• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Tarihi anlaşmanın mimarı Cihat Yaycı: Erdoğan'ın liderliğindeki Türkiye siyasi oyunları bozdu

Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakata ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Libya Mutabakatı’nın mimarı olarak bilinen Yaycı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye’nin tarihi adımlar attığına dikkat çekerek “Bugüne kadar Doğu Akdeniz’deki izinsiz faaliyetler engellendi. Yunanistan ve GKRY’nin savunduğu, AB’nin de desteklediği Sevr niteliğindeki sözde seville haritası üzerinden Türkiye’yi 41 bin kilometrelik bir deniz alanına hapsetme gayesiyle yapılan siyasi oyunları bozdu.” dedi.

Yeniakit Publisher
2019-12-26 15:42:00 - 2019-12-26 16:06:56
Tarihi anlaşmanın mimarı Cihat Yaycı: Erdoğan'ın liderliğindeki Türkiye siyasi oyunları bozdu

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

Libya Mutabakatı'nın mimarı Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, “Türkiye-Libya Arasında İmzalanan Münhasır Ekonomik Bölge Andlaşmasının Sonuç ve Etkileri” başlıklı kaleme aldığı yazıda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

“Sorunların temelini Yunanistan-GKRY ikilisi oluşturuyor”

“Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayeti ve iradesi ile 27 Kasım 2019’da ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Devleti Hükümeti Arasında Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’ İstanbul’da imzalanmıştır." hatırlatmasında bulunan Cihat Yaycı, şunları söyledi:

“Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının paylaşımı mücadelesinin temelini enerji kaynaklarına sahip olma, sorunların temelini ise Yunanistan-GKRY ikilisinin uluslararası hukuka aykırı olarak Türkiye’yi dışlayan ve diğer kıyıdaşların hakkını da aşındıran, denizleri sahiplenme girişimleridir.”

İşte sürecin arka planı!

Sürecin arka planına yönelik değerlendirmelerde de bulunan Cihat Yaycı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“GKRY, 2 Nisan 2004’te (21 Mart 2003’ten itibaren geçerli olmak üzere) sözde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ adına MEB ilanında bulunmuş, 2003’te Mısır, 2007’de Lübnan ve 2010’da İsrail ile MEB sınırlandırma andlaşmaları imzalamıştır. Ayrıca GKRY, sözde MEB’inde 26 Ocak 2007’de 13 adet petrol arama ruhsat sahası ilan etmiş, müteakiben bu sahalarda 3 tur ruhsat ihalesi (Mayıs 2007, Aralık 2012, Mart 2017) yapmıştır. Bu sahalardan 1, 4, 5, 6 ve 7 numaralı sahalar Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve muhtemel MEB’i ile kısmen örtüşmektedir. GKRY tarafından 17 Eylül 2019’da sözde 7 nolu parsel için de ENI ve TOTAL firmalarıyla anlaşma imzalanmış, ayrıca sözde 2, 3, 8, 9 nolu parsellere anlaşmayla TOTAL firması da dahil edilmiştir. GKRY tarafından 2019-2020 döneminde 9 farklı sondaj faaliyetinin hedeflendiği açıklanmıştır. GKRY’nin yanı sıra Yunanistan’ın Girit, Kaşot, Kerpe, Rodos ve Meis adalarını birleştiren hayali bir hattı esas alarak Mısır ve Libya ile münhasır ekonomik bölge sınırı çizme çabaları da sürmektedir.Bu konjonktürde; ‘Yunanistan-Mısır ve Yunanistan-GKRY arasında deniz yetki alanlarının paylaşımına dair andlaşmaların imzalanması’ ulusal hak ve menfaatlerimize zarar verebilecek en kötü senaryodur. Böyle bir durumda uluslararası hukuktan kaynaklanan yaklaşık 186 bin kilometrekarelik deniz yetki alanımız 41 bin kilometrekare ile sınırlanacak, sözde Seville Haritası hayata geçmiş olacaktır.

Tüm bu süreçte Türkiye ise belli başlı olarak;

-2 Mart 2004’te BM’ye verilen nota ile Türkiye’nin 32o 16’’ 18’ Doğu boylamının batısında egemen hakları olduğu ilk kez ortaya konmuş (sonraları defalarca yinelenmiştir),

-4 Ekim 2005’te BM’ye verilen nota ile Türkiye’nin 32o 16’’ 18’ ile 28o Doğu boylamı arasında 34oKuzey enlemi kuzeyinde kalan deniz alanlarının kendi kıta sahanlığı olduğu ve 28oD boylamının batısında Ege Denizi’ndeki Türk-Yunan kıta sahanlığı sınırının Akdeniz’e ulaştığı noktaya kadar batıya uzanacağı bildirilmiş,

-2006’da Türk Deniz Kuvvetleri bölgede Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nı başlatmış,

-21 Eylül 2011’de KKTC ile kıta sahanlığı sınırlandırma andlaşması imzalamış, müteakiben KKTC Bakanlar Kurulu tarafından 22 Eylül 2011’de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına Kıbrıs Adası’nın etrafında hidrokarbon işletme ruhsatları verilmiş,

-27 Nisan 2012’de Bakanlar Kurulumuz tarafından alınan bir kararla, Türk Kıta Sahanlığında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına 9 Ağustos 2007’de verilen ruhsat sahalarına yenileri eklenmiş ve söz konusu sahaların batı sınırları 028 o Doğu boylamına dayandırılmıştır.

-12 Mart 2013’te AB ve BM’ye verilen nota ile 32o 16’’ 18’ Doğu boylamından başlayan ve Mısır-Türkiye kıyıları arasındaki ortay hattı takip eden, 28o 00 Doğu boylamı arasında kalan alanın Türk kıta sahanlığı olduğu, 28o 00 Doğu boylamının batısında kalan kıta sahanlığının ise ilgili ülkelerin katılımı ile yapılacak bir andlaşma ile belirleneceği deklare edilmiş,

-18 Mart 2019’da BM’ye verilen nota ile söz konusu sınırlar teyit edilmiş,

-13 Kasım 2019 notası ile 28º 00 D boylamının batısında, Türk kıta sahanlığının batı sınırının ilgili adaların karasularından geçtiği ve adaların Türk kıta sahanlığını kapatamayacağı deklare edilmiştir.”

“Doğu Akdeniz’deki izinsiz faaliyetler engellendi”

Tüm bu süreçte Türkiye ve KKTC’nin öngörülen deniz yetki alanlarında araştırma ve sondaj gemilerimiz Deniz Kuvvetlerinin himayesinde faaliyet icra ettiğini belirten Deniz Yaycı, şöyle konuştu:

“Bizden izinsiz faaliyetler (çoğunluğu özellikle son 3 yılda olmak üzere 20 gemi, 1 sondaj gemisi) ise engellenmiştir. Nitekim kararlı faaliyetlerimiz neticesinde, İtalyan ENİ ve Fransız Total Şirketleri Kasım 2019’da GKRY’nin sözde 7’nci parselinde sondaj yapmama kararı almıştır. Fakat Doğu Akdeniz’de diğer devletler ya da yönetimler MEB’i (deniz tabanı, su kütlesi ve üzerindeki tüm canlı ve cansız kaynakları kapsayan) esas alırken, Türkiye tüm bu deklarasyonlarında sadece kıta sahanlığını (sadece deniz tabanını ve cansız kaynakları kapsayan) esas almıştır. Türkiye’nin tüm iyi niyetli girişimlerine rağmen başta GKRY ve Yunanistan olmak üzere diğer kıyıdaş devletler Türkiye’yi yok sayan girişimlerine devam etmişlerdir.”

“Türkiye Sevr niteliğindeki oyunları bozdu”

Doğu Akdeniz’de Libya ile yapılan tarihi anlaşmanın çok önemli olduğunun altını çizen Cihat Yaycı, “Yunanistan ve GKRY’nin savunduğu, AB’nin de desteklediği Sevr niteliğindeki sözde seville haritası üzerinden Türkiye’yi 41 bin kilometrelik bir deniz alanına hapsetme gayesiyle yapılan siyasi oyunları bozdu.” dedi.

“Çalışmalarımı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a arz ettiler”

“Libya ile Karşılıklı Kıyılar Olduğunun Tespiti ve Mutabakat Muhtırası İmzalama Süreci

Böyle bir konjontürde, 2009’da, o güne kadar Türkiye’de deniz yetki alanları haritası çizilirken sadece dikey hatların kullanıldığı yanlış bir yöntem izlendiğini, bu yöntem ile sadece Mısır ile karşılıklı kıyılarımız olduğu üzerine çalışma ve deklarasyonlarda bulunulduğunu fark ettim.” diyen Cihat Yaycı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Halbuki GKRY, Mısır, Lübnan, İsrail ve Yunanistan’ın yaptığı gibi diyagonal hatlar kullanılması gerektiğini ve bu çerçevede Libya ile karşılıklı kıyılarımız olduğunu düşünerek, bilimsel bir çalışma yapmaya başladım. Bunu bir makale haline getirdim ve 2011’de yayımladı. Bu esnada akademik çalışmalarımı Komutanlarıma ve onlar da Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’a arz ettiler. Kendileri de bu görüşleri uygun bulmuş ve Kasım 2010’da bir başka maksatla Libya’ya gittiğinde, o zamanki Libya Devlet Başkanı Kaddafi ile hazırladığım haritalar üzerinden görüştükleri ve mutabık kaldıkları bilgisi edinilmiştir. Ancak bu görüşmeden kısa bir süre sonra Kaddafi’ye karşı Arap Baharı ayaklanması yapılmış ve hayatını kaybetmiş, süreç de akamete uğramıştır. O günden bugüne, bu konuda birçok makale ve kitap yayımlayarak gündemde tutmaya gayret ettim.”

“Olağanüstü gayret sarfedildi”

Türkiye ile ilk defa kıyıdaş devlet ile Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlandırma Anlaşması’nın imzalandığını hatırlatan Libya Mutabakatı'nın mimarı Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu anlaşma ile Türkiye için Doğu Akdeniz’de en kötü senaryo olan Yunanistan - Mısır ve Yunanistan - GKRY arasında deniz yetki alanlarının paylaşımına dair anlaşma yapılması olanağı ortadan kaldırılmıştır. Nihayetinde Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar gelinen konjonktürde bu konunun önemini her platformda dile getirmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızın tensibi ile Libyalı muhataplarla mekik diplomasisi yapmış, olağanüstü gayret sarfetmiştir. Tüm bunların sonucunda Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayeti ve iradesi ile, 27 Kasım 2019’da ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Devleti Hükümeti Arasında Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı İstanbul’da imzalamışlardır.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı