Sivil Toplum kılıfı algı operasyonları ve 'Ahbap' çavuş ilişkileri
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Gazetemiz okurlarından Oktay Yüksel \ Afyonkarahisar 'Sivil Toplum kılıfı algı operasyonları ve 'Ahbap' çavuş ilişkileri' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.
Bu hastalıklı zihniyetin izlerini sadece siyasi arenada değil, sivil toplum ve “yardım” maskesi altında faaliyet gösteren popüler alanlarda da acı bir şekilde tecrübe ediyoruz. Uğur Mumcu’nun tarihe geçen o çarpıcı tespiti bugün hala kulaklarımızda çınlıyor: “Bu memlekette banka soyarken kar maskesi, ülke soyarken de Atatürk maskesi taktılar.” Bugün bu sözün, popüler kültürün sivil toplum sosuna bulanmış figürlerine ve bilhassa Haluk Levent ile Ahbap profiline nasıl “cuk” diye oturduğunu ibretle izliyoruz.
Hatırlayın; asrın felaketi olan 6 Şubat 2023 depremlerinde milletçe enkaz altında can pazarı yaşarken, birileri sahada çok başka bir ajanda yürütüyordu. Devletin asırlık kurumları, gece gündüz demeden sahada cansiperane çalışan görevlileri sistemli bir şekilde küçümsenip itibarsızlaştırılırken, Ahbap Derneği adeta kutsanarak devletin alternatifiymiş gibi pazarlandı. “Devlet yok, Ahbap var” şeklindeki o zehirli algı operasyonuyla devlet otoritesi zayıflatılmaya çalışıldı.
MANKENLER, İDDİALAR VE KAYIP MİLYONLAR
Peki, devletin kurumları acımasızca eleştirilirken göklere çıkarılan bu yapının arka planında neler yansıyor kamuoyuna? Anadolu’nun gariban köylü çocuğu kumbarasındaki harçlığını gözyaşlarıyla, “yetim hakkıdır” diyerek buraya gönderdi. Dillerinden “Yaşa Mustafa Kemal” sloganını düşürmeyenlerin, milletin dişinden tırnağından artırıp gönderdiği o kutsal emanetleri nasıl yönettiklerine dair ortaya atılan iddialar vicdanları kanatıyor.
Portekizli bir modelin kamuoyuna yansıyan çarpıcı açıklamaları, şatafatlı hayatlar ve kumar masalarına kadar uzandığı iddia edilen o karanlık ilişkiler ağı, toplanan milyonların akıbeti hakkında devasa soru işaretleri doğurmuştur. Devletin kurumlarına hesap soranlar, seküler bir dokunulmazlık zırhına bürünüp kendi hesap verilebilirliklerini bu iddiaların gölgesinde kaybetmişlerdir.
AYNI FABRİKANIN MAHSULLERİ
Bu yapının beslendiği ideolojik damar ise asla tesadüf değildir. Haluk Levent’in bizzat çıkıp, Ahbap’ın temellerinin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde atıldığını söylemesi ve kendisini “Türkan Saylan’ın manevi oğlu” olarak ilan etmesi, bu zihniyetin soy ağacını çok net özetlemektedir. Ne ilginçtir ki; aynı Türkan Saylan’ın geçmişte “manevi kızım” diye bağrına bastığı bir başka ismin, evli bir CHP’li belediye başkanıyla otel odalarında manşetlere düşmesi de hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor. Aynı fabrika, aynı ahlaki erozyon, aynı zihniyet... Kendilerini toplumun ahlaki pusulası, çağdaşlığın yegâne temsilcisi gibi pazarlayan; ancak bugüne kadar heykellere devasa bütçeler ayırmak ve milletin mukaddesatına, inançlarına saldırmak dışında bu topluma tek bir fayda sağlamamış bu kesimden ne hayır gelebilir?
Kutsallarımızı, milli değerlerimizi ve 6 Şubat gibi devasa bir acıda bile halkın yardımseverliğini kendi karanlık noktalarını örtmek için kalkan yapan bu yapılar, siyasetteki Kul Kemal zihniyetinin sivil alandaki yansımalarından başka bir şey değildir. Bu illüzyona ve devleti yıpratma çabalarına karşı uyanık olmak, hepimizin boynunun borcudur.