Savcı bile bu tufaya düşebilir! Eyüp Taş’ın başına gelen Türk yargısına yakışmıyor
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Yeni Akit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, bugünkü yazısında terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla yargılanan Eyüp Taşçı ve mahkum 5 kişi üzerinden Türk yargısı ile ilgili önemli tespitlerde bulundu.
Yeni Akit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, "Eyüp Taş’ın başına gelen Türk yargısına yakışmıyor!" başlıklı bugünkü köşe yazısında terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla yargılanan Eyüp Taşçı ve mahkum 5 kişi üzerinden Türk yargısı ile ilgili önemli tespitlerde bulundu.
İşte Karahasanoğlu'nun o yazısı;
FETÖ takıyyesinin kendi elemanlarına verdiği zarar bir yana..
Bu ülkenin hemen tüm kesimlerine de verdiği zarar tartışmasız bir gerçek..
FETÖ’nün takıyyesini gözlerimizle görünce..
Artık her şeyden şüphe eder olduk..
Herkese, “Ha ha.. Anlat.. Biz biliyoruz, onun arkasında ne numaralar olduğunu” demek, böyle yaklaşmak, adet haline geldi..
İnsanların ilişkilerinde bu oluyor.
Yetinilmiyor..
Devlet işleyişinde de benzer adetler oluşuyor..
Bir ayak üstünde kırk yalan söyleyen FETÖ’cüleri görünce..
Askeri alanda, darbe gecesi yakalanan FETÖ’cülerin, “Arsa bakmaya gelmiştim” şeklindeki fütürsuzca yalanları ile karşılaşılınca..
Artık, gerçekten bir yanlışı olmayan insanlara da, yalancı gözü ile bakılmaya başlandı..
Ama bu tür olaylar, bir tolere edilir, iki tolere edilir..
Çok net, çok kesin, çok tartışmasız şekilde suçsuz olduğu belli olan insanlara da “Şüphe” üzerinden, hem de aynı şüpheyi kendinize duysanız, izah edemeyeceğiniz kadar basit, saçma, gereksiz bir şüphe üzerinden cezalandırmalar başlarsa..
Ki somut örneklerini görüyoruz..
O noktada..
FETÖ’cülerin kaynattığı kazan, amacına ulaşmaya başlar..
FETÖ’cülerin biri bin yaparak attıkları iftiralarda, bir diye sınırladığımız olay, ikiye çıkar.. Üçe çıkar, dörde katlanır..
Onun için haksızlığa uğrayanlara belki ilk gün sahip çıkmamız gerekir ama..
Böylesine hain FETÖ’cülerin olduğu, PKK’lıların olduğu, hatta DAEŞ’lilerin olduğu bir dünya düzeninde, haksızlığa uğradığı ileri sürülenlere ilk gün destek veremiyor isek de..
Olay belli bir aşamaya geldikten sonra..
İddia edenlerin, emniyeti ile savcısı ile hakimi ile..
Dişe dokunur bir gerekçe sunmadan, masumiyetleri için yüz delil var iken onlar gözardı edilip, suçlu olabilecekleri yönünde bir tane bile delil olmadığı halde hayali gerekçelerle insanların mahkum edilmeye kalkışılmasına, eyvallah edemeyiz, etmememiz gerekir.
Felsefi yazı yazmam..
Soyut anlatımlarla, kafamdaki tezleri size dayatmaya kalkışmam..
Ne yazıyorsam, somut olaylara ilişkindir.
Somut vakalarla ilgilidir.
Bu girişten sonra da..
Somut olayı aktarayım.
Sakarya Emniyeti ile başlayan bir soruşturmada.
Hüseyin Sellum diye birisi gözaltına alınmış.
Tahminen yabancı uyruklu birisi.
Ve büyük ihtimalle de, gözaltına alınıp, sorgulandıktan sonra, yurtdışına deport edilmiş.
Büyük ihtimalle diyorum.
Çünkü 6 kişinin yargılandığı dosyada, her şey, bu adamın gözaltına alınması ile başlamış.
Ama bu adamın deport edilip edilmediğini dosyadan öğrenemiyorsunuz.
Yargılama sırasında, ağır ceza başkanının imalı anlatımlarından, tam aksine mahkemenin de durumu bilmediğini anlıyorsunuz..
Ve Hüseyin Sellum isimli kişi bir halt yiyor..
Şu an, bir başka Sellum da aynı haltı yiyerek..
Beni, sizleri, hatta ceza veren mahkeme başkanını..
Gözaltı yapan emniyetçileri, tutuklama isteyen savcıyı, aynı tufaya düşürebilir..
Nedir o tufa?
Hepimiz, hepiniz vatsap kulanıyoruz ya..
Sadece ve sadece cep telefonunuzu öğrenmeleri..
Ve o numarayı kurdukları bir gruba eklemeleri.. (...)