Sahte başarı gerçek çöküş: Gençlik derin bir krizin içinde
Artan yalnızlık, sosyal medyanın bireyler üzerindeki derin etkisi, hızlanan bireyselleşme ve manevi değerlerden uzaklaşma; günümüz toplumunun en dikkat çeken kırılma noktaları arasında yer alıyor.
SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL
Artan yalnızlık, sosyal medyanın bireyler üzerindeki derin etkisi, hızlanan bireyselleşme ve manevi değerlerden uzaklaşma; günümüz toplumunun en dikkat çeken kırılma noktaları arasında yer alıyor. Uzmanlara göre özellikle gençler, dijital dünyada kurulan yapay ilişkiler ve dayatılan “kusursuz hayat” algısı nedeniyle gerçek bağlardan koparken, bu süreç beraberinde kimlik bunalımı, aidiyet eksikliği ve derin bir içsel boşluk getiriyor. Toplumsal dayanışmanın zayıfladığı, bireyin giderek yalnızlaştığı bu yeni düzende, sadece sosyal değil, psikolojik ve manevi bir çözülme de giderek daha görünür hâle geliyor. Bu kapsamda Davranış Bilimleri Uzmanı ve Eğitimci Yazar Mehmet Sabah Yiğit, son günlerde gündeme gelen intihar iddiaları ve özellikle sosyal medya fenomenleri arasında artış gösterdiği öne sürülen vakalara ilişkin gazetemize çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yiğit, yaşananların münferit olaylar olmadığını, aksine uzun süredir göz ardı edilen yapısal bir sorunun dışa vurumu olduğunu ifade etti.
ŞÖHRET SAHTE BAŞARI GETİRİR
Sosyal medya üzerinden kurgulanan “mükemmel hayat” algısının bireyleri gerçeklikten kopardığını belirten Yiğit, özellikle TikTok gibi platformlarda hızla yükselen fenomen kültürünün gençler üzerinde ciddi bir psikolojik baskı oluşturduğunu vurguladı. “Gençler sürekli güçlü, mutlu ve başarılı görünmek zorunda hissediyor. Ancak bu görüntünün arkasında derin bir yalnızlık ve kimlik krizi yatıyor,” dedi. Yiğit, günümüzde gençliğe sunulan başarı anlayışının da gerçeklikten uzak olduğuna dikkat çekerek, “Bugün gençlerin önüne konulan başarı modeli; emek, üretim ve değer odaklı değil, hızlı para ve şöhret üzerine kurulu. Bu da ciddi bir ‘başarı illüzyonu’ yaratıyor. Ne yazık ki bu illüzyonun bedeli ağır oluyor,” ifadelerini kullandı.
HAYAT NESNELEŞTİ
Bazı sosyal medya figürlerinin uyuşturucu operasyonlarıyla gündeme gelmesini de değerlendiren Yiğit, bu durumun gençler açısından büyük bir risk oluşturduğunu söyledi. “Rol model olarak sunulan kişilerin bu tür olaylarla anılması, gençlerin yanlış yönlendirilmesine neden oluyor. Bu figürler; çalışmayı, üretmeyi değil, bağımlılığı ve savrulmayı temsil ediyor,” şeklinde konuştu. Televizyon içeriklerine de değinen Yiğit, dizilerde şiddetin normalleştirildiğini ve kadın imajının giderek değersizleştirildiğini belirtti. “Kadın artık birçok yapımda bir birey değil, bir obje olarak sunuluyor. Bu da toplumun hem ahlaki hem de psikolojik yapısını zedeliyor,” dedi.
SOSYAL MEDYA KÖTÜLÜĞÜ YAYGINLAŞTIRIYOR
Kumar bağımlılığının sosyal medya aracılığıyla yaygınlaştırılmasına da dikkat çeken Yiğit, fenomenler üzerinden gençlere “kolay kazanç” algısı aşılandığını ifade etti. “Bu sistem aslında bir bağımlılık tuzağıdır. Gençler kısa yoldan kazanma hayaliyle bu girdaba sürükleniyor ve çoğu zaman ciddi kayıplar yaşıyor,” uyarısında bulundu.
Sabah kuşağı programlarının da aile yapısına zarar verdiğini dile getiren Yiğit, mahremiyetin ortadan kaldırıldığı bu içeriklerin toplumda güven duygusunu zayıflattığını belirtti. “Özel hayatların ifşa edilmesi, aile kavramını aşındırıyor. Bu içeriklerle büyüyen gençlerin sağlıklı bir aile algısı geliştirmesi zorlaşıyor,” dedi. Toplumun çok yönlü bir kuşatma altında olduğunu vurgulayan Yiğit, sosyal medya, televizyon ve yanlış rol modeller aracılığıyla değerlerin aşındırıldığını ifade etti. “Başarı ahlaktan koparılıyor, mutluluk sadece parayla ölçülüyor. Bu anlayış bireyleri içten içe çökerten bir süreci beraberinde getiriyor,” dedi.
Yiğit, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: “Eğer bu gidişata dur demezsek, sadece bireyleri değil, geleceğimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.”
