• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Solcu örgütte taciz ve dayak skandalı

Yeniakit Publisher
2021-11-02 16:43:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Solcu örgütte taciz ve dayak skandalı

Her fırsatta devletle kavgalı olmaktan gurur duyduklarını açıklayan Devrimci Anarşist Federasyonu'nun bütün pislikleri ortaya saçıldı. Mütedeyyin insanlara her türlü iftirayı atmaktan çekinmeyen malum kesimin temsilcilerinin aslında nasıl sefih bir hayat sürdükleri yapılan ifşaatla belgelenmiş oldu.

Her fırsatta devletle kavgalı olmaktan gurur duyduklarını açıklayan Devrimci Anarşist Federasyonu'nun (DAF) bütün pislikleri ortaya saçıldı. Mütedeyyin insanlara her türlü iftirayı atmaktan çekinmeyen malum kesimin temsilcilerinin aslında nasıl sefih bir hayat sürdükleri böylece bir defa daha belgelenmiş oldu. Devrimci Anarşist Federasyonu'ndan (DAF) ayrılan kişiler, federasyonun lideri konumundaki Serkan Bayrak ve eşi Çiğdem Bayrak hakkında taciz, fiziksel şiddet ve aşağılama suçlamasında bulundu. Açıklamada, DAF "anarşizmin aksine şiddet, taciz ve her türlü otoriteyi içinde barındıran tarikat" olarak nitelendirilirken, "Biz ki, Serkan Bayrak tarafından sabahın 4'ünde yüzümüze soğuk su dökülerek uyandırılmış, sırtında ve kafasında masa ve sandalye kırılmış, bıçaklanmış, tecrit edilmiş, aşağılanmış kişileriz. Şimdi onlar korksun" denildi. 

“Dayaklar yedik, hakaretler işittik”

"DAF'tan ayrılan kişiler" imzasıyla yapılan ve "Bizler o ortamda dayaklar yedik, hakaretler işittik. Kitaplarımız parçalandı, saçlarımız kesildi, türlü şekillerde psikolojik şiddet gördük. Duymadığımız küfür kalmadı" ifadelerinin kullanıldığı açıklamada özetle şunlar kaydedildi:

Öğrencilerin kredilerine bile çökmüşler

“Serkan ve Çiğdem Bayrak'ın ‘anarşist mücadele’ adı altında kendi kişisel ihtiyaçlarını gördüğü DAF, oradaki birçok insanı maddi ve manevi açıdan sömürmüş, bitirmiştir. Üniversiteye giden arkadaşlarımızın aldığı azıcık burslara göz dikilmiş, burs kazanamayan arkadaşlarımızı zorla krediye başvurdurtup, o parayı da kişisel ihtiyaçları için kullanmışlardır. Şu an hâlâ Serkan ve Çiğdem Bayrak emriyle krediye başvurmuş, sonra örgütten ayrılmış birçok arkadaşımız, bu kredilerin geri ödemesine devam ediyor. 26A isimli sözde kolektifte, kişinin iradesini hiçe sayıp zorla inisiyatif aldıran Bayrak çifti, günde 16 saat çalışan arkadaşlarımızın yediği 1 tostun bile hesabını yapabilecek kadar insafsızdır. ‘Gönüllü’ adı altında, hiçbir ücret almadan çalıştırılanların, hiçbir yaşamsal ihtiyacı, kolektif tarafından karşılanmıyordu. 

Toplanan paralar bira ve Isparta halısına gitmiş

Kolektif şekilde kazanılan para, Serkan Bayrak'ın günlük alkol ihtiyacını karşılıyor, Çiğdem Bayrak'ın evini IKEA'dan dizebilmesi için kullanılıyordu. Hatta evlerindeki halıların orijinal Isparta halısı olduğunu söyleyebiliriz. Yurtdışındaki anarşist yapılanmalar ve örgütlerden toplanan dayanışma paraları da benzer şekilde kullanılıyordu. Serkan Bayrak bira içerken birkaç yoldaşın ona, onun istediği şekilde eşlik etmesi gerekirdi. Serkan Bayrak'la alkol ortamlarında bulunmuş kişilerin yaşadıklarını anlatmaya kelimeler yetmez. Bizler o ortamda dayaklar yedik, hakaretler işittik, devrimciliğimiz, anarşistliğimiz sorgulandı. Kitaplarımız parçalandı, saçlarımız kesildi, türlü şekillerde psikolojik şiddet gördük. Bu olaylar, sadece Serkan Bayrak alkollüyken yaşanmış olaylar değildi. Ama her seferinde ‘benim alkol problemim var’ diyerek, yaptıklarını meşrulaştırmaya çalıştı. Psikolojisinin bozuk olduğunu ve bu durumu düzelteceğini, bunun için çaba sarf ettiğini söylese de her geçen gün bizlerle kurduğu ilişki daha da kötüleşti, saldırganlığı sadizm boyutuna ulaştı. Örgüt toplantıları, asla doğrudan demokrasiyle değil, Serkan Bayrak ve eşi Çiğdem Bayrak'ın dayatmaları ile karara bağlanırdı. Kadın toplantılarında alınacak kararlar Serkan Bayrak tarafından alınır, diğer kadın örgütleriyle görüşmeler onun istediği şekilde yapılırdı. 

“Ölmüşlerimize bile küfürler ettiler”

Duymadığımız küfür (hepsi tamamen eril küfürler) kalmadı. Vicdanlarını kaybetmiş bu zatların sevdiklerimize, ölmüşlerimize kadar küfürler sarf etmesi bir rutin haline gelmişti. DAF'ta sistematik olarak sindirme, aşağılama, baskı, fiziksel şiddet ve sömürü yaşanmaktadır. Bunun faili Serkan Bayrak başta olmak üzere, örgütün kendisidir. Örgüt, şiddet ve işkence içeren bir yapılanma modelini benimsemiştir."

 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmer

Islam ahlakından nasip olmamış,nesnelersen ne beklenir ki!?

mert

şaşırmadım  
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23