Somut hiçbir delil olmadığı halde azgın azınlığın baskısıyla hapse atılan ve neredeyse yarım asırdır zindanlarda çürütülen Sivas mazlumlarına ilişkin yargılama sürecinin “etkili” yapılmadığı iddiasıyla AYM’ye yapılan başvurunun yeni mağduriyetlerin önünü açacağı belirtiliyor.
HABER MERKEZİ
Ateist-sol kesimlerin tahrikleriyle başlayıp, 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan Sivas Madımak Otel’deki yangının üzerinden 31 yıl geçerken, uydurma deliller, asılsız fişlemeler ve bürokrasi-yargı oyunları ile suçlu gösterilen mazlumların çilesi sürerken, daha fazla kişinin cezaevine girmesi için bitmeyen kin de diri tutulmaya çalışılıyor. Yangında hayatını kaybedenlerin yakınlarınca 2014 yılında AYM’ye yapılan bireysel başvuru 15 Şubat gündeminde ele alınacak. Somut hiçbir delil olmadığı halde azgın azınlığın baskısıyla hapse atılan ve 30 yıldır zindanlarda çürütülen Sivas mazlumları ilişkin yargılama sürecinin etkili yapılmadığı ve adil yargılamaya ilişkin hükümlerin ihlal edildiği iddiasıyla yapılan skandal başvuruda, eylemin "insanlığa karşı suç" kapsamında değerlendirilmesi ve bu sebeple zamanaşımına uğramaması gerektiği de belirtiliyor.. Gezici Can Atalay’ın tahliyesi için cansiperane mücadele veren ve son olarak eşcinsel sapkınlar hakkında hak ihlali kararı vererek, malum zihniyetin gözbebeği haline gelen AYM’nin ele alacağı bireysel başvuru, Sivas mazlumlarına ilişkin yeni bir mağduriyetin önünü açabileceği endişelerine sebep oldu.
SHP/CHP’li Erdal İnönü’nün Başbakan Yardımcısı, Murat Karayalçın’ın Devlet Bakanı, “Seyfi Dede” lakaplı mezhepçi Seyfi Oktay’ın Adalet Bakanı olduğu 1993 yılında karanlık tezgahlarla gerçekleştirilen Sivas olayları, cumhuriyet tarihinin en puslu hadiselerinden biri olarak yıllardır aydınlatılmayı beklerken, boş yere hapislerde çürüyen mazlumlar da tahliye olacakları günün hayalini kuruyor. AYM’nin inceleyeceği dosyayı, CHP eski milletvekili Şanal Sarıhan açmıştı.