Gazetemize özel açıklamalarda bulunan 15 Temmuz Türk Dünyası Derneği Genel Başkanı Ercan Şen, CHP lideri Özgür Özel’in sokak çağrıları üzerine de, “Sayın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i fevkalade kınıyorum. Bu bize rahmetli Mursi’yi hatırlatıyor. Ve açıkçası eğer bunu kastettiyse Özgür Özel bilsin ki, kendisi burayı Mısır’a döndürmek gibi bir vahametin içerisine düşerse karşısında 15 Temmuz gazilerini bulur” diye konuştu.
15 Temmuz 2016’da gerçekleşen FETÖ’cü darbe girişiminin 9’uncu yıldönümüne birkaç gün kaldı. Türkiye’nin ve dünyanın uçurumun kıyısından döndüğü o kanlı gecede her bir ferdi kahramanlaşan Türk halkı, göğsünü hain kurşunlarına siper ederek ülkemizi ve geleceğimizi emperyalist boyunduruğundan kurtarmayı başardı. İşte onlardan biri olan Milli Eğitim Bakanlığı Daire Başkanlarından 15 Temmuz Türk Dünyası Derneği Genel Başkanı Ercan Şen ile o karanlık gecede yaşananları konuştuk.
İPLER NE ZAMAN KOPTU?
15 Temmuz akşamı, o karanlık gecede yaşadıklarınızı tekrar anlatır mısınız?
Muhammet Bey kardeşim, 15 Temmuz gününe gelmeden önce müsaade edersen önceki yıllara dair birkaç ufak şeyi anlatayım. Bu FETÖ terör örgütünün aslında, karanlık işler çeviren, İslam’ın özüne aykırı işler yapan ve dini bilgileri çok iyi olmayan halkımızın bir kısmına zararlı fikirleri endoktrine etmeye çalışan bir cemaat, örgüt olduğunu az çok biliyorduk. 2013 yılındaki 17-25 Aralık hadiselerini, hükümetin aleyhine kurulan kumpasları hepimiz hatırlıyoruz. Askeri ve sivil bürokraside kendi adamlarını nasıl kolladıklarını, terfi ettirdiklerini, emniyette olsun, silahlı kuvvetlerde ve diğer devlet kuruluşlarında, özellikle Milli Eğitim’de yaptıkları biliniyordu. 17-25 Aralık’ta, ne zaman ki Cumhurbaşkanımız o zaman, “bu örgütün inlerine gireceğiz” dedikten sonra devlet topyekûn mücadeleye başlamıştı. Ama asıl hadise 2010 yılından sonra bunların Türkçe Olimpiyatları dedikleri tiyatroya artık AK Parti’nin ileri gelenlerinin katılmamasıyla başlamıştır kopuş. O yıl İstanbul Vadofon Arene’da Sayın Erdoğan, F.Gülen’e yurda dön çağrısı yapmıştı. Tayyip Erdoğan’ın o konuşmasını en iyi anlayanlardan birisi dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu. F. Gülen’e hitaben “sakın yurda dönme seni içeri atacak” demiştir. İşte Fetullahcı cemaatle AK Parti arasındaki net kopuşun başlaması o tarihtedir. Yine hatırlayacaksınız, meşhur 2012 yılındaki MİT Müsteşarının tutuklanmak istenmesi hadisesi. Yani burada resmen devlet içinde bir başka devletin taarruzunu görüyorduk. Ve 15 Temmuz gecesi de FETÖ’cü askeri darbenin başladığını da ilk anlayanlardan biriyim.
KARANLIK DARBE GECESİ YAŞANAN KORKUNÇ OLAYLAR...
15 Temmuz akşamı darbe yapıldığının anlaşılmasıyla birlikte neler yaşadınız?
Tevafuktur, 2016 yılı Temmuz başında ailemle hem Ramazan bayramını geçirmek üzere hem de 11 Temmuz 1995 yılında Boşnak kardeşlerimizin uğradığı korkunç Srebrenica katliamında can veren şehitlerimizi anmak için Saraybosna’ya gitmiştik. Ankara’ya döndüğümüz 15 Temmuz tarihinde saat akşamın dokuzuydu. Evim de Külliyeye yakın olan bir bölgede, Emek Mahallesi’ndeydi. Jetlerin gökyüzündeki manevralarını görünce saat on buçukta, arkadaşlarımla da haberleştikten sonra sokağa fırladım çünkü bunun bir darbe olduğunu anlamıştım ve yanıma da o zamanlar liseyi yeni bitirmiş olan büyük oğlumu da alarak arabamla Külliyenin önüne gittim. Yani devletin başkanı olan reisi korumak için, külliyeyi korumak için. Ve orada yolun kenarında arabalarının yanında sadece üç kişi gördüm. Külliyeye giden kavşağın başında. Bir araba ve üç kişi. Onların yanına varıp selam verdikten sonra, “Abi ne oluyor bilmiyoruz ama tedbiren biz buraya geldik” dediler. Ben de dedim ki, “Arkadaşlar bu bir darbedir ve darbenin de malum, nereden geldiğini az çok tahmin ediyoruz. Bizim direnmemiz lazım”. Ve biz orada yola arabamızı çekerek gelen arabaları durdurup içerideki vatandaşlara durumu anlatarak onları da yanımıza aldık. Yirmi beş, otuz kişi olduk. İşte o saatten sonra... Saat 23.30 civarı Beşevler istikametinden Külliyeye doğru gelen üç zırhlı personel taşıyıcı araç ve her birinin üzerinde üçer asker, ellerinde G3’ler gördük. Onları durdurmaya çalıştık. Tevafuktur şimdi, anlatayım bunu. Srebrenitsa’da biz yine şehitlerimizi anarken onlarca hatta belki de binlerce Türk bayrağını yanıma almıştım dağıtmak için. Çünkü Boşnak kardeşlerimizin Türklere ve bayrağa karşı özel bir teveccühleri vardı. İşte bayraklardan bir kısmı da arabamda kalmıştı. Ve ben oğluma “Bayrakları dağıtalım oğlum” dedim. “Arkadaşlara dağıtalım”. Elimizde Türk bayraklarıyla biz o zırhlı araçların önünü kestik. “Ya vatan evladı değil misiniz? Darbeye alet olmayın” falan derken en öndeki zırhlı araçtaki üç askerden biri G3’le bir şarjörü boşalttı bizim kafamızın üzerinden. “Yolu açın yoksa hepinizi vururum” diye bağırdı… Ve o üç tane zırhlı araç, külliyedeki alt geçitten, köprünün altından geçerek devam ettiler. Yaklaşık yarım saat sonra da, TRT’den o “Yurtta Sulh Konseyi Bildirisi” okunmuştu. Ve yirmi-yirmi beş dakika sonra zannediyorum saat, 24.40 civarı bir helikopter geldi. O helikopter tam Jandarma Genel Komutanlığı’nın üstünden külliyenin arkasındaki güvenlik barikatını, uçaksavar mermileriyle dövüyordu. Yirmilik mermi diyorlar onlara, içleri şarapnel dolu. O arada karşıdan gelen bir polis ekip arabası vardı. Shortland denilen türden. Ben de o polis aracının yanına gitmiştim. Bizi taramaya başladılar. O tarama esnasında biz beş arkadaş çeşitli yerlerimizden yaralandık. Polis arkadaşlar da vuruldu aynı şekilde. Yani toplam yedi kişi. Ve biz, zannediyorum külliyenin önünde ilk vurulanlarız. Oğlumun tişörtüyle bacağıma tampon yaparak Gazi Hastanesi’ne gittik. Oradayken Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün jetler tarafından bombalanmasını yaşadık. Gece çok uzun geliyordu. Hanımın mütemadiyen çaldırdığı telefonuma bakmayı nihayet akıl ettiğimde evdekilerin de çok korktuğunu anlayıp eve gittik. Fakat evde bir saat bile kalamadım. Bir müddet televizyonda haberlere baktıktan sonra evimden çatısı görünen Genelkurmay binasına helikopterlerin ateş ettiğini gördüm. Ve sol bacağım bandajlı, pantolonum kan içinde yırtık, pansumanlı bir vaziyette. Diğer oğlumu da alarak Genelkurmayın önüne gittik. Oradaki vatandaşların taranmasını ve Meclisin bombalanmasını da sabaha karşı 4 civarı yaşadık. Eve döndüğümde sabahın beş buçuğu falandı. Bir de yoldan gelmişim, uykusuzlukla falan birkaç saat zor uyudum. Saat sekiz buçukta hâlâ olaylar devam ediyordu. Külliyenin önünde yine uçaklar bomba atmıştı. Beş vatandaşımız orada şehit oldu. Akşam 22.00’den ertesi gün öğleden sonraya kadar süren bir serencamımız oldu. Şehit olan kardeşlerimizi gördük. Yaralanan kardeşlerimizi gördük. Bizler o dönemi yaşadık. 18 yaşındaki oğlum da yaşadı benimle beraber. Şimdi o oğlum üsteğmen, hamdolsun. O gece tanıştığım birçok kardeşimle aramızda bir kan kardeşliği tesisi oldu tabii. Gazilerle aramızda doğal bir dayanışma hasıl oldu.
Yükselen Güç ve Küresel Denge
MHP lideri Bahçeli’nin çağrısı ve Cumhurbaşkanımızın desteğiyle başlayan Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde PKK 11 Temmuz Cuma günü silah bırakmaya başladı. Süreç hakkında 15 Temmuz gazileri olarak ne düşünüyorsunuz? Ümitli misiniz?
Evet, ben Türkiye açısından son derece ümitvarım ve bütün bu gelişmelerin küresel ölçekte cereyan etmekte olan ABD-Çin rekabetinden bağımsız düşünülemeyeceği kanaatindeyim. Çünkü Türkiye gökkubbedeki kilit taşıdır ve Türkiyesiz hiçbir küresel güç galip gelemez… Türkiye’nin Ortadoğu’daki, Türkistan’daki, Balkanlardaki, Afrika’daki, Kafkaslardaki ağırlığı onu benzersiz bir jeopolitik ve teopolitik güç haline getirmektedir. Savunma sanayindeki küresel başarımız sadece bölgemizde değil dünyanın her yerinde makes bulmuştur. 50 yıldır süren PKK terörü de silahla başarılı olamayacağını görmüş ve Kürt halkının da başını daha fazla derde sokamayacağını anlamıştır. Ve her şeyden önce FETÖ’yü, PKK’yı ve DAEŞ’i kuran dış güçler faş olduklarını anlamıştır. Bundan sonra da küresel güçlerin ve Siyonistlerin bu tip operasyonlara girişemeyeceklerini düşünüyorum. Çünkü güneş parladıkça gölgeler kaybolur, vesselam.
15 TEMMUZ GAZİLERİ KAN KARDEŞİ OLDU DAYANIŞMA İÇERİSİNDELER
O gaziler daha sonraki yıllarda birbirinizi bulup dayanışma içinde oldunuz sanırım.
Evet. 2700’ü aşkın gazi, 254 şehit verdik. Sonra iki kişi hastanede, bir arkadaşımız da uzun yıllar yaralarıyla mücadeleden sonra hasta yatağında hayatını kaybetti. Yani o geceden aldığı yaralar nedeniyle. 254 şehit verdik ve şu ana kadar da 35 gazi kardeşimiz eceliyle ölmüştür. Yani sayımız gittikçe azalıyor. Şimdi biz çeşitli WhatsApp gruplarıyla buluşup, dernekler çatısı altında bir araya gelmeye çalıştık, birbirimizin derdine merhem olmak için. İşte devletin bize verdiği hakları düzgünce kullanabilmek için. Biz devletimizi, cumhurbaşkanımızı elbette çok seviyoruz. Bayrak yere düşmesin, vatan elden gitmesin, devlet elden gitmesin diye o gün, meydanlara çıktık ve bu mücadeleyi yaptık. Hamdolsun bunda da başarılı olduk. Ve ben tamamen şu anda 15 Temmuz’la ilgili hâlâ aynı fikirdeyim. Türkiye Büyük Millet Meclisi de o gece sergilediği direnişle, Gazi Meclis olduğunu 15 Temmuz’da bir kez daha ispatlamıştır. Gurur duyuyoruz. Biz de devletimizin gazileri olarak, milletimizin gazileri olarak 15 Temmuz destanında bir payımız olduğu için elbette, övünç duyuyoruz, gurur duyuyoruz. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi gaziler olarak önceki yıl ziyaret ettik. Sağ olsun bizi ağırladı. Devlet Bahçeli dedi ki; “Biz dedi, bu gazi kardeşlerimizin dedi, sorunlarına, dertlerine çare olamazsak yarın öbür gün yüzlerine bakamayız” dedi. “Mahcup oluruz” dedi. Şimdi bu laf çok doğru bir laftır. Biz de diyoruz ki; bu adamlar devletinin ve milletinin selameti için canını ortaya koymuş, canının hesabını yapmadan ortaya çıkmış hasbi adamlar. Hesap adamı değil bunlar, kalpten davranan adamlar. Şimdi sen bu adama hesap yaparak “şunu veririm, bunu vermem” dersen, bu yanlış olur. Çifte standart olur, gaziler arasında ayrım olur. Ordu evlerine bizi önceden alıyorlardı. Şimdi çok zorlanıyoruz ordu evlerine girerken. Ankara’da Gazi Uyumevi yaptı Milli Savunma Bakanlığı. Çok güzel bizi ağırlıyorlar orada. Allah razı olsun. Aynısının İstanbul’a da yapılmasını arzu ediyoruz. Ama gaziler arasındaki bu çifte standardın ortadan kalkmasını da bekliyoruz devletimizden. Biz üvey evlat gazi muamelesi görmek istemiyoruz. Yani bazıları “AK Parti gazisi” diyor ya, biz devletimize soruyoruz; Biz üvey gazi miyiz? Çünkü bazı gazi kardeşlerimiz Devlet Bey’in dediği gibi artık küsme noktasına gelmiş vaziyetteler. Gazileri küstürmeyelim. Gaziler devletine küsmez ama, üç-beş gazinin küsmesi sirayet edecektir. Evet. Onun için söylüyorum bu konuya devletimizin çözüm bulması gerektiğini. Halk 15 Temmuz gazileri devletten maaş alıyor zannediyor ama yok böyle bir şey.
MAAŞ, TAZMİNAT HAKLARI VERİLSİN İSTİYORUZ
15 Temmuz Gazileri olarak yasal haklarınızı aramak üzere bazı girişimleriniz vardı. Ne durumdasınız o konuda?
Evet, bazı arkadaşlarımız mahkemelerde dava açıyorlar maaş hakkının, ölüm aylığının ve ek tazminat hakkının tanınması için. Ama bu davaların Anayasa Mahkemesi’ne taşınması gerekir. Çünkü burada gaziler arasında bir eşitsizlik var, çelişki var. Kıbrıs gazileri doksanların başlarında çıkan kanunla maaş almaya başladılar. Ve orada da, harekât emri alan Mersin Limanı’nda bağlı duran gemideki askerimiz bile gazi maaşını aldı. Doğrusu da budur. Devletimizden Allah razı olsun. Devlet olmanın gereği buydu. 20 bin Kıbrıs gazisine gazi maaşı verildi ve o sorun çözüldü. Şimdi de 15 Temmuz darbesinin üzerinden 9 yıl geçti. Devletimizden istirham ediyoruz, 2700 civarındaki 15 Temmuz gazisine maaş hakkını versin. Ölüm aylığı hakkını versin, ek tazminat hakkını versin. Ek tazminat dedim, bak benim ayağımda şarapnel var. Sol ayak bileğimde. Şu anda kemikte saplı duruyor. Doktorlar alamadı onu. Şu anda ayak bileğimden kalçama doğru devamlı ağrı, sancı yaşıyorum ben. Bunun çok daha ötesinde olan arkadaşlarım var.
ÖZEL, SOKAĞA ÇIKARSA KARŞISINDA 15 TEMMUZ GAZİLERİNİ BULUR
15 Temmuz’da FETÖ’nün darbesini püskürten gaziler olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Cumhurbaşkanını Mısır tipi bir darbeyle tehdit ettiği sözlerine ne diyorsunuz?
Sayın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i fevkalade kınıyorum. Bu bize rahmetli Mursi’yi hatırlatıyor. Ve açıkçası eğer bunu kastettiyse Özgür Özel bilsin ki, kendisi burayı Mısır’a döndürmek gibi bir vahametin içerisine düşerse karşısında 15 Temmuz gazilerini bulur. Biz Mursi’nin kaderini yaşatmayız bu ülkede kimseye. Biz Türkiye’nin, Türk milletinin, Türk devletinin kaderini Mursi’ye benzettirmeyiz ve kimseye yaşatmayız.
Gündem
PKK silah bıraktı! Özgür Özel'den ilk açıklama