KIZILAY KATLİAMINDA NEDEN FETÖ MANKURTLARI TELEF OLMADI?
Kalayı yiyince öyle ışıdılar, öyle ışıdılar ki yüreğim soğudu vallahi…
Şu Yeşilçam filmlerindeki gibi “O kadar mesudum ki, saadetten koşmak, koşmak istiyorum”!
Hay ellerin dert görmesin Mustafa Abi…
Nasıl hadlerini bildirdi ama?
Nasıl ayar çekti?
Uyuz mu uyuz sokak köpekleri gibi Yeni Akit’in paçalarını çekiştire çekiştire kaşınan FETÖ havhavları kalayı yer yemez, nasıl da dut yemiş bülbüle döndü?
Her Allah’ın günü “yaka biti” gibi başımıza musallat olup “Özgür Gündem’i senin gasten basmıyor muuu?” diyen bu mankurtlar, Mustafa Abi kalayı basınca nasıl da birdenbire kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırıp, vik vik vik vik diye oraya buraya kaçıştı?
Ortalık nasıl da süt liman oluverdi?
“Bir ilk bahar sabahı/ neşeyle uyandın mı hiç?” diyor ya şarkıda…
Ayyynen o huzuru duydum e-postama bakınca…
Zira Haşhaşilerden “tık” yok…
Oh olsun, canıma değsin!
“Haşhaşisiz hava sahası”, mis, missss…
Hay ağzına sağlık Mustafa Abi!
Ellerin dert görmesin…
Yalnız, hoooop FETÖ mankurtları!
Nereye öyle?
Arazi olmak yok hemen, bir dakkaaaa!
Kuyruğunuz hâlâ ayağımın altında!
Elime düştünüz…
Ha şu noktada ne Noyan’ınız, ne de şamanınız sizi elimden kurtaramaz asla!
Noyan’ın (Cemil Bayık) “cinneti” şaman, yani Locaefendi’nizin önüne adisyonu koydum!
Ya Yeni Akit’e attığı murdar çamuru biiir güzel yalayacak, “iftira attık diyecek, özür dileyecek” veya “Özgür Gündem”i Yeni Akit’in bastığını delilleriyle, belgeleriyle ispatlayacaksınız şimdi!
Yok, eğer “bana ne, bana ne, bana ne” diye omuz silkip kanıtlamazsanız, “şerefsiz, namusssuz, haysiyetsiz” sözleri şlap diye suratınıza yapışacak!
Vıcık, vıcık üstünüze, başınıza yapışacak!
Yani…
Boşuna “yırttık” diye sevinmeyin…
İki elim yakanızda!
Bu iftiralarınız yanınıza kalmayacak!
Kuzey Irak’taki FETÖ karargâhı olan Işık Üniversitesi’nde PKK’ya, örgüte sızan MİT mensuplarının listesini verip infaz ettiren FETÖ iken…
Fukara hakkı “SODES” paralarıyla kurdukları “Okuma Salonları”ndan, PKK’ya sızma FETÖ istihbaratçıları devşiren FETÖ iken…
“Kobani Eylemleri”ni finanse eden FETÖ iken…
FETÖ istihbaratını, arka kapı diplomasisiyle HDP-PKK’nın ayakları altına seren FETÖ iken…
HDP-PKK’ya terör örgütüdür demeyen FETÖ iken…
Teröristlerle maklube kaşıklayan, HDP için kapı kapı oy dilenen FETÖ iken…
Sızma emniyet ve istihbarat ajanlarıyla, devletten PKK’yla ilgili istihbarat gizleyen FETÖ iken…
Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de devletine ihanet ederek, HDP-PKK’ya yardım ve yataklık eden FETÖ iken…
Güneydoğu’daki barış iklimini, HDP’nin bilinçaltına tesir eden şeytani algı operasyonlarıyla cehenneme çeviren FETÖ iken…
FETÖ-PKK’ya karşı ölümüne mücadele verenlere o çatallı dillerinizi uzatırsanız, Noyan’ınızı da, Şaman’ınızı da elimizden kurtaramazsınız!
Ha şöyle kuyruğunuza basar, Noyan-Şaman ilişkisini cürmü meşhut yaparız!
“Vurun kahpeye” der, el âlem içine çıkacak yüz bırakmayız!
Demek ki neymiş?
Her kuşun eti yenmezmiş!
Kaç kere dedim size, biz “demir leblebi”yiz!
Bizi “çiğnemeye kalkan” Hendekçilerin, Hamamcıların dişlerini söker, midelerine gömeriz!
Sorun hele nasıl? Hangi güçle?
Sizde dış istihbarat, bizde iman kuvvetiyle…
Şaman’ın Noyan’ı ne dedi Ankara Katliamı öncesinde?
“Eyyyy İngiliz anahtarları Hamamcılar, desteğimiz sizinle!”
Nasıl seviniyordunuz bahar gelecek diye?
“Bummm” bahar geldi…
Bir tek FETÖ mankurtu “telef oldu mu Kızılay’da” itiraf etsenize?
Yoksa Şaman’a şeytanlarından mülhem mi oldu yine?
İstihbarat kimden sızdı?
Sakın “Hz. Muhammed (sav), şamana söyledi” ayağına yatayım demeyin, zira yemez kimse!