Ne istiyor CHP ölelim mi yani!
Her kriz döneminde olduğu gibi, çözüm üretmek yerine sorun çıkarmaya odaklanan CHP zihniyetinin, üniversitelerin tatil edilerek, KYK yurtlarının evsiz barksız kalan acılı depremzedelere tahsis edilmesine de karşı çıkması büyük tepki çekti. Siyasetçiler, CHP’nin birlik yerine bozgunculuk peşinde koştuğunu ifade ederken, Akit’e konuşan deprem mağdurları acı üzerinden siyaset devşiren muhalefete adeta isyan etti: “Yalın ayak sokakta mı kalalım. CHP ne istiyor bizden, ölelim mi?”
Depremlerdern etkilenen illerde evleri yıkılan depremzedelere Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarının geçici olarak tahsisi, başını CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çektiği, bozgunculuğu muhalefet sanan kesim tarafından siyasi istismar aracına dönüştürüldü. Depremin şokunu yaşayan, evlerini ve tüm eşyalarını kaybetmiş depremzedelere devletin yurt imkanlarının sunulmasına bile karşı çıkanlar, en fazla birlik beraberliğe ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda bozgunculuk yapmaktan çekinmiyor.
ALLAH’A HAVALE EDİYORUZ
Depremde çok sayıda yakınını, tüm ailesi ve yakın çevresi ile evlerini kaybeden Hataylı Turizmci Ömer Kaya, şunları dile getirdi: “Biz yıkılan evlerle, hayatını kaybeden yakınlarımızın yasıyla uğraşırken, ‘orada devlet yok, hiçbir şey yok’ diyerek devleti paralamaya çalışan Kılıçdaroğlu ve vicdansız muhalefeti kınıyoruz. CHP’li Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin ayıplarını gizlemeye çalışıyorlar. 3 gün boyunca belediye hiç ortada yoktu. Ondan sonra sıkılmadan televizyonların karşısına çıkıp ‘devlet yok’ diyorlar. Üstüne bir de yurtların depremzedelere açılmasına karşı çıkıyorlar. Böyle bir tutum ne siyasete ne insanlığa sığar. Sadece muhalif olmak için biz mağdurları daha da mağdur etmeye çalışanları Allah’a havale ediyoruz.”
NE İSTİYORLAR ÖLELİM Mİ!
Depremde Hatay’da yaşadığı evi yıkılan ve depremin ilk anında eşiyle birlikte beş çocuklarını son anda dışarıya çıkararak canlarını kurtaran Sara Kürt da, şunları söyledi: “5 çocuğumla yalın ayak sokakta, soğukta beklerken kocamı Hatay Belediyesi binasına battaniye alması için gönderdim. Bizi muhatap bile almadılar. Battaniye, ayakkabı istedik onu bile vermediler. ‘Devlet yok’ diye bağıranlara bağlı belediyeleri de üç gün yüzümüze bakmadılar. Kılıçdaroğlu ve onun gibiler, üstüne bir de depremzedelerin devletin yurtlarına yerleşmesine karşı çıkıyorlar. Ne istiyorlar yani ölelim mi? Bir daha büyükşehir belediyesini almayı bırakın, sokağa çıkmaya bile yüzleri olamaz!”
TEŞEKKÜR EDİLMESİ GEREKİRKEN
Konuya ilişkin Akit’e konuşan Eğitim Bir-Sen Genel Sekreteri Latif Selvi ise, şunları ifade etti: “Bütün kurumlarıyla bölgedeki vatandaşlarımızın yanında olan devletimiz, ilk aşamada kalacak yer sorununu çözmek için çaba göstermiştir. Vatandaşlarımız öncelikle tatil yörelerindeki otellere yerleştirilmiştir. Bölgeden ayrılan vatandaşlarımızın sayısının artması nedeniyle de devlet olmanın gereği olarak onların barınma ve iaşe sorununu çözmek üzere Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı yurtların depremzedelere açılması sağlanmıştır. Bu vatandaşlarımıza devletin kayıtsız kalması düşünülemezdi. YÖK, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile koordinasyon halinde bu çözüme sıcak bakmıştır. Bu atılabilecek en doğru adım olmuştur. Eğitimin ikinci plana atılması söz konusu değildir. Hem eğitimin sürdürülmesi, hem de yaşanan büyük felaketten etkilenen vatandaşlarımızın ilk aşamada barınma ve iaşe ihtiyacının giderilmesi için çaba gösterilmiştir. Bakanlığımıza ve YÖK’e teşekkür edilmesi gerekir.”
BARINMA ANAYASAL HAK
SAD Araştırma Başkanı Sadullah Özcan da, şunları kaydetti: “Afetin ciddiyeti bir kesim tarafından anlaşılmak istenmiyor. Yaraların sarılması adına atılan her adım bir şekilde siyasallaştırılarak itibarsızlaştırma hastalığına kurban edilmeye çalışılıyor. Depremzedenin kalıcı konutların inşasına kadar farklı alternatiflerle konaklama ihtiyaçlarını karşılama adına üretilen çözüm yolları da buna kurban edilmek isteniyor. Özellikle üniversitelerin bu yılın bahar döneminde uzaktan eğitime geçip illerdeki KYK yurtlarının depremzedelere tahsis edilme kararına yönelik anlamsız itirazlar dikkat çekici. Kılıçdaroğlu’nun başlattığı tartışma barınma hakkı, eğitim hakkı kavramlarını istismara kadar gitti. Buna karşı çıkanlar, Anayasa’da yer alan barınma hakkına da karşı çıkmaktadır. Sırf iktidar karşıtlığı maalesef ülke tarihinin en büyük afeti karşısında gözleri kör etmiş. Pandemi dolayısıyla iki yıl online eğitim yapılmadı mı? Durum bu iken karşı gelenler üzüm yeme gayesinin ötesinde sadece bağcıyı dövme adına hareket etmekten başka bir şey yapmıyorlar.”