• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Srebrenitsa soykırımı BM’nin ihanetidir

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Srebrenitsa soykırımı BM’nin ihanetidir

İnsanlık tarihinde kara bir leke olan Srebrenitsa soykırımının 30. yıldönümünde gözyaşı ve hüzün hakimdi. Hâlâ yeni naaşlar bulunuyor. 11 Temmuz, Batılı emperyalist güç odaklarının yani, BM - AB ve NATO'nun kendi çıkarları uğruna Müslüman Boşnaklara ihanetinin tarihidir.

Srebrenica Soykırımı’nın 30. yıldönümünde insanlık tarihine kazınan bu kara leke bir kez daha acı ve gözyaşıyla hatırlandı. Aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ yeni cesetlere ulaşılıyor, kimlikleri DNA testleriyle belirlenip Potocari Şehitliği’nde toprağa veriliyor. Bu yıl da 30 yıl sonra kimlikleri tespit edilen 7 kurban, anma töreni kapsamında kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları içinde defnedildi.

1 Mart 1992 tarihinde Bosna Hersek’te başlayan iç savaş, 14 Aralık 1995’te son bulana kadar Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar kanlı çatışmalara sahne oldu. Savaşta en büyük zararı ise silah ambargosu da uygulanan, Birleşmiş Milletler, Amerika Birleşik Devleti ve Avrupa Birliği’nin yalnız bıraktığı Bosnalı Müslümanlar oldu. Bu savaşta akıbetinin ne olduğu bilinmeyen 26 bin kayıp da olmak üzere yaklaşık 150 bin Bosnalı hayatını kaybetti. 11-15 Temmuz 1995 ise savaşın en kanlı birkaç günüydü. Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne bağlı Hollandalı askerlerin kontrol ettiği Bosna’nın Srebrenica şehri “sivillerin hiçbirisine zarar verilmeyeceği” söylenerek Sırplar tarafından teslim alındı. Fakat sözlerinde durmayan Sırplar beş gün içerisinde 8372 Müslüman Boşnak erkeği katletti.

2. DÜNYA SAVAŞI SONRASI AVRUPA’NIN EN BÜYÜK SOYKIRIMI

Bu vahşet, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın gördüğü en büyük soykırım olurken, insanlık tarihine de kara bir leke olarak kayıtlara geçti.

Yazarımız ve katliamın tanığı ‘İnsanlık tarihinde kara bir leke Srebrenica Soykırımı’ kitabının yazarı Mehmet Koçak, akit’e açıklamalarda bulundu.

Bosna bir iç savaşın başlamasından, Sırpların Srebrenica’da soykırım yapmasına uzanan sürecin temel sebebi ya da sebepleri nelerdi?

Bu meseleyi doğru tanımlayabilmek için, soykırım tarihsel arka plana bakmak, 1389’da Osmanlı ile Sırplar arasında gerçekleşen Kosova Meydan Muharebesine gitmek gerekiyor. Bu savaş, kazanan Osmanlı’nın Avrupa’da ilerleyişinin dönüm noktasıyken, yenilen Sırplar için de önemli bir kırılma noktasıdır. Bu dönemde bütün Balkanlar’a gücüyle yön veren Sırp İmparatorluğu, hem yenilmesi hem de Kral Lazar’ın Osmanlı’ya esir düşmesiyle son bulmuş oldu. Ve topraklarının tümüne yakını Osmanlı hakimiyetine geçti. Sırplar, Osmanlı idaresinde rahatlarına dokunulmaması ve Osmanlı’nın müsaade ettiği krallar tarafından yönetilmeye devam etseler de, hiçbir zaman o yenilgiyi unutmamışlar ve dönem dönem hem iç isyanlar çıkarmışlar, hem de toplu katliamlara sebep olmuşlardı. Yakın tarihin en büyük insanlık facialarından birisi olarak tarihe geçen Srebrenica Soykırımı, geçmişten günümüze süregelen Sırpların Müslüman Boşnaklara uyguladığı soykırımlardan onuncusudur.

Kısacası, ‘Srebrenica Soykırımı’nın özeti şudur:
Soykırım gizli değil, tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleştirildi.
11 Temmuz, insanlık tarihinde kara bir lekedir.
11 Temmuz, içimizdeki dinmeyen acının tarihidir. 
11 Temmuz, Bosna Hersek genelinde Sırp canileri tarafından gerçekleştirilen toplu katliamların Srebrenica’da SOYKIRIM’a dönüştüğü tarihidir. 
11 Temmuz, Batılı emperyalist güç odaklarının yani BM, AB ve NATO’nun kendi çıkar politikaları uğruna Müslüman Boşnaklara ihanetinin tarihidir. 

Kısacası, 11 Temmuz, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı bir insanlık faciası ve bu vahşetin yaşanmasına engel olmayan Uluslararası Toplumun utanç tarihidir. 

SREBRENİTSA BİR FİNALDİ

Diğer soykırımlar hangi dönemlerde yapılmıştı?

Bu soykırımlardan bir kısmı Osmanlı döneminde yapılırken, bir kısmı da Osmanlı sonrası dönemde yapıldı. Srebrenica sonuncusu idi. Srebrenica’da yaşanan soykırım bir finaldi. Çünkü 1992-95 yılları arasında devam eden savaş süresi içerisinde Bosna’nın her tarafında soykırıma varan toplu katliamlar yapıldı. Ancak bir şehri topyekun yok etmeye yönelik bir büyük soykırım faaliyeti bir final şeklinde Srebrenica’da yapıldı. Bunun en önemli sebeplerinden biri şudur: Sırplar, 1389’da son bulan Sırp İmparatorluğu’nu tekrar kurabilmek, o güce tekrar ulaşabilmek için öncelikle Büyük Sırbistan’ı kurmaları gerektiğini düşünüyorlardı. Sonrasında ise Sırbistan dışındaki Sırplarla birleşmek, daha sonra da Slav kökenine sahip çeşitli ülkeler ve Balkanlardaki Ortodoks unsurları bir çatı altında toplayarak sonuca ulaşmak düşüncesindeydiler. Bu hedeflerinin önünde engel olarak gördükleri unsurları ortadan kaldırmayı da bir zorunluluk olarak görüyorlardı. Dolayısıyla bu hayallerine ulaşmakta birinci derecede engel olarak gördükleri Müslüman Boşnakları ortadan kaldırmak istediler. Görüldüğü gibi yaşanan hadiselerde bölgeyi sadece işgal ile yetinmediler, bütün Müslümanları yok etmek için büyük bir soykırım gerçekleştirdiler.

Dünya güçlerinin bölgedeki hesapları nelerdi?

Balkanlar tarih boyunca emperyalist güçlerin gözetimi altında oldu. Asya ile Avrupa’nın geçiş güzergahıdır. Ve aynı zamanda burası dünyanın en karmaşık iki bölgesinden birisidir. Biri Kafkaslar, diğeri Balkanlar’dır. Kafkaslarda olduğu gibi Balkanlar’da da çok dinli çok mezhepli, çok kültürlü bir yapı var. Hepsi birbirleriyle iç içe geçmişler. Bu farklılıklar zaman zaman bir arada yaşamak için ayrıştıran değil birbirini tamamlayan bir yapıya sahip olsa da, tarihi birazcık irdelediğimizde şu hakikat karşımıza çıkmaktadır; her ne kadar sahada farklı kültürlerden, farklı inançlardan kaynaklanan birtakım çatışmalar yaşanmış olsa da, gerçekte emperyalist güçlerin menfaatleri doğrultusunda bu bölgedeki farklılıkları kışkırtıp, bu toplulukları birbirlerine kırdırdıklarını görmekteyiz. Bosna Savaşı’nda da bu oldu. ABD, NATO ve AB ülkelerinin Rusya’ya karşı Rus yanlısı Slobodan Miloseviç yoluyla Sırbistan üzerinde bir politik oyun oynamaları gerekiyordu. Çünkü herkesin bu bölgeye yönelik politik hesabı var.

SIRP VAHŞETİNİ AVRUPA TETİKLEDİ

Avrupa ne düşünmüştü?

Her ne kadar Rusya’yı engellemek için yeşil kuşak işimize yarasa da, biz tek dinli, tek kültürlü Avrupa’dan yanayız. Müslümanların çoğunlukta olduğu bir yapıyı Avrupa’nın ortasında istemiyoruz, dediler. Bunu dönemin Amerikan Başkanı Bill Clinton hatıratında yazdı. “Ben daha öncesinden Boşnakları Sırp mezaliminden kurtarmak için birtakım operasyonlar yapılmasını planlamıştım, ancak Avrupalı liderleri buna ikna edemedim. Bunların başında da Mitterrand geliyordu. Ayrıca Almanya ve İtalya da karşı çıktı. Dolayısıyla bana yeni bir öneri getirdiler. Biz “Yeşil Kuşak” yerine Sırpların başındaki Moskova yanlısı faşist, ırkçı ve komünist olan Miloseviç ve kadrosunu dışlayıp Sırbistan’ı onlardan kurtararak kendimize çekip, Avrupa Birliği’ne entegre edelim.” Dolayısıyla ABD bu plana sıcak baktı ve bu plan uygulamaya konuldu.

Bu planı nasıl uyguladılar?

Bunu planı gerçekleştirebilmek için çok güzel stratejik bir oyun oynadılar. Önce Birleşmiş Milletler (BM) tarafından güvenli bölge ilan edilen, fakat Sırpların olmazsa olmaz dedikleri bölge olan Doğu Bosna’daki Drina nehri havzasında katliamlar yapmalarına göz yumdular. Son olarak da BM Güvenlik Konseyi tarafından güvenilir bölge ilan edildiği halde Srebrenica’nın Sırplar tarafından işgaline göz yumdular. Hollandalı komutan Thom Karremans ile de görüştüm ve kendisine açıkça “Siz ihanet etmediniz mi?” diye sordum.

HOLLANDALI KOMUTANDAN TARİHÎ İFŞAAT

Peki, ne cevap vermişti ?

Kendisi, “Sırp komutan Ratko Mladiç’le anlaşmak zorunda kaldım. Çünkü benim üstümdeki sistem beni buna mecbur bıraktı. Sırplar 6 bin kişiyle kuşatma altına aldıkları Srebrenica’daki çemberi daralttıkça daralttılar. Defalarca yardım istedim. “Yakın bir zamanda işgal için saldırıya geçecekler. Bunu durdurmaya gücüm yetmez. Hava harekâtıyla Sırp mevzileri vurulursa, onlar geri püskürtülürse ve bize takviye güç gönderilirse bu insanlık faciasını önleriz…” şeklinde uyarılarım olduğu halde, bana “kendinizi koruyun!” cevabı geldi. Anladım ki üsttekilerin bana söylemedikleri bir oyun var. Ben de kendimi ve askerlerimi korumak için Sırp komutan Ratko Mladiç ile bir pazarlık yapmak zorunda kaldım. Hiç kimseyi öldürmeyeceklerini, Kızılhaç’a teslim edeceklerini ve buradaki sivilleri Müslümanların kontrolündeki bölgeye gönderilecekleri sözünü vermişti. O sözü tutacaklarını zannediyordum, tutmadılar. Bunda sadece suçlu ben değilim, benim üstümdekiler suçludur!..” diyerek, ihanetin boyutlarının BM, ABD ve AB’ye endeksli olduğunu ortaya koydu.

Süreç sonrasında nasıl işledi?

Buradan şunu anlıyoruz: Miloşeviç’in Lahey’e getirilmesiyle birlikte AB ve ABD tarafından kendileriyle işbirliği yapan Sırp siyasetçilerin önü açıldı. Koalisyon hükümetleriyle iktidara getirildiler ve iktidarlarına kredi muslukları açıldı, birtakım yardımlar, hibeler verildi. 40 yıldır kapılarında beklettikleri Türkiye’ye serbest dolaşım hakkını, AB’ye tam üyeliği vermezken, şu anda Sırbistan vatandaşları bütün Avrupa’da serbest dolaşım hakkına sahip oldukları gibi, Sırbistan’ın AB’ye tam üyeliğine de çeyrek kaldı. Sonuç olarak Rusya’yı da devre dışı bırakıp emellerine ulaşmış oldular.

Batı’nın yeniden sorgulanması ve Avrupa Birliği’nin Srebrenica üzerindeki ihanetlerinin kendi inandığı değerler açısından yanlış olduğunu onlara tekrardan anlatmak lazım. AB ve ABD istese bu soykırımı durdurabilirdi. Dolayısıyla bu olayın sorumlusu birinci sırada Sırplar ise, ikinci olarak da onları kışkırtan, katliam ve soykırıma müsaade eden, müsamaha gösteren, işgale karşı durmayan AB’dir, ABD’dir, BM’dir.

Koçak: Gazeteci olmanın dışında onlarla aynı kaderi paylaştım

Savaşın bitmesinden sonra Bosna’da ve Srebrenica’da yaşananlar hakkında pek çok dünya dilinde kitap çıkarken, Türkçede o dönemleri anlatan bir kaynak kitap yazılmamıştı. Koçak ise ülkemizde bu alandaki boşluğu gidermek amacıyla, uzun uğraşlar sonucu “İnsanlık tarihinde kara bir leke Srebrenica Soykırımı!..” isimli kitabı yazdı. Koçak katliamla ilgili “11 Temmuz, Batılı emperyalist güç odaklarının yani BM, AB ve NATO’nun kendi çıkar politikaları uğruna Müslüman Boşnaklara ihanetinin tarihidir” ifadesini kullandı.

Koçak, kitabın yazma fikriyle ilgili olarak da konuştu: “Bosna’daki savaşın 92 yılında başlamasından sonra 1993 yılında Srebrenica güvenlik bölgesi ilan edilmeden önce BM’in yardımıyla bir gazeteci olarak bölgeye gittim. Savaşın sona erdiği 95 yılına kadar da çeşitli aralıklarla bölgeye gidip geldim. Orada bulunduğum zamanlarda çatışmaların ortasında yer aldım, Müslüman Boşnaklarla beraber aç kaldım, beraber siperlere koştum, düşen top mermilerinden kurtulmak için yerlere yattım, gizlenmek için aynı sığınağa koştum, aynı duvar arkasına atladım… Kısacası bir gazeteci olmanın dışında onlarla aynı kaderi paylaştım. Bölgeye ilk gidişimden tutun da, Aliya İzzetbegoviç Cenevre’de sürdürdüğü müzakereler ve Sırpların Lahey’de yargılanışına kadar sürecin başından sonuna içindeydim

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Adamın biri

İşte bu küfür milletinin tek olduğunun en büyük kanıtıdır zira BM de her ülkeden insan var ama %90 kefere.

YEMEN VE HUSI LERIN BM YI EMPERYALIST KUKLASI ILAN ETMESI BOSUNA MI?

.......ISTE BOSNA, GAZZE, KIBRIS VE TÜM MAZLUM COGRAFYALARDAKI BM GIREVLILERININ HAINLIKLERI
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23