Ahmet Hakan'ın mültecilerle ilgili yazdığı "Canımız sıkılsa da sakin olmalıyız" başlıklı yazısına gelen eleştirileri köşesine taşıyan Melih Altınok, Hakan'ın söz konusu yazısının, etrafa salça olan bir Suriyelinin derdest edilip sınır dışı edilmesini iştahla anlattığı bir önceki yazısını dengeleme hamlesi olduğuna dikkat çekerek, "Ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamıyorum işte diye yakınma hocam... Hem İsa'ya hem Musa'ya yaranayım dersen olacağı budur" dedi.
Ahmet Hakan'ın mültecilerle ilgili yazdığı "Canımız sıkılsa da sakin olmalıyız" başlıklı yazısına gelen eleştirileri köşesine taşıyan Melih Altınok, Hakan'ın söz konusu yazısının, etrafa salça olan bir Suriyelinin derdest edilip sınır dışı edilmesini iştahla anlattığı bir önceki yazısını dengeleme hamlesi olduğuna dikkat çekerek, "Ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamıyorum işte diye yakınma hocam... Hem İsa'ya hem Musa'ya yaranayım dersen olacağı budur" dedi. İşte Altınok'un Sabah gazetesindeki o yazısı:
"Dün baktım herkes Ahmet Hakan'a veryansın ediyor...
Sebebi ise Ahmet'in dün mültecilerle ilgili yazdığı "Canımız sıkılsa da sakin olmalıyız" başlıklı yazısı.
Aslında her zamanki gibi ortadan bir yazı... Hatta yazısında sıraladığı örneklerle mültecilere bakış açısının Ümit Özdağ'dan hallice olduğunu da hissettiriyor. Yani kimseyi kızdıracak bir şey söylememiş.
Ama buna rağmen yine ne dönekliği kalmış ne satılmışlığı...
Neyse bugün de cumartesi yazısında ırkçı nabızlara başka şerbet verir olur biter, demeyin.
Üzgünüm...
Zira tepki alan yazısı zaten, etrafa salça olan bir Suriyelinin derdest edilip sınır dışı edilmesini iştahla anlattığı bir önceki yazısını dengeleme hamlesiydi.
Ne var ki bu kez tutturamadı.
"Ne ara ırkçı oldun" diyenlerin yağmurundan kaçayım derken "Suriyelileri çok seviyorsan al evine besle" diyen kitlenin dolusuna tutuldu.
"Ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamıyorum işte" diye yakınma hocam...
Hem İsa'ya hem Musa'ya yaranayım dersen olacağı budur."