TBMM, savaş gündemi ile toplandı! Kurtulmuş: Kurumların tesiri sıfıra inmiştir
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, oturumun açılışında konuşma yaptı. Kurtulmuş, "Açık söylemek gerekirse bugün yaşananlar sistemin hukukla değil kuvvetle tanımlandığını göstermektedir. Bir başka ifadeyle, dünya siyaseti giderek orman kanunlarının belirleyici olduğu bir zamana doğru sürüklenmektedir.” dedi. Kurumların tesirinin sıfıra indiğine vurgu yapan Kurtulmuş, “Kurumlar vardır fakat tesirleri neredeyse sınıf sıfıra inmiştir. Kurallar vardır fakat güçlüğe karşı işletilememektedir. Kavramlar vardır içleri boşaltılmıştır. Bu sebeple bugün yaşanan gelişmeler geçici bir kriz olarak asla değerlendirilemez.” ifadelerini kullandı.
Orta Doğu’da artan gerilim tüm dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de gündeminde. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın da karşılık vermesiyle bölgede tansiyon iyice yükselirken, Ankara gelişmeleri yakından takip ediyor. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda milletvekillerine kapsamlı bir bilgilendirme yapıyor.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da oturumun açılışında konuşma yaptı. Kurtulmuş'un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;
Açık söylemek gerekirse bugün yaşananlar sistemin hukukla değil kuvvetle tanımlandığını göstermektedir. Bir başka ifadeyle, dünya siyaseti giderek orman kanunlarının belirleyici olduğu bir zamana doğru sürüklenmektedir. Uzun yıllar boyunca dünya kamuoyuna kurallara dayalı uluslararası düzen olarak savunulan çerçevenin bugün ciddi bir meşruiyet ve işlev kaybına uğradığı görülmektedir.
Bugün yaşanan gelişmeler geçici bir kriz olarak asla değerlendirilemez. Uluslararası sistem ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Böylesi zamanlarda en ağır bedel her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödenmektedir. Mevcut tablo parçalar halinde değil bütünlük içerisinde değerlendirilmelidir. Böyle dönemlerde konuşmak vicdani bir sorumluluktur.
Kurumlar vardır fakat tesirleri neredeyse sınıf sıfıra inmiştir. Kurallar vardır fakat güçlüğe karşı işletilememektedir. Kavramlar vardır içleri boşaltılmıştır. Bu sebeple bugün yaşanan gelişmeler geçici bir kriz olarak asla değerlendirilemez. Açıkça ifade etmek gerekir ki Uluslararası Sistem niteliği ve işleyişi bakımından ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Hukukun yerine kuvvetin, ilkenin yerine keyfiliğin, müşterek vicdanın yerini stratejik hesapların aldığı ortam oluşmaktadır.
Böylesi zamanlarda en ağır bedel her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödenmektedir. Gazze'de devam eden katliamların, açlığın, kuşatmanın ve sistematik yıkımın yol açtığı insani felaket tüm ağırlığıyla sürerken şimdi İran'da hayatını kaybeden sivillerin acısı ile Lübnan'da derinleşen kayıplar büyük trajedinin yeni halkaları olarak önümüzde durmaktadır. Gazze'de toprağa düşen masumların acısıyla, İran'da hayatını kaybeden insanların acısı arasında bir fark yoktur. Her biri aynı hoyratlığın, pervasızlığın ve hukuk tanımaz zihniyetin birbirine eklenen neticeleridir. Gazze'de çocukların acısına İran'da okulda katledilen çocukların acısı eklenmiştir.
Bölgemize dair yapılan değerlendirmelerde mevcut tablonun parçalar halinde değil, bütünlük içerisinde ele alınması gereklidir. Gazze'de yaşananları Suriye'den, Suriye'de yaşananları İran'dan bağımsız, İran'da yaşananları Lübnan'dan kopuk, Lübnan'daki sarsıntıyı da Yemen'den, Somali'den ve hatta bölgesel güvenlik denkleminden ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Bizim medeniyet birikimimiz, tarih şuurumuz ve millet vasfımız zulüm karşısında sözü eğip bükmeyi değil, hakkı açık biçimde ifade etmeyi gerekli kılar.
Uluslararası sistem ağır bir çözülme sürecinde. Enerji güvenliğinden ticaret yollarına göç hareketlerine kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların yaşanması kaçınılmaz hale gelecektir. Ateşin büyümesi onu uzaktan izleyenleri de içine çeker. Saldırıların derhal durdurulması bugün herkes için bir zorunluluktur. Türkiye’nin ortaya koyduğu diplomasi trafiğini bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Diplomasi yürürlükteyken saldırının gerçekleşmesi niyetin barış değil yıkım olduğunun açık bir göstergesidir.
Siyasi tutarsızlığın ötesinde ciddi bir ahlaki sıkıntının olduğunun da altını çizmek isterim. Ofis ortamında dini çağrışımlı dualar eşliğinde savaş siyasetine destek verilmesi aklı ve hukuku geri plana iten çok tehlikeli bir istikameti göstermektedir.
Bölgesel istikrarı savurunuz. Saldırıların biran önce sona ermesini temenni ediyoruz. Çatışmaların gölgesinde endişeyle yaşan tüm halklara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
