• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Önce ahlaki ve manevi eğitim, sonra güvenlik

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Önce ahlaki ve manevi eğitim, sonra güvenlik

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları sonrası okul girişlerine turnike, X-Ray cihazı konulması, polis ve güvenlik görevlilerinin artırılması, üniformasız öğrencilerin girişine izin verilmemesi gibi tedbirler eğitimciler tarafından “palyatif tedbirler” olarak nitelendirildi. l Eğitimciler, okullarda yaşanan şiddet olaylarının neslimizi hedef alan sinsi bir salgının sonucu olduğunu belirtirken, başta eşcinsellik propagandası olmak üzere dijital oyunlarda, çocuklara ve gençlere empoze edilen şiddet ve terörün önlenmesinin yanısıra ahlak ve maneviyat eğitiminin verilmesi gerektiğini vurguladılar.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları sonrası okul girişlerine turnike, X-Ray cihazı konulması, polis ve güvenlik görevlilerinin artırılması, velilerin randevu sistemiyle okullara alınması, üniformasız öğrencilerin girişine izin verilmemesi gibi tedbirler alınmaya başlandı. Okul katliamından sonra toplumda tepkiye neden olan şiddeti özendirici ve ahlaki erozyona yol açan dizilerde de senaryolar değişti. Kahramanmaraş’ta 9 kişinin katledildiği okul baskını sonrasında, sanal mecralar ve şiddeti normalleştiren diziler mercek altına alındı. Tepkiler üzerine birçok dizide yeni bölümler şiddet, cinayet ve silahlı saldırı sahnelerini azaltarak ekrana gelecek. Yeraltı, Eşref Rüya, ABİ ve Uzak Şehir gibi şiddet içerikli dizilerden yansıyan bilgiye göre, yeni bölümler toplumun hassasiyeti gözetilerek çekilmeye başlanırken, filmlerin uzunluğu ve reyting kaygısı nedeniyle şiddete verilen molanın uzun sürmeyeceği yorumları dikkat çekiyor.


 

“GELECEK, EKRANLARA HAPSOLMUŞ BİR NESİLLE İNŞA EDİLEMEZ”

Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız, son dönemde artan okul saldırıları, medya ve dijital mecralardaki yozlaşmaya dikkat çekerek, “Dijital kirlilik, sadece bir teknoloji sorunu değil, nesillerimizi hedef alan sinsi bir salgındır. Aile kalemizi ve gençlerimizi bu kuşatmadan kurtarmak milli bir görevdir” dedi.
Genel Başkan Ali Yıldız, dijital dünyanın kontrolsüz büyümesinin toplumsal dokuda onarılması güç yaralar açtığını vurguladı. Yıldız, özellikle okullara kadar sirayet eden şiddet olaylarının arka planında medya ve dijital platformlardaki denetimsizlik ve ahlaki boşluğun yattığını belirtti. Ali Yıldız, dünya genelinde ve Türkiye’de endişe verici boyutlara ulaşan akran zorbalığı ve okul saldırılarına değinerek şu ifadeleri kullandı: “Bugün okullarımızda tanık olduğumuz şiddet vakaları, ekranda normalleştirilen vahşetin sokağa ve sınıflara taşmış halidir. Dijital mecralarda ‘güç’ ve ‘popülerlik’ uğruna pazarlanan şiddet içerikli oyunlar ve videolar, gençlerimizin empati duygusunu yok ederek onları birer şiddet öznesine dönüştürmektedir. Evlatlarımızı dijital bir yalnızlığa mahkûm eden bu sistem, onları manevi değerlerinden kopararak kimliksizleştirmektedir. Sorunun tespiti kadar çözümü de aciliyet taşımaktadır. Müfredata ‘Dijital Ahlak’ Dersi konularak, sadece teknik kullanımın değil, dijital dünyada helal, haram, mahremiyet ve kul hakkı bilincinin aşılanacağı bir dersin zorunlu hale getirilmesi... Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı iş birliği ile çalışmalar planlanması gerekir... En önemlisi de, manevi rehberlik sahaya inmeli, Din görevlilerinin gençlerin dijital dünyadaki yalnızlığını fark ederek, onları sosyal ve kültürel faaliyetlerle cami ve toplum merkezli gerçek hayata bağlaması çok önemlidir. Diyanet-Sen olarak, değerlerimize savaş açan her türlü kirliliğin karşısında duracağımızın bilinmesini isterim... Biz bu mücadelede safımızı, ailemizin ve evlatlarımızın yanından ayırmayacağız”


 

“KALPLERE YERLEŞTİRİLEN İMAN, SUÇU ENGELLER”

Eğitimci Yazar, Aile Danışmanı Zekeriya Efiloğlu da şunları söyledi: “Bu tür faciaların ardından alınan önlemler, ne yazık ki çoğu zaman yaranın üstünü örtmekten öteye gitmez. Kapılara konulan turnikeler, X-Ray cihazları, artan güvenlik görevlileri… Bunlar korkunun büyüklüğünü gösterir ama sorunun kaynağını çözmez. Çünkü mesele kapıdan giren tehlike değil, kalpte büyüyen boşluktur. İslam’ın insana bakışı tam da burada belirleyicidir. İnsanı sadece beden olarak değil; akıl, kalp ve ruh bütünlüğüyle ele alır. Bugün yaşanan şiddetin temelinde, insanın bu bütünlüğünün parçalanması yatıyor. Gençler bilgiyle donatılıyor ama hikmetten mahrum bırakılıyor. Başarı öğretiliyor ama sorumluluk unutturuluyor. Özgürlük anlatılıyor ama hesap bilinci verilmediği için sınır tanımazlık doğuyor. Kur’an’ın inşa ettiği insan modeli, ‘görülmediğinde de doğru olanı yapan’ insandır. Yani davranışını sadece dış denetime göre değil, iç denetime göre şekillendiren insan. Eğer bir genç, Allah’ın her an kendisini gördüğüne ve yaptığı her şeyin hesabını vereceğine gerçekten inanarak yetişirse; o el, bir cana kıymaya değil, bir canı korumaya yönelir. Çünkü bilir ki bir insanı öldürmek, tüm insanlığı öldürmek gibidir. Bugün ise tam tersi bir kültür pompalanıyor. Şiddet, dizilerde kahramanlık gibi sunuluyor; oyunlarda puan kazandıran bir araç haline getiriliyor... Vicdan köreliyor, kalp katılaşıyor. İşte asıl tehlike budur... Okullar sadece akademik bilgi veren kurumlar olmamalıdır. Aynı zamanda insan yetiştiren, karakter inşa eden yerler olmalıdır. Çocuklara; Merhametin bir erdem değil, bir zorunluluk olduğu, adaletin sadece hukukta değil, günlük hayatta da yaşanması gerektiği, sabrın, öfkenin önüne geçebilen bir güç olduğu ve en önemlisi, her davranışın ilahi bir karşılığı bulunduğu anlatılmalıdır. Aileler de bu sorumluluğun merkezindedir. Çocuk sadece okulda değil, evde de bir ahlak iklimi görmelidir. Söylenenle yapılanın tutarlı olduğu, sevginin ve saygının hissedildiği bir ortamda büyüyen çocuk, şiddeti çözüm olarak görmez. Kısacası mesele güvenliği artırmak değil, insanı derinleştirmektir. Kalbi boş kalan bir toplumu hiçbir kamera sistemi koruyamaz. Ama kalbi iman, vicdan ve merhametle dolu bir nesli, en zayıf tedbirler bile ayakta tutar. Unutulmamalıdır ki: Kapılara konulan demirler suçu geciktirir, ama kalplere yerleştirilen iman suçu engeller”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

BAŞORTUSUNE GEREGINDEN FAZLAXANLAM YUKLENDI HEM ISLAM DUSMANLARI HEM DE MUHAFAZAKARLAR TARAFINDAN

Oysa GELENEKSELLESMIS DIN BAVI ZAYIFLAMISTIR BASORTUSUNUN..Bugun bakiyorsun herturlu rezilligi, ramazan ayi topluma acik alan dinlemeden ornekkerini cokca goruyoruz, topku tasima arackarinda yasli-basortulu -hasta lara yer vermeyen saygisizlar arasinda basurtululeri gorunce cok uzuluyorum... BASORTUSU SAKAL TAKVADAN DEGIL ARTIK MAALESEF...HEPIMUZ SAHIDIZ BU KONU DA DUZELMELI ARIZALI DUNTEVI CAHIL KOTUNIYETLI TIPLERIN YANLIS IMAJLA KIRLETMESI ONLENMELI ISLAMI

Şizofren

eğitim le öğretimle hiçbir şey olmuyor bugünlerde içinde olacak yoksa elli yaşındada olsan patlak veriyor....ahhhh haram lokma ahhhh içleri işleri bitirdin
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23