Siyonizm bebekleri bu kez mermiyle değil ‘Mama’ ile öldürüyor! Bebek mamasından pet sektörüne uzanan Nestle’nin kirli ağı
Dünyanın en büyük gıda devlerinden biri olan Nestlé, bebek maması içeriklerinden gıda güvenliği açıklarına ve küresel pazarlama stratejilerine kadar pek çok alanda ciddi eleştirilerin hedefinde yer alıyor. Gazeteci Emre Esfer’in analizine göre şirketin faaliyetleri, yalnızca ticari bir başarı değil, aynı zamanda politik ve ideolojik bir karanlık ağın parçası.
Dünyanın en büyük gıda şirketlerinden biri olan Nestlé, geçmişten bugüne uzanan bazı uygulamaları nedeniyle mevcut gündemde yeniden konuşulması gereken bir şirket. Şirketin özellikle bebek maması ürünleri, içerik politikaları ve gıda güvenliği alanındaki faaliyetleri farklı dönemlerde eleştirilerin odağında yer aldı.
Nestlé’nin 1970’li ve 1980’li yıllarda Afrika başta olmak üzere sözde gelişmekte olan ülkelerde uyguladığı bebek maması pazarlama stratejileri uzun süre gündemde kaldı. İddialara göre şirket, bebek mamalarını ücretsiz dağıtarak anneleri bu ürünlere yönlendirdi. Bu durum, bazı bölgelerde anne sütü kullanımının azalmasına neden oldu. Dönemin sağlık raporlarında, mama kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle temiz suya erişimin sınırlı olduğu bölgelerde bebek ölümlerinde artış yaşandığı ifade edildi.
1978 yılında sağlık çalışanlarının hazırladığı raporlar, mama ile beslenen bebeklerde ölüm oranlarının yükseldiğine işaret etti. Aynı süreçte emzirme oranlarında ciddi düşüşler kaydedildi. Örneğin Meksika’da emzirme oranı yüzde 100’den yüzde 40’a, Şili’de yüzde 90’dan yüzde 5’e geriledi. UNICEF verilerine göre, uygun hijyen koşullarının sağlanamadığı ortamlarda mama kullanımı, yenidoğan sağlığı açısından önemli riskler oluşturdu.
Bu gelişmelerin ardından 1977 yılında Nestlé’ye karşı uluslararası boykot kampanyası başlatıldı. “The Baby Killer” başlıklı yayınlar, şirketin uygulamalarını küresel kamuoyunun gündemine taşıdı.
Şirketin güncel ürün politikaları da benzer tartışmalara neden oldu. 2024 yılında Public Eye tarafından yayımlanan bir araştırmada, Nestlé’nin Asya, Afrika ve Latin Amerika’da sattığı bazı bebek maması ürünlerine ilave şeker eklendiği tespit edildi.
Aynı ürünlerin Avrupa pazarında ise ilave şeker içermediği belirtildi. Araştırmaya göre incelenen 115 ürünün 108’inde ilave şeker bulunduğu açıklandı. Etiyopya’da porsiyon başına 5,2 gram, Güney Afrika’da ise 4 gram ilave şeker tespit edilirken, İngiltere ve Almanya’da satılan ürünlerde bu içerik yer almadı.
Şirketin Türkiye’de 6 üretim tesisi bulunurken, 2025 yılında 4 milyar liralık yeni bir fabrika yatırımıyla etkisini daha da artırdığı görülüyor. Nestlé’nin İsrail merkezli Osem Investments şirketini bünyesinde barındırması, Türkiye’den akan bu devasa ekonomik kaynağın Siyonist sermaye ile olan doğrudan bağlantısını ve meselenin ideolojik boyutunu gözler önüne seriyor.
Öte yandan, 2025 yılının Kasım ayında Hollanda’da üretilen bazı Nestlé bebek mamalarında “sereulid” adlı toksinin tespit edilmesi yeni bir krize yol açtı. Söz konusu gelişmenin ardından başlatılan incelemelerin 60’tan fazla ülkeyi kapsayan bir sürece dönüştüğü bildirildi.







