Tevhid İlkesi Karşısında Cemaat ve Tarikatler! (5)
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Hukukçu yazar Av. Ömer Faruk Uysal 'Tevhid İlkesi Karşısında Cemaat ve Tarikatler! (5)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;
Hz. Peygamberin yaratılmışların en üstünü olduğu halde, bunun davasını güdmediği ve güdenlere de izin vermediği hususuna devam ediyoruz. Bir gün kendisini "Ya hayra'l beriyye!" [Ey yeryüzünün en hayırlısı!] diye çağıran sahabiye "o dediğin İbrahimdir!" buyurmuştur. (Ebu Davud)
Kur'an'da (2/26) aktarılan yaradılış konusundaki merakından dolayı müminlerin gönlünde bir tereddüt oluşmasın diye "Ben şüphe etmeye İbrahimden daha müstehakım!" diyecektir. (Buhari) Hz. Yunus'a karşı gönüllerde oluşabilecek menfiliği önlemek için, "Kimseye 'Ben Yunus b. Metta'dan daha hayırlıyım' demek yaraşmaz!" buyuracaktır. (Buhari) Bir gün Rabbinin kendisine ihsan ettiği üstün erdem ve makamları müminlere bildirmek durumundadır. Her bir üstün vasfını söyledikten sonra (adeta mahcubiyetle) "La fahra, la fahra" (Övünmek yok/ Bunları övünmek için söylemiyorum) demiştir!
Yüce Peygamberin en çok tekrar ettiği sözlerden biri de "ene beşerün" hadis-i şerifidir. Her zaman, insanlardan bir insan, bir beşer ve sizler gibi bir kulum derdi. Bu Kur'an'da da tekrar edilir (Kehf 110) "De ki: 'Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Şu farkla ki, bana İlahınızın ancak tek bir ilah olduğu vahyedilmektedir...' Yani, bana vahiy geliyor ama bir insanım. Vahiy ise Tevhidi bildiriyor. Kendi beşeriyeti ile tek bir ilah hakikati aynı ayette zikrediliyor!
İslamın en temel akidesi ve en kutsal sözü olan ve Müslümanlığa ancak onu söyleyerek (ve inanarak) girdiğimiz Kelime-i şehadet; "abdühu ve resuluhu" ile tamamlanır. Görüldüğü gibi, O'nun önce abd, kul, insan, olduğu; sonra da Allah'ın resulü, elçisi olduğu ikrar edilir. Kur'an'da bütün Peygamberlere "Biz de sizin gibi insanız!" dedirtilir. (14/11 )
Hurma aşısı ile ilgili olayın ardından ise şöyle demiştir: "Ben ancak bir beşerim, size dininizden bir şey emredersem onu alınız; ancak kendi kafamdan bir şey emredersem, ben de bir beşerim." (Müslim) Şimdiki din büyükleri, maşallah devlet, politika ve darbe emirleri dahi veriyorlar!
"De ki: Eğer yeryüzünde salına salına dolaşan melekler olsaydı, o zaman onlara elçi olarak şüphesiz gökten bir melek indirirdik." (17/95) Sizler melek olmadığınızdan, sizin gibi insanları sizlere elçiler yaptık!
Bir gün bir yabancı Resullullahı tanımak için Mescid-i Nebevi'ye gelir. Topluluğa göz attığında, oturduğu yer, kıyafet, insanların davranışları itibariyle temayüz eden birini göremediğinden hayretle sorar; "Sizin efendiniz kim?" O sırada kerim Peygamber arkadaşlarına su dağıtıyordur, cevap verir; "Bir kavmin efendisi onlara hizmet edendir."
"Hristiyanların İsa ibn Meryem'i övdükleri gibi beni övmeyin. Ben sadece bir kulum. Siz Allah'ın kulu ve Rasulü deyin." (Buhari, Müslim.) O sonradan kendisinin İsa gibi ilahlaştırılabileceği endişesi ile her türlü tedbiri aldı, sözü söyledi.
Bir adam onun yanına gelince korku ve heyecandan titremeye başladı. Bunun üzerine Resullullah (asm): "Korkma rahat ol. Ben kral değilim. Ben ancak Kureyş'ten kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum." dedi. "Kuriş" kuruş demektir. Malum yüz kuruş1TL eder. Fakat beyimize "Alihan Kureyş" denilmekteymiş!
Resul-ü Ekrem, kulluğa, beşerliğe, insanlığa, hatta fakirliğe razı olup iftihar etmiştir. "Fakr benim fahrimdir." demiştir. Mezkur hoca efendi, şeyh ve abiler ise, Kainat imamlığından, iki Peygamber yetkisinden, dünyanın en kıymetlisi ve en önemlisi olmaktan aşağısını kabul edemiyorlar! Onlar gerçekte büyük olmadıklarından büyüklük taslıyorlar. Habibullah, kainatın efendisi ise, asla büyüklük taslamıyor da derin bir tevazua bürünüyor.
"Peygamber yetkisi"de nedir? Kendisi peygamber değil ama peygamber yetkisi kullanıyor! Üstelik iki peygamberin yetkisini. Yetmiyor olacak ki, bir de Süleyman efendinin yetkisini! Peki, onun çocukluğundan beridir en sevdiği arkadaşı, Hicret yoldaşı, kendinden sonraki en faziletli olan Hz. Ebubekir "peygamber yetkisi" kullandığını hiç iddia etmiş midir? Ya müminlerin emiri Hz. Ömer? Mimar, işadamı Alihan bey nasıl kullanabiliyor? Bu ciddi bir savrulma ve sapma değil mi? Rahmetenlilalemin böyle bir yüceltmeden uzak dururken, sıradan şirketler grubu patronları için bu kadar yüceltmeler biraz fazla değil mi? Tevhid hakikati zarar görmüyor? Devam edeceğiz...