• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Rahmi Er: 3 Kasım itibariyle çöküş dönemi başladı! Zulmün baş aktörü ABD duraklama devrinde!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Rahmi Er: 3 Kasım itibariyle çöküş dönemi başladı! Zulmün baş aktörü ABD duraklama devrinde!

Türkiye Yazarı Rahim Er, köşesinde 3 Kasım 2026 tarihinin Amerika Birleşik Devletleri açısından ileride unutulmayacak bir dönüm noktası olarak değerlendirilebileceğini yazdı. Er, seçim sonuçlarının yalnızca sandıkla sınırlı olmadığını belirterek ABD’nin “duraklama devrine” girdiğini kaleme aldı.

“Nasıl ki İstiklal Beyannâmesinin neşredildiği 4 Temmuz 1776, ABD için unutulmaz bir tarihse, bugün fark edilmese bile ileride 3 Kasım 2026’nın da Amerika Birleşik Devletleri için unutulmayacak bir tarih olacağı görüşündeyiz” diyen Türkiye Yazarı Rahim Er, ABD’nin duraklama devrine girdiğini yazdı.


 

Rahim Er; “Zira devletler de insanlar gibidir. Doğar, gelişir, büyür, ihtiyarlar ve ölür… 3 Kasım 2026 yıkılışa giden yolda birinci merhaledir. Duraklama, gerilemeden bir önceki devredir. Onu yıkım takip eder. Bahsettiğimiz tarihte Amerika’da her ne kadar bir seçim olmuşsa da bu seçimin etkileri, sandık göstergeleri ve Senato ve Temsilciler Meclisi yansımalarından ibaret değildir. 3 Kasım’da seçime giren Amerikan Başkanı, hep ‘devlet benim’ edâ ve kibrindeydi. Oldum olası emlakçılıkla devlet yönetmeyi aynı mantıkla değerlendirdi. Sahne şovunun serpintilerinden hiçbir zaman kurtulamadı. Trump, farklılık adına sürekli sıra dışılığı tercih etti. Sanki zihninin bir yerlerinde ulaşılamayıp hasret kalınmış bir devrimcilik güdüsü sürekli kendini hissettirdi. Bundan dolayıdır ki herkese ve her şeye tepeden baktı. 60 saniyede 6 kere fikir değiştirdi. Ayaküstü kaş çatmalarla devleti yönetebileceğini sandı. Rakibini küçük görme gafletine düştü. Ukrayna ihtilafını 24 saatte bitireceği gibi ham bir hayale imza attı. Eli kanlı katil Binyamin Netanyahu ve Siyonistlerle Yahudi lobisini teşkil eden ‘Kârunzâdelere’ hoş görünmek için İsrail’in boyunduruğuna girmeyi kabul edip İran’a saldırdı. ‘Vadedilmiş Topraklar’ hayalperest Yahudi ırkçısı Netanyahu’ya sınırsız ve noksansız destek vererek Amerikan halkının çoğunluğu dâhil dünya milletlerinin vicdanlarını kanattı. Siyonist önünde acze düşen, yukarıdan beri saydığımız adaletsizlik, zulüm ve yüz kızartıcı fiillerin yaşandığı bir devletin çöküşü ise farklı olur. Son söz, o söz ulusunundur: İmâm-ı Rabbanî hazretleri şöyle buyurmaktalar: Habercinin işi, haber vermektir!” ifadelerine yer verdi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Kitabe

Zulmün baş aktörü kimlerin dostu ,arkadaşıydı.

Recep Aydın Sosyal Bilimci

Zulümle Yükselenin Sonu, Mazlumun Ahıyla Gelir. Küresel emperyalizmin ve şedit sömürü çarkının ana üssü olan Amerika Birleşik Devletleri, insanlığın hafızasına kan, gözyaşı ve talan ile kazınmış bir cürümler tarihinin failidir. Yıllardır dünyayı adaletten uzak bir zorbalık nizamıyla tahakküm altında tutmaya çalışan bu güç, nihayet kendi elleriyle ördüğü çürüme duvarının altında kalmaya başlamıştır. Tarih, zulüm üzerine inşa edilen hiçbir saltanatın ebedi olamayacağını defalarca ispat etmiştir; çünkü zulüm ile abad olanın ahiri berbad olur. Bugün gelinen noktada, 3 Kasım 2026 tarihi itibariyle bu devasa zorbalık mekanizmasının dişlilerinin kırıldığı, küresel hegemonyanın geri döndürülemez bir çöküş ve duraklama devrine girdiği açıkça görülmektedir. Bu çöküş, tesadüfi bir siyasi dalgalanma ya da basit bir sandık neticesi değildir. Bu, yeryüzünün dört bir yanındaki mazlumların semaya yükselen ahının ve haklı bedduasının somut bir tezahürüdür. Gittiği her coğrafyaya barış ve demokrasi vaatleriyle giren fakat geride sadece yıkım, kaos ve sömürülmüş topraklar bırakan bir yapının mukadderatıdır. Kuveyt ile Irak arasında tezgahlanan düzmece savaşlar, "nükleer silah var" yalanıyla katledilen liderler ve neticesinde hem banka hesaplarına hem de petrol yataklarına çökülen devletler, bu sömürgeci aklın gerçek çehresini ortaya koymaktadır. Latin Amerika'dan Orta Doğu'ya kadar uzanan bu vahşi iştah, meşru liderleri hedef alarak halkların iradesini gasp etmiş ve insanlığın ortak zenginliklerini yağmalamıştır. Zorbalığın en vahşi ve tahammül edilemez boyutu ise Gazze'de sergilenen insanlık dramında sabittir. Silahsız ve savunmasız insanların, kadınların ve çocukların katledilmesine her türlü maddi, askeri ve manevi desteği pervasızca sunan bir sistem, kendi meşruiyetini tamamen sıfırlamıştır. Kan üzerine kurulan bir refahın ve sömürüye dayalı bir gücün ayakta kalması imkansızdır; mazlumun ahı, indirir şahı. Dünyanın gözü önünde işlenen bu cürümlere ortak olan, katliam mekanizmalarını besleyen bir gücün hak ettiği şey, insanlığın vicdanında mahkum olmak ve tarih sahnesinden çekilmektedir. Sonuç olarak, küresel nizamı kendi menfaatleri doğrultusunda eğip büken, petrol ve maden yatakları için medeniyetleri ateşe veren bu sömürgeci güç için kaçınılmaz son başlamıştır. Gücün getirdiği kibir, kendi körlüğünü yaratmış ve nihayetinde bu büyük yapıyı içeriden ve dışarıdan bir duraklama sürecine itmiştir. Mazlumların feryatları üzerinde yükselen bu haksız düzen, artık taşıyamayacağı bir nefret yükünün altında ezilmektedir. Tarih bir kez daha hükmünü icra etmekte ve zalimlerin duraklama, gerileme ve nihai çöküş devrini tüm çıplaklığıyla başlatmaktadır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23