• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Terör örgütünün kayıpları sonrası o ülkeyi DAEŞ korkusu sardı…

Yeniakit Publisher
2017-08-29 17:23:00 - 2017-08-29 17:25:37

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Terör örgütünün kayıpları sonrası o ülkeyi DAEŞ korkusu sardı…

Son zamanlarda büyük darbeler indirilen DAEŞ terör örgütünün Tunus’ta büyük eylemler planladığı iddia ediliyor.

DAEŞ, Irak ve Suriye'de toprak kaybetmeye ve Avrupa'da eylemlerini artırmaya devam ederken örgütün sıradaki hamlelerinin neler olacağını analiz etmekte yarar var.

DAEŞ'in Libya'yı sözde halifeliğin öncü kolu olarak kullanma çabası, örgütün ülkedeki bölgesel kontrolü kaybetmesiyle boşa çıktı. Ancak Tunus ve diğer Kuzey Afrika ülkelerinden binlerce DAEŞ savaşçısının yakın gelecekte ülkelerine dönme hazırlığında olması, örgütün Kuzey Afrika'da varlığını genişletmeye dair umudunun henüz bitmediğinin işareti.

Libya'nın Sirte kenti, 2016 senesinin başlarında DAEŞ'in Irak ve Suriye dışındaki fiili başkenti olmak üzereydi. Ancak, Mayıs 2016'da başlayan, Libya'nın Birleşmiş Milletler destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin, ABD'nin yardımını da alarak düzenlediği hava saldırıları sonucu bölgede örgütün kökü 8 ayda kazındı.

Birçok DAEŞ savaşçısı kesin yenilgi öncesi Sirte'yi boşalttı ve Libya'nın farklı bölgelerine dağıldı. Küçük hücreler halinde hareket ederek, yerel otoritelere ve petrol bölgelerine saldırmayı sürdürdüler.

TEHLİKELİ İLİŞKİ: LİBYA-TUNUS BAĞLANTISI

Sirte'den kaçan DAEŞ savaşçıları arasında sınırı geçip komşu Tunus'a giden ve bu ülkedeki yapılanmaya çalışan örgüt üyeleriyle bir araya gelenler de oldu.

Tunus hududuna 60 kilometre uzaklıkta bulunan Batı Libya'daki sınır şehri Sabratha, bölgedeki militan aktivitelerin ve kaçakçılığın merkez noktası. Bu şehrin KasrTahil kısmında bir zamanlar DAEŞ talim kamplarından biri yer alıyordu. Bu kampta eğitim alan Nureddin Chouchane, Tunus'taki müze ve sahil saldırılarından sorumlu tutulan kişiler arasındaydı.

Şubat 2016'da ABD'nin bu kampa yaptığı hava saldırılarına rağmen, örgütün Sabratha ve çevresindeki varlığı sürüyor. Buna son vermek isteyen bölgedeki yönetim "Anti-DAEŞ Strateji Odası" adında bir yapı dahi kurdu. Bu hamle, üç hükümet, iki parlamento, bol miktarda silahlı milisin savaşı ve çatışması ile dolu Libya'nın süregelen politik kriz ve ekonomik çöküşünün bir yansıması.

Bölgesel yenilgilere rağmen DAEŞ'in belirli bölgelerde yeniden yapılanabilmesini sağlayan da işte bu yönetim zafiyeti. DAEŞ'inSabrathaçevresideki bölgeden atılamaması, örgütün savaşçılarına Libya ve Tunus arasında gidip gelme imkanı sağlıyor.

Tunus ve Libya'daki DAEŞ savaşçılarının arasında oldukça güçlü bir bağ var. 1980'lerden beri, Tunus ve Libya'dan savaşçılar dünyanın birçok bölgesinde yan yana savaşıyor. Bu savaşçılar, DAEŞ kurucusu Ebu Musab ez-Zarkavi'ninLevant bağlantıları arasında da yer alıyordu.

Tunus, 6.000 civarındaki vatandaşı ile DAEŞ'in dünya çapındaki en büyük yabancı militan kaynağı durumunda. Örgütün Levant bölgesinde çöküşüyle birlikte birçok savaşçı ülkeleri olan Tunus'a dönmeye çalışacak ve muhtemelen ülkedeki örgüt hücrelerine katılacak.

Aynı zamanda birçok Tunuslu 2014 yılından itibaren Libya'ya giderek oradaki "hilafete" katıldı. 13 Temmuz'da Tunus İçişleri Bakanlığı, Bizerte'den örgüte eleman sağlayan DAEŞ'li Hasan Dhaouadi için yakalama kararı çıkardı. İki yıl önce, Trablus'ta etkin olanRada milislerinin Dhaoudadi'yi tutukladığı ve elinde tuttuğu iddia edilmişti. Dhaoudadi, Kuzey Afrika'daki birçok DAEŞ savaşçısı gibi Libya'ya örgütün gücünü artırmak için gitmişti, ancak sonra ülkesine döndü.

DAEŞ'İN GELECEKTEKİ KUZEY AFRİKA ÜSSÜ TUNUS MU OLACAK?

Tunus, yakında gelecek olan DAEŞ savaşçıları için verimli bir nokta.DAEŞ hücreleri kendini güçlendiriyor, şimdiden Tunus güvenlik güçlerine yönelik birkaç terör saldırısı düzenlediler. DAEŞ hücreleri, Tunus'taki 24 bölgenin 17'sinde etkin durumda.

Örgüt, ülkede son altı ayda yarım düzineden fazla saldırı düzenledi ve geçtiğimiz günlerde Tunus askerine zırhlı araçla düzenlenen saldırıyı üstlendi. Libya ve Levant bölgesinden gelen deneyimli savaşçılar tarafından daha iyi şekilde planlanan saldırılar, Tunus'un güvenliği adına önemli bir tehdit unsuru oluşturabilir.

DAEŞ, devlet tarafından dışlanmış ve kendisini baskı altında hisseden kişileri kendine çekmekte başarılı ve Tunus'ta son dönemlerde artan hoşnutsuzluk örgüt için büyük bir avantaj. Kurumsal yozlaşma ve baskıcı güvenlik önlemlerindeki artışın yarattığı iç rahatsızlık örgütün lehine olabilir. Kısa zaman önce onaylanan bir yasa, güvenlik güçlerine ölümcül güç kullanım hakkını veriyor. Yasa aynı zamanda, güvenlik güçlerini kötülemeyi ağır suç sayan bir madde de içeriyor.

İnsan hakları grupları, yasanın uluslararası insan hakları standartlarına ve Tunus Anayasası'nın garanti altına aldığı haklara aykırı olduğunu belirtiyor ve yeni yasayla muhbirlerin, gazetecilerin ve güvenlik güçlerini eleştiren herkesin cezalandırabileceğini belirtiyor. Buna benzer sert güvenlik reformları, aşırıcılığa zaten eğilimli olan birçok kişiyi DAEŞ'in kollarına atabilir.

Söylenenlerin aksine, Sirte'nin kaybı örgüt için Libya ve Kuzey Afrika'da büyük bir darbe değil. DAEŞ'in halen yeniden örgütlenme ve bölgedeki istikrarı bozarak amacına ulaşma şansı var. Eğer gerekenler yapılmazsa örgüt yeniden canlanarak son bir senedeki bütün askeri kazanımları boşa çıkarabilir.

 

 

Kaynak: Middle East Eye

 

-Rhiannon Smith, EyeonISISinLibya.com ve Libya-Analysis genel müdürü ve Hate Speech International Kuzey Afrika editörü.

-Lachlan Wilson, Orta Doğu ve Kuzey Afrika politikaları ve güvenliği konusunda uzman araştırmacı.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23