Yüce Allah Hz. Âdem’i ve eşi Havva’yı cennetten çıkarmasına sebep nasıl ki sabırsızlıksa, tekrar cennete girmenin de anahtarı sabırdır. Kur’an-ı Kerim’de sabrı tavsiye eden sayısızca ayet bulunmaktadır.
Asr Suresinde Rabbimiz, zamana yeminle insanın hüsranda olduğunu belirttikten sonra “Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).” (Asr 1-3) buyurur.
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s): “Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet verilmedi” buyurmuştur (Buhârî-Müslim, Zekât).
Dünya imtihanı zorluklarla örülüdür. İmanı kuşanmanın gereğini yerine getirme, Allah yolunda mal ve can ile mücadele, yaz kış demeden bir ömür boyu günde beş vakit namazı eda etme, aynı şekilde uzun sıcak yaz günleri, kısa soğuk kış günleri fark etmeksizin Ramazan orucunu tutmak gibi her ibadette sabır gereklidir.
Abur cubur, tüketim çağını yaşadığımız günümüzde bir saat içinde bir şey yemeden, içmeden durulamayan bir zamanda Allah’ın emri gereği oruç tutmak, hakîki iman nimeti ve sabır olmasa katlanılması zordur.
Ama inananlar, sabır nimeti sayesinde Allah’ın da inayetiyle tüm bu zorlukları kolayca aşabilmektedir. Yüce Allah Mü’minlerin Kur’an’daki vasıflarını açıklarken şöyle buyurur:
“Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.” (Ankebût 29/59)
Peygamberimiz: “Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hak sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiçbir kimseye verilmemiştir.” (Tirmizi, Birr) buyurmuşlar.
Sabır, bir ömür boyu ahiretteki karşılığını Rabbi Allah’tan umarak tahammül göstermektir.
Darda, sıkıntılı anlarda hatta en acılı durumlarda bile isyana girmeden o süreci atlatmaktır. İnsanlık tarihine baktığımızda inanan insanların başına nice sıkıntılar gelmiştir. İnançlarından vazgeçirilmek için nice eziyet ve işkencelere maruz kalmışlardır. Ama bütün bu acıları Allah’a iman, ibadet ve sabırla üstesinden gelmişlerdir.
Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır. (Bakara 2/153)
Görülüyor ki sabır, sadece Mü’min kullarına verilmiş bir nimettir. Bu nimetle inananlar bütün sıkıntılarını aydınlığa kavuşturuyor. Efendimiz (s.a.s.) bir hadislerinde: “…Namaz bir nurdur, sadaka bir burhandır, sabır bir ışıktır…”
Dikkat edilirse hem Âyetlerde hem Hadis’i şeriflerde sabır ya namazla beraber ya da salih amelle beraber anılıyor. Bu da demektir ki ibadetler ile sabır birbirini tamamlayan iki parçadır.
Sonuç olarak Mü’minlerin Kur’an’da anlatılan kurtuluş vasfı ve cennet anahtarı sabrı kuşanmalı; namaz, dua ve sabırla Allah’tan yardım dilemeliyiz. Zira Rabbimiz yine şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Sabredin, sebat gösterin, (düşmana karşı) sınırlarda nöbet bekleyin. Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.” (Âl-i İmran 200)