PROVOKATÖRLER SAHADA
Reina’daki silahlı saldırıyı gerçekleştiren teröristin ‘Noel Baba’ kıyafeti giydiği yalanının piyasaya sürülmesi, Okmeydanı’nda Halkevi isimli sözde STK üyelerinin kahvehaneleri dolaşarak terör propagandası yapıp halkı ayaklanmaya çağırması, terörden kimlerin nemalandığını bir kez daha gözler önüne serdi.
MUSTAFA DURMAZ / İSTANBUL - Ortaköy’deki Reina’ya 39 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırıyı düzenleyen teröristin ‘Noel Baba’ kıyafeti giydiği yalanının duyurulması, Okmeydanı’nda Halkevi isimli sözde STK üyelerinin kahvehaneleri dolaşarak terör propagandası yapıp halkı ayaklanmaya çağırması; terörden kimlerin nemalandığını açıkça ortaya koydu.
NOEL BABA YALANI
Yeni Türkiye’nin büyüyen gücünden rahatsız olan şer odakları, Türk-Kürt provokasyonlarında başarılı olunamayınca laik-antilaik çatışması çıkarmak için düğmeye bastı. Yeni yılın ilk saatlerinde İstanbul Ortaköy’deki bir eğlence mekanında 39 kişinin hayatını kaybettiği, 65 kişinin ise yaralandığı terör saldırısını gerçekleştiren saldırganın “Noel Baba” kıyafeti ile içeriye girdiği yalanına başvuruldu. Ancak çok geçmeden saldırıyla ilgili güvenlik kamerası görüntülerini de inceleyen İstanbul Emniyeti’ndeki uzmanlar, silahı tutuş biçiminden ve kullandığı silah markasından saldırganın profesyonel, savaş eğitimi alan biri olduğunu ve saldırganın üzerinde “Noel Baba” kıyafeti olmadığını tespit etti.
HALKEVLERİ’NDEN PROPAGANDA
Terör örgütü PKK ve siyasi uzantısı HDP’ye verdiği destekle gündeme gelen CHP’nin “arka bahçe” olarak kullandığı Halkevleri de kanlı saldırı sonrası harekete geçti. Önceki gün aralarında Cumhuriyet Gazetesi çalışanı olan Ayşegül Başar’ın da bulunduğu bir grup provokatör, İstanbul Okmeydanı’ndaki kahvehaneleri dolaşarak hem terör propagandası yaptı hem de halkı ayaklanmaya çağırdı.
Girdikleri mekanlarda, zorbalıkla, tehditle çağrılar yapan militanlar, Okmeydanı’nda gittikleri bir kahvehanede ise şu ifadeleri kullandılar: “Katliamlarıyla hayatımıza zulmetmeye çalışan insanlardır. Biz diyoruz ki artık yeter artık buraya kadar. Bundan sonra mahallerimizde ne IŞİD’çiye ne de herhangi bir gerici cihatçı çeteye geçit vermeyeceğiz. Gericiliğin karşısında yükseltilmesi gereken bir bayrak vardır. Bu bayrağın adı da laiklik bayrağıdır. Bugün laiklik demek; özgürlük demektir, kardeşlik demektir. İnsanca bir yaşam mücadelesi demektir. Bizler herkesin bu mücadelenin bir neferi olmaya çağırıyoruz. Gericilerden, faşistlerden, Başkanlık sevdalılarından hesap sormaya çağırıyoruz.” Terör propagandalarını sosyal medyada paylaşan militanların fitneci açıklamaları kamuoyunda büyük tepki çekti. Sabaha karşı da halkı kin ve düşmanlığa yönelten Ayşegül Basar ve militan arkadaşlarının, İstanbul Terörle Mücadele Ekipleri tarafından gözaltına alındığı bildirildi.
“İSLAM ÜLKESİ DİYEMEZSİNİZ!”
Terör örgütü PKK yanlısı Halkevleri, toplumu kışkırtmak için daha önce metroda da provokatif bildiriler okumuştu. Devlet ve AK Parti Hükümeti düşmanlığı içeren bildiriye, metroda seyahat eden 2 vatandaş karşı çıkmıştı. Halkevci militanlar, “Burası İslam ülkesi” diyen vatandaşın üzerine yürüyerek, “Sen bu ülkede ‘Biz Müslümanız, burası İslam ülkesi diyemezsin’ diyerek din düşmanlığı yapmışlardı.
PROVOKASYONDA CHP BAŞI ÇEKTİ
Toplumu kışkırtmak için toplu taşıma araçlarında provokatif bildiriler okuyan Halkevleri’ne mensup militanlara karşı yetkililerin daha ne kadar müsaade edileceği anlaşılan kamuoyunu uzun süre meşgul edecek.
Reina’daki saldırının ardından sosyal medya provokatörleri zaman kaybetmeden sahneye çıktı. Başta siyasetçi ve yazarlar olmak üzere pek çok provokatör, klavyelerini kin ve nefret saçarak birliğimizi bozmak üzere kullandı. Terör saldırısından sonra aralarında CHP Milletvekili Barış Yarkadaş’ın da bulunduğu bir grup sosyal medya üzerinden Diyanet’i ve Müslümanları hedef aldı.
TERÖRİSTİ SAVUNDULAR
Hain terör saldırısını Diyanet İşleri Başkanlığının Cuma hutbesi ile bağdaştırmaya çalışan kesimler, terör üzerinden kara propaganda yapmaya kalkıştı. CHP Gençlik Kolları eski Başkanı olan Barış Atik de sosyal medya üzerinden Diyanet’i hedef aldı. Terör saldırısının ardından yaptığı paylaşımda Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı hutbenin saldırıya zemin hazırladığını iddia etti.
Saldırının ardından sosyal medya üzerinden paylaşımda bulunan FETÖ’cü Aykan Erdemir de terör saldırısının faturasını Diyanet’e kesti. FETÖ’cü Erdemir sosyal medya üzerinden “Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanlığı yılbaşı kutlamalarını illegal ilan etti” paylaşımında bulundu. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise, kişisel Twitter hesabından paylaşımda bulunarak, “Yeni yıl kutlamasını günah ilan etmek eli kanlı teröriste malzeme vermekmiş değil mi?” ifadesini kullandı.
SALDIRIYI ÇARPITTILAR
Sözde akademisyen Ayşe Hür, Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy ve Modacı Barbaros Şansal’ın attığı provokatif tweetler sosyal medyada büyük tepki çekti. Hain terör saldırısını Diyanet’in Cuma hutbesi ile bağdaştırmaya çalışan kesimler, terör üzerinden kara propaganda yapmaya kalkıştı. Onlarca vatandaşımızın şehit olduğu kalleş saldırıyla ilgili atılan tweetlerde yer verilen akıl dışı iddialar ve çirkin ithamlar pes dedirtti. Barbaros Şansal ise sosyal medya üzerinden eğlence merkezine yapılan saldırıyı çarpıtmaya çalıştı.
EŞCİNSEL MODACININ TEŞHİSİ
Kendisini “eşcinsel” olarak tanımlayan sözde modacı Barbaros Şansal, “İşletmecisi ve tüm çalışanları Alevi olduğu için, Noel baba kılığındaki Sünni Müslümanlar, İstanbul’da silahla insanları taradı! Özet budur” dedi.
Milli iradeye yönelik sarfettiği çirkin sözlerle gündeme gelen tarihçi Ayşe Hür, “Yarın Diyanet İşleri Başkanı’nın, “kimse Reina’yı tarayan, tebrik ederim, tam da benim verdiğim fetvaya uygun davranmış” demesini bekliyorum” ifadelerini kullandı.
Eş genel başkanlarının teröre destek vermesinden dolayı tutuklanan ve terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP’ye verdiği destekle bilinen Halkevleri Başkanı Oya Ersoy, “Hep bir ağızdan “Müslümanlar yılbaşı kutlamaz” propagandası yapanlar katliamın sorumlusudur! Bu ülkede laiklik mücadelesi yaşamsa!” paylaşımında bulundu. Teröre karşı terörü savunan Amberin Zaman ise, saldırının gerçekleştirilme sebebinin Türkiye’nin terör örgütü YPG’ye karşı yaptığı operasyonlar olduğunu ima ederek, şu skandal sözleri söyledi: “IŞİD’e karşı en etkin güç olan YPG ve SDG’ye saldırmaya devam edilecek mi acaba?” açıklamasında bulundu.
