• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Sırp Kralı'nın 2. Abdülhamid'e yazdığı "metres" mektubu!

Yeniakit Publisher
2023-11-28 11:37:00 -
Sırp Kralı'nın 2. Abdülhamid'e yazdığı "metres" mektubu!

Sırp Kralı Milan'ın kendisinden bir çocuk doğuran metresi Artemise'ten kurtulmak için Sultan 2. Abdülhamid'e yazdığı mektup Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Genel Müdürlüğü'ndeki "Yıldız Evrakı" arasında bulunuyor.

1882'de Osmanlılar'ın yardımıyla prensliğe dönüştürülen Sırp Krallığı'nın ilk kralı Obrenoviç Hanedanı'ndan Milan'dı...  

Milan çok genç yaşında zorunluluk karşısında prensliğe geçmişti. Yakışıklı bir adamdı. Daha yirmisine gelmeden kendisinden de genç bir kadınla evlenmişti. Alexandre adında bir oğlu doğdu. Karısı Nathalie bir hükümdar hanedanına mensup değildi. Kechko isminde bir Rus albayı ile büyük bir Rumen ailesinden olup, kendisine "prenses" denen bir kadının kızıydı.

Obrenoviç Hanedanı'ndan Sırp Kralı Milan

ÇAPKINLIKTA SINIR TANIMIYORDU                                                                                                                  
ÖNE ÇIKAN VİDEO

Gayet güzel, bilgili ve gururlu bir kadın olan Nathalie, yıllarını Avrupa kentlerinde geçirmişti. Belgrad'daki sönük yaşamı tercih etmesine kocasının şükran kalacağını umuyor ve kendisine hem bu nedenle hem de güzelliği nedeniyle sadık kalmasını mutlak hakkı sayıyordu. Halbuki Milan çapkınlıkta sınır tanımıyordu. Bahaneler yaratıp sürekli Viyana'ya koşuyor, her gün başka sevgili buluyor ve sürdüğü safahat hayatına küçük ve fakir Sırbistan'ın mütevazı bütçesi yetmediğinden sürekli borçlanıyor, bu borçları ödeyebilmek için de ülkesini her gün Avusturya'nın nüfuzuna bırakmak zorunda kalıyordu. Nathalie ise bir zorunluluk olarak Rus taraftanıydı. Karı koca arasındaki kıskançlık kavgaları, siyasi çatışmalarda daha da kötü bir hal alıyordu.                                                                                                                  

BOŞANDILAR AMA SONRA YİNE BİR ARAYA GELDİLER                                                                                

Bir süre sonra Milan karısını boşadı. Avrupa'da ortada kalan sinirli kraliçe Nathalie ülkesine dönemedi. Kralın rezaletleri de ayyuka çıkmıştı. Sırbistan'ın hazinesi tamtakırdı. Milan henüz reşit olmamasına rağmen oğlu namina tahttan çekildi. Kraliçe Nathalie sevinç içinde ülkesine dönerken, Milan, Takova Kontu olarak memleketinden ayrılıyordu.  Ancak oğul Aleksandr işleri yürütemedi. Milan beş yıl sonra çeşitli baskılarla eşi Nathalie ile nikah tazeledi ve vaziyetine biraz çeki düzen verdi. Sırp Ordusu'nun başkomutanlığını üzerine alan Milan, ülkesinin kaderinde etkin bir role soyundu.                

Kral eşi Nathalie ve veliaht oğluyla   

KRALLIĞA DÖNÜŞÜNDEN SONRA MEKTUBU GÖNDERDİ                                                                            

İşte bu dönemde, Sultan II. Abdülhamid'e bir mektup yazdı ve ilginç bir istekte bulundu.

Bu mektup Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Genel Müdürlüğü'ndeki "Yıldız Evrakı" arasındadır. Bozuk bir Fransızca'yla yazılan mektubunun bazı bölümlerinde Milan şunları söylüyordu:

"Haşmetmeab;
Zatı hümayunları bana karşı muazzam muhabbet ve hüsni niyetlerini o kadar çok vesile ile ibraza tenezzül buyurmuşlardır ki, yüksek kemal ve dürüstlükleriyle ehemmiyetini benden iyi takdir buyuracakları bir meselede, hakkımdaki dostluklarına müracaat etmekte tereddüt etmiyorum.
...Bana karşı pek hararetli bir alaka göstermek lütfunda bulunmuş olan zatı hümayunları, kendilerinin tebasından bulunan İstanbullu bir aileye beni bağlamış bulunan münesabatın mahiyetini bilirler. Zatı hümayunlarının şahsıma eşlik ettirdiği Ahmet Paşa'ya bu hususta izahat vermek imkanını bulmuştum. Bu Vasilaki Kalfa ve Yanko Bey Yoannides ailesi azasının aynı hususta doğrudan doğruya zatı hümayunlarına maruzatta bulunmuş olduklarını zannediyorum. Size bütün hakikati itiraf etmek vazifem ve bir dürüstlük borcudur. Bu sebeple bu aileden birine, ailenin büyük kızı Artemise'e kendisini nikahla almayı vaat etmiş olduğumu söyleyeceğim. Zat haşmetpenahileri şartların hayatta niyetleri değiştirdiklerini benden iyi bilir ve takdir buyururlar. Daha mühim mahiyette hislere, daha yüksek mülahazalara itaat etmek ve oğlum Kral Alexandr'a yapabileceğim zararı teslim edip bu tasavvuru kati şekilde reddetmek zorunda kaldım... Esasen bu karara beni ikinci bir kanaat sürüklemiştir. Bahis mevzuu kimsenin kabul etmek istemediğim şahsi bir ikbal davası gütmekte olduğuna, aynı zamanda siyasi hasımlarımdan bazlarının menfaatlerine aletlik ettiğine kanaat getirdim. Bir yıldan beri her neviden entrikaların hedefi oldum. Bunların kaynağı da bana bu kimse ile alakalı göründü.

Bu şartlar içinde kati bir karar almaya mecbur kaldım ve aramizda mevcut bulunan ilişkiyi kestim. Oğlumun menfaati adına Kraliçe Nathalie ile aramdaki hukuki durumu iade etmek hususunda aldığım karar da Yoannides ailesi tarafından tehditlere uğramama neden oldu.

Bu kadın adına yazılmış bir mektupta Yanko Bey, azim fedakarlıkları takdir edilmemiş bir kadının ümitsizliğinin kendisini sürükleyebileceği kötü son kararları öğrenmeden önce durumda hiçbir değişiklik uygulamamamı benden rica etmektedir. Aleyhimde girişilmiş entrikalardan şikayet etmek tamamen hakkımken bu ailenin hayatıma sonu gelmez bir şekilde karışmak hususundaki iddiasını kabul edemem. Bu tehditlerden asla korkmuyorum zira kendisine reddimi kati şekilde isabet etmiş olduğum kanaatindeyim.

Fakat bunun zatı hümayunlarının kudretli himayeleri olmadığı takdirde neden olacağı rezalete karşı nefsimi savunmam güçtür. Bu maksatladır ki adalet hislerinden emin olarak zatı hümayunlarına müracaat ediyorum. Bu meselede kimlere ne gibi emirler vereceklerini zatı haşmetaneleri takdir buyururlar. Kendi kanaatim ve tecrübem bütün şahısların İstanbul'dan uzaklaştıkları ve Avrupa'ya geldikleri zaman entrikaların artmakta bulunduğu zeminindedir. Bana öyle geliyor ki zatı hümayunlarının onların hiçbir itibarla benim şahsımla ve Sırbistan'la meşgul olmamalarını ve bu mesele ile doğrudan doğruya veya aracılarla her türlü ilgilenmemelerini emreden tek bir sözleri kendilerini sakin kalmaya sevk edecek ve sade bana muzır olmayacak, fakat oğlum Aleksandr'a da zararı dokunacak hareketlere girişmekten kendilerini men edecektir. Zatı hümayunlannın oğlum Kral'a karşı besledikleri muhabbet hislerini bildiğimden  bizzat hükümet süreceği zaman yaklaşırken -ancak bir yıl ve birkaç aylık bir gayri reşitlik devresi kalmıştır- zati hümayunlarına müracaat etmeye cesaret ettim. Beni af buyurmanızı ve bu tarzda hareket cesaretini bana karşı lütuflarında ve her vesile ile oğluma ve şahsıma karşı gösterdikleri yüksek alakada bulduğuma emniyetlerinizi rica ederim. Minnettarlığımın ve değişmez bağlılığımın teminatını kabul buyurmak lütfunda bulunmanızı niyaz ve istirham eylerim. Milan."

Kralın metresi Artemise

İSTANBULLU ARTEMİSE'İN FIRTINALI YAŞAMI                                                                                                

Peki Milan'ın kurtulmak istediği Artemise'in hikayesi neydi? Bu kadın, Tanzimat devrinde yükselmiş, Osmanlı Saraylarında mimarlık etmiş Vasilaki Yoannides Kalfa'nın kızı ve Osmanlı devlet salnamelerinin "Bahriye Nezareti Celilesi Mimarı" kaydı ile "bala" rütbelileri cetvelinde ismini zikrettiği Yanko Bey'in de kardeşidir. Aile Beyoğlu'nda Mektep Sokağı'ndaki bir konakta oturuyordu. Vasilaki'nin üç kızından biri olan Artemise İstanbul'daki Sırp sefaretinde ateşe olan Mösyö Cristich'e verilmişti. Milan, müstakil kral sıfatıyla 1888'de Sultan Abdülhamid'i ziyaret etmek üzere İstanbul'a geldiğinde Artemise ile tanıştı. Bir süre sonra Kral Milan, unutamadığı bu güzeli kocasıyla birlikte Belgrad'a nakletti. Cristich'ler Belgrad Sarayı'nda önemli bir mevkiye getirildi. Daha sonra Mösyö Cristich Kral Milan'ın gözdesi olan karısını boşadı. Artemise, bir süre sonra bir
bebek sahibi oldu ve sevgilisi Milan'dan aşklarının meyvesi George isimli çocuğuna prens unvanı vermesini istedi.

Fakat Milan, çok zaman geçmeden bunu yapamayacak duruma düştü. Muhtemelen yapmak da istemiyordu. Çünkü gönlü pek hercai, aşkları da çok geçiciydi. Bir süre sonra Artemise, Istanbul'daki konağa döndü.             

MEKTUP İŞE YARAMIŞ OLMALI...                                                                                                                       

Ancak Sırp Kralı'nın II. Abdülhamid'e gönderdiği pek cafcaflı mektup işe yaramış olacak ki bir daha oğlu ile birlikte kralı rahatsız edemedi. 1903'te Milan'ın meşru oğlu Kral Aleksandr katledildi. Obrenoviç Hanedanı'ndan resmen kimse kalmadı. Milan'ın oğlu olduğu herkes tarafından bilinen George'un prens olabileceği bir   süre tartışıldı. Artemise'in ağabeyi Yanko Bey, yeğeninin kral olabileceği hayaliyle birkaç ay umutla bekledi. Ancak buna ihtimal yoktu.

YOKLUK İÇİNDE ÖLDÜ                                                                                                                              Artemis'e ve oğluna ne mi oldu? Bir zamanlar kraliçe olmayı hayal eden Artemis, Milan ve Sırp hükümetiyle başa çıkmak uğrunda açtığı davalar yüzünden servetini kaybetti. Son yıllarını yokluk içinde geçirdi ve Cumhuriyet'in ilanından kısa bir süre önce öldü.

KRALIN METRESİNDEN OLAN OĞLUNUN ACI SONU                                                                                      

Kraldan dünyaya gelen George ise acımasız iktidar savaşının bir kurbanıydı. Gençliğinde, Avrupa'nın çeşitli kentlerini dolaşan sirklerde nişancılık numaraları yaptı. Yıllar geçtikçe batağa saplandı. Viyana lokantalarında garsonluk yaparken, İkinci Dünya Savaşı'ndan az önce öldü.    

Kaynak: patronlardunyasi.com

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23