Sistematik yalan üreten fondaş medyada panik!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türkiye’nin üniter devlet yapısını hedef alıp haber adı altında toplumu kaosa sürükleyecek yayınlara imza atan, basın özgürlüğü adı altında her türlü kirli ideolojinin propagandasını yapan zillet medyası, yalana ve itibar suikastine müeyyide getiren ‘Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni ‘sansür’ diyerek çarpıtmaya çalışıyor.
Haber adı altında yalanı sistematik şekilde yayarak toplumda kaos oluşturan sözde gazetecilere ve paralı trollere hapis cezası verilmesini öngören basın kanunu teklifi, sosyal ve yazılı medyada Türkiye’nin üniter devlet yapısını hedef alan fondaşları paniğe sevk etti. Manşetlerinden haber yerine tekzip yayımlayan, Cumhuriyet, Sözcü, Birgün ve Evrensel gibi gazeteler, sistematik olarak sürdürdükleri yalan haberciliğini akamete uğratacak yasayı “sansür” olarak çarpıtırken, “Bu kanun geçerse dışarıda gazeteci kalmaz” manşetleriyle de, dezenformasyona karşı hazırlanan yasayı hedef aldı.
Bozgunculuk yapıyorlar
Konuyla ilgili Akit’e konuşan Gazeteci Murat Özer, şunları dile getirdi: “Cumhuriyet gibi gazeteler tekzip yayımlamaktan neredeyse haber yayımlamaya fırsat bulamıyor. Tekziplerin arasında bile bazen yalan uyduruyor. Ben bunları medya kuruluşu olarak görmeyi doğru bulmuyorum, gazetecilik yapıyor değiller. Tamamen örgütlü, belirli bir merkezden hareket eden, özellikle de yurt dışındaki çeşitli kuruluşlardan ve büyükelçiliklerden fonlanan ve Türkiye’nin büyümesine, gelişmesine ve istikrarına yönelik ciddi bir düşmanca tavır içerisinde olan bir politika yürütüyorlar. Ortada bir gazetecilik faaliyeti yok. Yalanlanacağını bildikleri halde çok büyük yalanlar söylüyorlar. Utanmıyorlar. Herhangi bir meslek etiğine ve ahlakına sahip olmadıkları için böyle bir dertleri de yok. Hedefleri bozgunculuk yapmak. Yalanları yürüttükleri bozguncu savaşın bir parçası olarak görüyorlar. Bu yasa yalanlarına sınırlama getireceği için rahatsızlık duyuyorlar. Yalanı yayan siyasilerin ve gazetecilerin hesaplarını kapatacağı için üzülüyorlar. Bu yasa onların yalanlarını bitiremeyecek ama en azından biraz sınırlama getirecek.”
Bile bile kışkırtıyorlar
Özer, şöyle devam etti: “Bir iddiayı ortaya koyuyorlar. İnsanları kışkırtıyorlar. O kışkırtmanın sonucu insanlar hayatlarını kaybediyorlar. TCK’ya göre azmettiricilik, aynen cinayet işlemek gibi bir suçtur. Cinayette tetiği çeken ile azmettirici arasında bir fark yoktur. Fakat bunlar yalanlarına aynen devam ediyor. Ölen öldüğüyle kalıyor. Kışkırttıkları kişi gidip cezasını çekiyor. Fakat bunlar rahat rahat gezmeye, yalan söylemeye devam ediyor. Şimdi bu yeni yasa en azından biraz da olsa bu çarpıklığın önüne geçecek.”
Araştırmacı Gazeteci Mustafa Albayrak da, şunları ifade etti:
Yalanın bir bedeli olmalı
“Günah işleyeni bağlar ama yalan bir insanı, toplumu, kurumu mağdur ediyor. Bunun mutlaka bir müeyyidesinin olması gerekiyordu. Bilhassa sosyal medyada yalan söyleyene ceza verilmemesi bir eksiklikti. Geç de olsa bu düzenleme önemlidir ve doğru bir karardır. Yalancıların da bundan korkması normaldir. Zillet medyası, doğruları söyleyemediği için söyleme özgürlüğü istiyorlar. Yalan söylemeye ise dünyanın her yerinde günah ve suç. Bunların ağababaları dışarıda, bunlar yerli işbirlikçileri. ‘Körler sağırlar birbirini ağırlar’ deyiminde olduğu gibi bunların birbirini güvenilir göstermesi çok normal. Çünkü bunlar yalandan besleniyorlar. İnsanları kandırabilmeleri için yalan düzenin devam etmesini istiyorlar. Egemen düzenleri dünyada devam etsin diye uğraşıyorlar. Bu nedenle yaptıkları sözde ‘araştırma’ adı altında birbirlerini aklıyorlar.”