• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İsrail, Kudüs’ün simge kapısının adını tabeladan kaldırdı

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
İsrail, Kudüs’ün simge kapısının adını tabeladan kaldırdı

İsrail makamları, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan tarihî Şam Kapısı’nı gösteren tabelayı indirerek yerine “Antik Kapı” yazılı tabela yerleştirdi. Kudüs Valiliği, uygulamayı kentin Arap, İslam ve Hıristiyan kimliğini değiştirmeye yönelik politikanın parçası olarak değerlendirdi.

İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün en önemli tarihî yapılarından Şam Kapısı’nın adı tabeladan kaldırıldı. İsrail makamlarına bağlı ekipler, Mescid-i Aksa’nın da yer aldığı Eski Şehir’in sembol girişindeki “Şam Kapısı” tabelasının yerine “Antik Kapı” yazılı yeni bir tabela astı.

Filistin yönetimine bağlı Kudüs Valiliği, İsrail’in kentteki cadde, yapı ve tarihî mekânların isimlerini değiştirmeyi sürdürdüğünü açıkladı.

VALİLİKTEN “KÜLTÜREL KİMLİĞİ DEĞİŞTİRME” TEPKİSİ

Kudüs Valiliği, tabela değişikliğinin geçici veya sıradan bir idari işlem olarak değerlendirilemeyeceğini bildirdi. Uygulamanın, Kudüs’ün kültürel görünümünü değiştirmeyi ve kentteki Arap mirasını İbranice isimlerle görünmez hâle getirmeyi amaçladığı savunuldu.

Açıklamada, kapıların, sokakların ve sembol yapıların adlarının değiştirilmesinin Kudüs’ün tarihî kimliğine ve Arap, İslam ile Hıristiyan mirasına yönelik bir saldırı olduğu belirtildi.

ŞAM KAPISI’NIN TARİHİ ROMA DÖNEMİNE UZANIYOR

Kudüs’ün surlarla çevrili Eski Şehir bölgesindeki yedi kapıdan biri olan Şam Kapısı, Mescid-i Aksa’ya ulaşan güzergâhta bulunması nedeniyle kentin en yoğun kullanılan girişleri arasında yer alıyor.

Kudüslü tarihçilerin aktardığına göre kapı, Roma döneminde Kral Herod tarafından inşa edildi. Roma İmparatoru Titus tarafından yıktırılan yapı, Miladi 135 yılında İmparator Hadrianus döneminde yeniden yaptırıldı.

Kapının bugünkü mimari görünümü ise Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman döneminden kaldı. Kanuni Sultan Süleyman’ın 16’ncı yüzyılda Kudüs surlarının onarılması ve yıkılan bölümlerin yeniden inşa edilmesi için talimat verdiği belirtiliyor.

DOĞU KUDÜS’ÜN STATÜSÜ ULUSLARARASI HUKUKUN GÜNDEMİNDE

Doğu Kudüs, uluslararası hukuka göre askerî işgal altındaki Filistin toprağı kabul ediliyor. Uluslararası toplum, İsrail’in bölge üzerindeki egemenlik iddiasını ve ilhak girişimlerini tanımazken Filistinliler Doğu Kudüs’ü gelecekte kurulacak devletlerinin başkenti olarak görüyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 478 sayılı kararı, Kudüs’ün niteliğini, demografik yapısını, siyasi veya hukuki statüsünü değiştirmeyi amaçlayan işlemlerin geçersiz olduğunu teyit ediyor. Sivillerin korunmasını düzenleyen Dördüncü Cenevre Sözleşmesi de Doğu Kudüs için geçerliliğini koruyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

TABELALARI SÖKMEK TARİHÎ DEĞİŞTİREMEZ Kudüs’te Kültürel Suikast ve Köksüzlük Kriziİşgalci zihniyet, Doğu Kudüs’ün simge yapılarından tarihi Şam Kapısı’nın adını tabelalardan söküp yerine utanmazca "Antik Kapı" yazarak neyi gizleyebileceğini sanmaktadır? Bu hamle, alelade bir bürokratik karar ya da masum bir belediyecilik faaliyeti kesinlikle değildir. Karşımızdaki tablo; sömürgeci bir barbarlığın, bir şehrin ruhunu, tarihini ve asırlık Arap-İslam kimliğini yapay bir mühendislikle yeryüzünden silme amacını taşıyan açık bir kültürel suikasttır. Bu pervasızlık, hakikat karşısında duyulan o kronik köksüzlük kompleksinin ve derin meşruiyet krizinin en çiğ, en zavallı dışavurumudur.Kudüs Valiliği’nin de haklı isyanıyla altını çizdiği gibi, kentin İslami ve Hristiyan kimliğini hedef alan bu sistematik hafıza kırımı, tarih hırsızlığından başka bir şey değildir. Şam Kapısı (Bab el-Amud), sadece taştan ibaret kuru bir mimari yapı değil; Filistin halkının direnişinin, toplumsal hafızasının ve Osmanlı’dan bugüne uzanan asırlık İslam mirasının kalbidir. O kapının adını unutturmaya yeltenmek, o kapının nöbetini tutan medeniyeti yok sayma hadsizliğidir. Ancak unuttukları bir şey var: Levhaları değiştirmek, hakikati tahrif etmeye yetmez. Şehirlerin ruhu, işgalcilerin çaktığı uydurma sac tabelalarla değil, o sokakları kanıyla, canıyla, duasıyla yoğuran insanların bilinciyle yaşar.Bu toprakların asıl sahiplerinin izlerini silmek için her türlü mukaddesata saldıran, taşları dahi tehdit olarak gören bu despotik öfke, aslında kendi sonunu hızlandıran bir acziyetin ilanıdır. Atalarımızın tecrübesiyle sabittir ki; zulmün ve saldırganlığın dozunu bu derece fütursuzca artıranlar, aslında kendi çöküşlerinin ve ecellerinin yaklaştığını en çok kendileri sezenlerdir. Kendine ait olmayanı gasp edenlerin korkusu o kadar büyüktür ki, levhadaki bir isim bile bu işgal çarkını titretmeye yetmektedir.Sonuç ne olursa olsun, insanlığın ve adaletin duvarı bu zorbalıktan daha katıdır. Kudüs’ün kapıları, üzerine hangi yapay ve sahte tabelalar asılırsa asılsın, kendi öz adıyla, kendi asil tarihiyle ve Müslüman kimliğiyle anılmaya devam edecektir. Kudüs’ün tarihini tabelalar değil, kanıyla ve inancıyla o sokaklara mührünü vuranlar yazar.

Mesut Sarp

Bizde seyrediyoz. neden şiddetle kınamadık ki...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23