İşte Hakkı Devrim'in merhum Abdurrahim Karakoç'u hedef alıp İsrail'e arka çıktığı o yazısı!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Haziran 2016’da ölen Hakkı Devrim, Adolf Hitler üzerinden işgalci İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulmü anlatan ve bugün ölümünün sene-i devriyesi olan Abdurrahim Karakoç’u, İsrail’i kınayan yazısı üzerinden hedef almıştı. Karakoç, bugün rahmet ve minnetle yad edilirken, Devrim’i ise kendi gazetesi bile hatırlamıyor.
Yeniakit.com.tr
Yeni Akit Gazetesi merhum yazarı, büyük şair Abdurrahim Karakoç, 7 Haziran 2012'de ahirete irtihal etti.
Keskin kalemi ve cesur yazılarıyla hala adından söz ettiren Karakoç, Hitler üzerinden İsrail’in Filistinlilere yönelik zulmünü eleştiren bir yazı kaleme almıştı. Merhum Karakoç'un İsrail’i kudurtan yazısının ardından Türkiye Hahambaşı, “Akit'te Abdurrahim Karakoç diye birisi var, bu kişiye karşı ortak tepki oluşturalım” diyerek birçok gazetelere mektup göndermişti. Mektup sonrası o dönem Radikal’de köşe yazan Hakkı Devrim de Abdurrahim Karakoç’u hedef alarak, ‘susturalım’ çağrısı yapmıştı.
Müslümanların kutsal topraklarını işgal ederek Filistinlilere zulmeden İsrail’e arka çıkan Hakkı Devrim, bugün kendi gazetesi tarafından bile hatırlanmazken, cesur kalem Karakoç, geniş kitleler tarafından rahmet ve dua ile anılıyor.
İşte Hakkı Devrim’in, Abdurrahim Karakoç'u hedef aldığı o yazısı:
Abdurrahim Karakoç, aşırı dinci bir gazetenin muteber köşekadılarından. Çoğu yazısı gibi, «Uzak görüş İsrail pervasız...» başlıklı olanını da okumamıştım (Vakit, 17 ağs.).
Türkiye Hahambaşılığı'nın bana da gönderilen mektubunu (19 ağs.), Karakoç'un yazısına dair Radikal'de İsmet Berkan (21 ağs.) ile Türker Alkan'ın ve Cumhuriyet'te Oral Çalışlar'ın (22 ağs.) yazdıklarını okuduktan sonra, dün köşesine bir göz attım.
Karakoç, ormanı bol bir dağda üç günlüğüne istirahatteymiş. Dağlara, çamlara okurlarının selamlarını söyleyecekmiş, haber veriyor. Zirvelerden bütün dünya Müslümanları için dua edecekmiş. Kesin söz verme sayılmaz amma, şartlı bir vaadi de var:
- İlham gelirse şiir de yazarım inşallah... diyor.
Bilmem bunlar, hakkında bir fikir edinmenize yarar mı?
Türkiye Hahambaşılığı makamını çok üzen yazısında Abdurrahim Efendi, Filistinlilere gadrettiği için İsrail'deki iktidarı eleştirmekle, kınamakla kalmıyor; işi Hitler'i hararetle övmeye kadar götürüyor. Nasıl saçmaladığını bir çabuk aktarmaya çalışayım.
- «Adolf Hitler'in basiretine hayran olmamak elde değil... Hitler bu günleri görmüş ta o zaman... Dünyanın başına bela kesileceklerini bildiği içindir ki, ırkçılığı din gibi algılayan, yeryüzünü kana bulamaktan zevk alan hokkabaz Yahudileri temizlemiş... (...) Meğer Hitler çok uzağı gören bir insanmış... (Vakit, 17 ağustos).
Bir dediği de şu:
- «Uzağı gören ikinci adam ise, atılan çığlıklara, yapılan propagandalara bakılırsa Usame Bin Laden'dir...»
Bundan öte, yaşayan Hitler olarak selamladığı terör liderine de övgüler düzüyor; onunla, İstanbul'da nice masum insanın kanına girmiş hempaları arasındaki bağı görmezden gelerek.
Okuduklarına inanmakta güçlük çeken, hayret ve dehşetten ne diyeceğini bilemez hale gelmiş adam rolü oynamayacağım. Hitler de nihayet bir insandı. Gaddarlık, daha seyrek de olsa canavarlık, insanoğluna çok yabancı özelliklerdir, diyemeyiz.
Ben asıl, şiddete davetin başlı başına suç olduğunu fark etmez görünenleri anlamakta güçlük çekerim; aramızda, şiddete, katliama övgüler düzebilecek tıynette yazarlar bulunmasından dehşete düşerim; bir de -gözden kaçırdıklarım varsa lütfen beni bağışlasınlar– bu zavallıya haddini hatırlatacak kalem erbabı sayısının bu kadar az oluşundan üzüntü duyarım.
