemeye çalışır. Kalplere kötü şeyler fısıldar ve insanlar bunların kendi kalplerinden geldiğini sanarak rahatsız olur.

Boş eve hırsız girmez

Öncelikle bilinmesi gereken şudur; iman varsa vesvese gelir. Müminin kalbinde uğraşılacak bir şey olmasa şeytan uğraşmaya gerek duymayacaktır. Vesvesenin bizim irademiz dışında olduğunu anlamanın bir diğer yolu da kalbin bu düşüncelerden rahatsız ve tedirgin olmasıdır.

Fiiliyata dökülmüyorsa mesuliyet yok

Bir konuda mesul olmak için irade ve şuur şarttır. Bu itibarla, vesvese için irade devrede değilse ve plân, programı yapıp, "gel" diye kalp ve düşünce kapılarımızı bizzat kendimiz aralamıyorsak, bu düşüncelerden mesul sayılmayız.

Vesvese ne zaman zarar verir?

Kalbe gelen kötü düşünceler, üzerinde durulup kurcalandığı ve merakla karıştırıldığı zaman zararlıdır. Vesvese büyük gördükçe, önemsendikçe büyür ve bir balon gibi şişerek insanı yutacak hâle gelir. Mümin, bu düşünceleri kendine mal ederse, zamanla huy haline getirir ve şeytan karşısında zarara uğrar. Bu durumda şeytanın bir oyunu daha devreye girer ve insan "Artık ben mahvoldum. Bundan sonra cennete giremem." diye düşünerek mağlubiyeti kabul eder.

En çok gelen vesveseler

Vesveseye müptela olan insanların en çok karşılaştıkları vesvese "en iyi ameli, en eksiksiz ibadeti" yapma zannıdır.

Buna bir de takva düşüncesi girmişse, meselenin üstüne üstüne gider. Gittikçe de vesvesenin şiddeti artar. Zaman içinde öyle bir dereceye varır ki, amel ve ibadetin en iyisine ulaşayım derken harama düşebilir. Bazen sünnet olan bir ibadeti ideal mânada yapmaya çalışırken, farkında olmadan bir farzı terk eder. Sonunda da "Acaba ibadetim sahih oldu mu?" diye peşi peşine o ibadeti iade eder durur. Zaman içinde bu hal devam eder, sonunda büyük bir ümitsizliğe düşer. Şeytan bu halinden istifade eder ve onu yaralar.

'Ya başımı mesh etmeyi unuttuysam?'

Bu tür vesveseye kapılan bir insan abdest almaya başlar, o anda vesveseye yakalanır, kollarını yıkarken tekrar başa döner, ayağını yıkayıp abdestini bitirmesi gerekirken bir daha başa döner veya abdestini aldıktan sonra "Herhalde sağ kolumu yıkamadım, başımı meshetmedim..." gibi bahanelerle üst üste üç-beş defa abdest alır. İşte burada şeytanın attığı vesvese oku hedefini bulmuştur. Bu durum artık o insanda bir hastalık haline gelmiştir.

Bu nedenle bir abdest uzvunu yıkayıp yıkamadığından devamlı şüpheye düşen birisi, o zaman hiç vesveseye meydan vermeden, o uzvunu yıkadığını kabul ederek namaza durmalıdır.

Bu konuda Peygamberimizin (asm) bir tavsiyesi de şu şekildedir:

Bedevinin birisi Resulullaha (a.s.m.) gelerek abdestin nasıl alınacağını sordu. Resulullah (a.s.m.) azalarını üçer defa yıkayarak ona abdest almayı gösterdi. Sonra da şöyle buyurdu:

"İşte abdest budur. Bundan fazla yapan sünneti terk ederek hata yaptı, sınırı aştı ve nefsine zulmetti demektir." (İbni Mâce, İkame: 48)

'Üç rekat mı kıldım dört rekat mı?'

Başta abdest ve namaz olmak üzere ibadetlerde unutabiliriz, ne okuduğumuzu, ne kadar okuduğumuzu, kaç rekât kıldığımızı bir an için aklımızda tutamayabiliriz. Böyle durumlarda da hemen telâşa kapılmamalı, çareyi yine ibadetin kendi içinde aramalıyız.

Bu konuda Abdullah bin Mes'ud şöyle rivayet eder: "Resulullah (a.s.m.) namaz kıldırdı. Ya fazla yaptı, ya eksik yaptı. Bunun üzerine, 'Yâ Resulallah! Namaza bir şey mi ilave edildi?' denildi. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:

"Ben ancak bir insanım. Siz unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Biriniz unuttuğu vakit, oturduğu halde iki secde yapıversin." buyurdu. Sonra Resulullah kıbleye dönerek iki secde etti. (İbni Mâce, ikame: 129)

Şeytanın değil, Allah'ın sözlerine kulak verin

Bir de meselenin şu yönü vardır: İnsan bu çeşit vesvesenin şeytandan kaynaklandığını bildiği halde veya sevdiği, itimat ettiği, bilgisine güvendiği birisi tarafından kendisine haber verildiği halde, hiç aldırmadan vesvese etmeye devam ederse, bu sefer vebal altına girmiş, hatta günah işlemiş olur. Çünkü bu takdirde Allah'ı ve Allah dostlarını dinlemiyor, şeytana kulak veriyor demektir. Bu durumda tercihini belirleyecektir: "Allah'a mı itaat edeceğim, yoksa şeytana mı kulak vereceğim?"

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı