Kurduğu suç örgütü ile Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk suçunu işlediği, milyolarca üniversitelinin emeğini çalıp diploma edindiği halde hiçbir şey olmamış gibi davranan CHP’li Ekrem İmamoğlu, sahte diploma davasında, tribünlere oynamayı sürdürdü. İmamoğlu, mahkeme salonunda fink attı, izleyiciler şova alkışla katıldı, salondaki yetkililer de seyretti.
Buğra Kardan İstanbul
Kurduğu suç örgütü ile Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk suçunu işlediği halde hiçbir şey olmamış gibi davranan CHP’li Ekrem İmamoğlu, insanların aklıyla alay etmeyi sürdürüyor. Üniversite sınavını kazanamadığı halde baba parasıyla kayıt yaptırdığı İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diploması sahte olduğu iddiasıyla “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçundan 8 yıl 9 aya kadar hapis talebiyle yargılanan İmamoğlu, hesap vermek yerine mahkeme salonunu sirke çevirdi. Normalde sanıklara ayrılan bölümde edebiyle oturması gerekirken mahkeme salonunda fink atan ve kendisini alkışlayan yandaşlarıyla sohbet ederek duruşmayı sulandıran İmamoğlu, boynundan çıkardığı kravatını ise hileli kurultay nedeniyle görevden alınan CHP’nin düşük İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’e attı. İmamoğlu’nun lakayt tavırları “Devletin mahkemeleri Ekrem’in şov sahnesi mi?” eleştirilerini beraberinde getirdi.
HEM SUÇLU HEM PİŞKİN
Hesap vermek yerine şov yapan ve kendisi hakkında hazırlanan iddianame okunduğu esnada “Anlattığınız şeylerin benimle hiçbir alakası yok hâlâ” diyerek işi pişkinliğe vuran İmamoğlu, savunmasında ise, “Tümüyle bir saçmalık metni oluşmuş. Bunu yapan, yazdıran aklın gerçekliğe hakaret edercesine neyin izini sürdüğünü, koştuğunu ben çok iyi biliyorum. Benim çok rasyonel bir anlatımım olacak. Ben bu davanın 2 defa mağduruyum. Kazancım, alın terim ile aldığım diplomam yok sayıldı iptal edildi. 5 yıllık emeğim, çabam bir çırpıda yok edildi. Gerçekten bunu tekrar hatırlatıyorum diplomamı yok ettiler. 17 yaşımda Kıbrıs’a gittim 23 yaşında İstanbul Üniversitesi’nden diplomamı aldım” diyerek, İstanbul Üniversitesi’ne yaptığı usulsüz geçişle ilgili konuşmaktan kaçındı.
MAHKEME SİRKE DÖNMEMELİ
Konuyla ilgili Akit’e konuşan Avukat Cengiz Ocakçı da, şunları söyledi: “İmamoğlu, şu anda tamamen vitrinlere oynamaktadır. ‘Rahatım’ mesajı veriyor. Ancak seçmenleri de artık bunlara kanmıyor. CHP’nin 102’nci kuruluş yıldönümünde Genel Merkez’in önü bile dolmadı. Nihayetinde yargılama devam etmektedir. İmamoğlu’nun güvendiği o dağlara kar yağdığında feryatları başlayacaktır. Normalde bir zanlı iyi hâl indiriminden yararlana gayretine girer. Belli ki bunun öyle bir derdi yok. İmamoğlu’nun edası yanlıştır. Kendine gelmesi gerekmektedir. Hukuka itibar etmeli, mahkemeyi sirk yerine dönüştürmeye kalkmamalıdır. Tabii iddialar, ithamlar, deliller vahimdir. Davaları sulandırmak da faydasızdır. İddialar, ithamlar, deliller karartılamaz. Mahkemede şov yaparak bir şey elde edilemez. Yargılamaların TRT’de yapılıp yapılmaması yeniden tartışılmalıdır. Büyük ehemmiyeti olan davaları sulandırma teşebbüslerini görünür kılma girişimlerine pabuç bırakılmamalıdır. İmamoğlu’na tavsiyemiz ise nafile yorulmamasıdır. Şovu terk etmesidir. Hırsızlık, irtikâp, rüşvet iddialarına cevap vermemeyi ve hâlen ciddiyetsiz davranmayı CHP’lilerce de onaylanmayacağını bilmesidir.”
DAVALARI SULANDIRMA PEŞİNDE
Gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş da şunları dile getirdi: “İmamoğlu’nun davaları sulandırma, mahkemelerde şov yapma girişimleri boşunadır. Bu girişimler ona bir şey kazandırmayacaktır aksine kaybettirecektir. Dün her şey ortada idi. İfadeleri de boştu. Lafı dolaştırıp durdu. Bu doğaldı. Puanının yetmediği bir okula akçeli münasebetlerle giren birinin başka bir hâle bürünmesi umulmazdı. Şaibeli yatay geçiş ve evrakta sahtecilikten yargılanan birinin böyle tavır takınması tuhaf değildi. Hakimin ‘Ne mezunusunuz’ sorusuna ‘Yüksek lisans’ cevabını vermiş. Diploma için ‘Anamın ak sütü’ demiş. Çok garip değil mi? Lisans mezunu olmayan birinin yüksek lisans yapması mümkün mü? Aldırışsız görünüyor ama boşuna. Amerikalılara, İngilizlere güveniyor ama yanılıyor. Onların İmamoğlu’nu aklamaya, kurtarmaya kuvvetleri yetmez. Onlar, tartışmalı diplomayla ilgili kayıtları yenileyemeyecekleri gibi diğer hususlarda da İmamoğlu’na yardım edemezler. Neticede olan bitenler ile söylenenler alakâsız. Şov yapmanın, lafı döndürüp dolandırmanın anlamının olmadığı açık. O nedenle mahkemelerde tiyatro oynamak yararsız. Ayrıca rezil olmamak için naklen yayın konusunda da geri adım atmaya başladılar.”