Milletin feraseti, öngörülen bütün sınırları aşmıştır!
Ayasofya Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Recep Terler 1 Kasım seçimlerini gündemine aldığı yazısında çarpıcı tespit ve değerlendirmelerde bulundu.
İŞTE O YAZI:
1 Kasım seçimi, milletimize ve memleketimize hayırlı olsun. Allah mahcup etmesin.
Öncelikle söylememiz gerekenleri söyleyelim: Yüzde elliye yakın bu oyu Ak Parti almamıştır, millet vermiştir. Milletin feraseti, öngörülen bütün sınırları aşmıştır. Darısı, cetvelle çizilen coğrafi sınırlarımıza diyelim.
Millet, “birlikte iyi salladık” diyenleri sallamasını iyi bilir, bilmiştir. Milletin işi budur; zor zamanlarda imdada yetişmek, birlik olmak, düşmana karşı durmak.
Bu millet, gaye birliğinden müteşekkildir. Aynı safta omuz omuza verenler, aynı davaya omuz verenlerdir.
Bu millet, milletin parasıyla alınan iş makinalarıyla hendekler kazılmasına, sözde ‘özerklik’ nidaları atılmasına karşı çıkmıştır.
Bu millet, terörün her türlüsüne, en çok da bu ülkenin kimliğini taşıdığı halde hainlik edenlere karşı çıkmıştır.
Bu millet, bilumum harflerle kurulmuş örgütlere sırtını dayayanların karşısına çıkmıştır, karşı çıkmıştır.
Bu millet, yeri gelir serden, candan, yârdan vazgeçer de memleketinden geçmez. Bu millet, devletin selameti için tuttuğu partiden vazgeçmesini de bilmiştir.
Bu millet, ‘meselesi olan bir memleketi’ hazmedemeyenlerin karşısına çıkmayı bilmiştir. Çünkü bu milletin bir ‘meselesi’ vardır.
Necmettin Erbakan’ın ardından onun adına siyaset üretmeye çalışan Saadet Partisi 2011 seçimlerinde 1,27 oy alırken, 1 Kasım seçimlerinde % 0,7 oranında oy alabilmiştir. Bu ülkede daha fazla ‘Milli Görüşlü’ vardır fakat muhtemelen bir kısmı siyasi tercihini bu sefer ‘birlik’ten yana kullanmıştır.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun ardından onun adına siyaset üretmeye çalışan Büyük Birlik Partisi 2011 seçimlerinde % 0,75 oranında oy alırken, 1 Kasım seçimlerinde % 0,6 oranında oy alabilmiştir. Bu ülkede daha fazla ‘Alperen’ vardır fakat muhtemelen bir kısmı siyasi tercihini bu sefer ‘birlik’ten yana kullanmıştır.
Alparslan Türkeş’in ardından onun adına siyaset üretmeye çalışan Milliyetçi Hareket Partisi 2011 seçimlerinde % 16,29 oy alırken, 1 Kasım seçimlerinde % 11,9 oranında oy alabilmiştir. Bu ülkede daha fazla ‘ülkücü’ vardır fakat muhtemelen bir kısmı siyasi tercihini bu sefer ‘birlik’ten yana kullanmıştır.
Gördüğüm kadarıyla, 7 Haziran’da Sezai Karakoç’un Yüce Diriliş Partisi’nin bağımsız adaylarına oylarını verenler, bu sefer siyasi tercihlerini ‘birlik’ten yana kullandılar.
Doğu bölgelerimizde hayli etkin olan ve bu yüzden terör örgütünün siyasi kanatları ile mücadele etmek zorunda kalan HÜDA-PAR da bu sefer siyasi tercihlerini ‘birlik’ten yana kullandılar.
Tüm bunlar elbette siyasetin görünen, sayılarla ifade edilen kısmı. 1 Kasım seçimlerinin görünmeyen yüzünde olanlar ise gerçekten bu milletin neyi ifade ettiğini açıklıyor bize.
Ülkemizdeki Filistinli genç aktivist Kerim Alastal seçimdeki bu birliğe seviniyorsa, Kamaruzzaman’ın idamından önce, birlikte sosyal medya duyarlılığı çalışması yapmak için tanıştığımız, ülkemizde yaşayan Bangladeşli gazeteci Quamrul Hasan bu birliğe seviniyorsa hayırlı bir şey oluyordur inşallah.
Seçim sabahı cami cemaatimizden bir amcanın anlattıklarıdır: Bir inşaatta bekçilik yapıyorum. Pazar günü de çalışmam gerekiyor. Patronumdan seçim günü oy vermek için istedim, eğer izin vermezseniz işi bırakacağım dedim. Onlarda izin verdiler eğer vermeselerdi o işi bırakıp gene oyumu kullanacaktım. Çünkü bu seçim, başka bir seçim...
Seçim sabahı, öğleyin kasaba uğradık. Mahallemizin kasabı “rahat olun, kazandık, bitti bu iş, ülke hainlere kalmadı” dedi. Oysa daha sonuçların açıklanmasına saatler vardı. Milletin adamı olmak, milletin içinde olmak, milletin ferasetine sahip olmak buydu demek.
Ömer Seyfettin’in “Bu millet âlim değildir ama ariftir. Bu irfanı sayesinde pek çok şeyi okumuşlardan daha iyi sezer, fark eder ve bilir...” sözünü ne çok hissediyoruz şimdi.
İnşallah gelecek yazımızda ‘tek başına iş başına’ geçecek hükümetten neleri yapmasını istediğimizi yazacağız.
Not: Milletimiz ve memleketimiz dediğimizde anlaşılmasını istediğimiz şey, ümmetimiz ve İslâm Coğrafyamızdır.