Milli Görüş’ün efsane eğitimcisinden çarpıcı öneri: Meslek liseleri ‘okul+işyeri’ eğitimi vermelidir
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
yeniakit.com.tr’ye konuşan eski Refah Partisi ve Ak Parti Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, liselerin ve üniversitelerin eğitim sistemini eleştirerek, “Ülkemizde temel sorun eğitim sistemimizin çağdaşlaşamamasıdır” dedi.
Oğuzhan Çağlar yeniakit.com.tr
28 Şubat sürecinde kesintisiz 8 yıllık eğitim dayatmasına karşı en büyük mücadeleyi verenlerden eski Refah Partisi ve Ak Parti Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, üniversite sınavına giren öğrenci yoğunluğunun sebeplerini yeniakit.com.tr’ye değerlendirdi. Prof. Özyılmaz, “Üniversite mezunları çoğaldı. 80’lerden sonra çok hızlı bir şekilde arttı. Şimdi iş bulmak için öğrenci; alanını çok iyi öğrenmeli, yeni şeyler üretmeli, sorunların nasıl çözüleceğine dair öğrencinin hem teorik hem pratik bilgileri olmalı, sertifikaları olmalı.” diye konuştu.
“Öğrenci okuduğu alanın dışında hiçbir iş yapamıyor”
Devlet kurumları olarak da, toplum olarak da eğitimde çağdaşlaşılamadığını belirten Eski Milletvekili Özyılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Birincisi, bizde öğrenci ve veliler, öğrenciye okuyacak ve bir yere işe girecek gözüyle bakıyor. Halbuki çağdaş dünya artık okuyan adamın işe gireceği anlayışıyla yürümüyor. Bunun yerine ‘iş kuracak, iş geliştirecek, proje üretecek, arkadaşlarıyla birlikte faaliyet yapacak, iş yerine girerken üretken, yenilikçi olarak girecek ve orada ciddi değişimler yapacak’ anlayışı hakim. Herkes iş kurmak, iş yapmak ve başkasına iş vermek üzere düşünmelidir. İkincisi, öğrenciler bizde bir alanda eğitim görüyorlar diye o alana hapsediliyor. 80’e kadar bilimsel çalışma dar ve derinlemesine bir çalışmaydı. Şimdi sadece derinlemesine değil, genişlemesine de çalışma var. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde artık üniversiteler insanları bir bölüme hapsetmiyor. Bir bölümü okurken, mobil uygulamalarla öğrenci başka bölümlerden de ders alıyor ve bir alanda yetişirken birkaç alanda da kendisini geliştirmeye çalışıyor. Bizde ise öğrenci bir alana hapsediliyor ve o alanda iş bulmak zorunda bırakılıyor, bulamazsa ortada kalıyor. Halbuki çağdaş üniversite öğrenciye; yenilikçiliği, yaratıcılığı, düşünmeyi öğretiyor, bir alana hapsetmiyor -bizde bu yok-. Dünyada gelişen anlayış öğrenci bir alana hapsolmasın, bir alana bağlı kalmasın diye bölümleri kaldırmak yönünde. Bizde bu gelişemediği için, eğitim fakültesini okuyan kişi yalnızca öğretmen olabilir” anlayışı var. Türkiye’de öğrenci okuduğu alanı öğreniyor mu öğrenmiyor mu, o da tartışmalı ama bir gerçek var ki okuduğu alanın dışında hiçbir iş yapamıyor."
“Üniversite sınavına giren öğrenci sayısının fazla olmasının sebebi, ortaöğretimdeki anormalliktir”
“Dünyanın gelişmiş ülkelerinde ortaöğretim iki kısma ayrılmıştır; birisi teknik eğitim, diğeri akademik eğitim. Bu ülkelerde mesleki teknik liseler de çağdaş seviyede yürüyor.” diyen Eğitimci Ömer Özyılmaz ifadelerine şöyle devam etti: “Mesleki teknik lise konsepti ikili eğitime dayanır, yani okulun yanı sıra işyeri eğitimi verilir. Almanya ve benzeri ülkelerde mesleki teknik liseye kaydolunca, devlet o liseyi açmış olmanın yanında, o lisede hangi bölümler, programlar varsa, o lisenin bölgesindeki büyük işletmelerle anlaşmalar yapar ve onlara bazı muafiyetler tanır. Halk o işletmeleri bilir, o işletmeler de liselere yönelik iş kolları açar. Aynı zamanda o bölümlerde okul benzeri yapılar kurarlar. Öğrenci mesleki teknik liseye kaydolunca otomatik olarak o işletmelerin de çalışanı olurlar. Okulda okur, işyerinde de hem teorik hem pratik bilgi öğrenir. Çalıştığı işletmede öğrenci hem sigortalanır, hem de öğrenciye belli bir ücret verilir. Dolayısıyla mesleki teknik eğitim caziptir. Öğrenci bilir ki ‘ben bu alanda çalışıyorum, kendimi yetiştirirsem çok iyi bir ücretle, çok iyi bir iş bulurum.’ . Bunun yanı sıra öğrenci okuduğu lisede kendi alanında derinleşmeyi ve yetişmeyi planlar. ‘Üniversite’ye gideyim de iş bulayım’ diye düşünmez. Bizde üniversite, okumak için değildir, iş bulmak içindir. Bizdeki mesleki teknik lisede öğrenci iyi iş bulacağına kanaat getirse üniversiteyi niye okusun?”
“Mesleki teknik lise rayına oturursa, üniversiteler rahatlar”
Lise eğitiminin üretim hayatına da, üniversite hayatına da etkili olduğuna değinen Özyılmaz, şunları söyledi:
"İş bulmak için herkesin üniversite okuması şart değil. Almanya’da, Japonya’da ve benzeri ülkelerde, mesleki teknik lisede öğrenci sigortalı ve yüksek maaşlı bir iş garantisiyle okuyor. Oralarda mesleki teknik eğitim böyle cazip hale getirilince, öğrenci üniversiteye yönelmiyor. Meslek lisenin cazibesinden ve akademik lisenin dezavantajlarından dolayı öğrencilerin azı, ancak yüzde 30 kadarı akademik liseyi tercih ediyor. Bu sayede üniversiteye de daha az insan yöneliyor. Mesleki teknik lise tam rayına oturtulsa, öğrenci severek gider, iş bulur, üniversiteyi düşünmez, aile memnun olur, iş dünyası memnun olur, üretim olur. Akademik liseye daha az öğrenci gideceği için üniversiteler rahatlar. Bu yüzden meslek liselerinde eğitim, okul+işyeri eğitimine dönüştürülmelidir. Bunun için bakanlık seferber olup iş dünyasıyla ve velilerle görüşmelidir. Türkiye’de bir zihniyet değişimine ihtiyaç var."