İslam kolaylıktır
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'İslam kolaylıktır' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
Sana zorluk olsun diye bu dini, bu kitabı, bu Kur'an'ı indirmedik ey Resulüm, ey müminler. Din kolaylaştırmak içindir, zorlaştırmak için değil. ALLAH kolaylaştırır. Zorlaştırmaz.
İşte Birleşmiş Milletler'de her oraya çıkan, insanların pür dikkat dinlediklerinde konuşmacıların kullandıkları belli başlı kelimeler, dünya güvenliği, bölge güvenliği, ülke güvenliği, dünya barışı, bölge barışı, dünya refahı vs. Ama bu hep sakız gibi çiğnenir, durur, durur, bir adım ileri gidilmez, gidilemez. Çünkü bir, söz var, icraat yok. İki, söz de tam manasıyla isabetli değil. Yani mesele sorunları çözmek için değil, yanlış teşhis.
Yanı başlarında, sorunun çözümü islam duruyor, ilgilenen yok. Mesela emniyet deyince, biz güvenlik deyince ne anlarız? Güvenlik, emniyet. Nereden gelir? Emniyet imandan gelir. İman olmadan emniyet olur mu? RABBE saygı olmadan. Yani insanların kalbinden Allah düşüncesi sökülüp alındığı zaman siz güvenliği nasıl teşhis edeceğinizi zannediyorsunuz? Bu mümkün mü? Her kişiye polis dikseniz, o polise de bir polis dikmeniz lazım. İşte gördük birçok eşkıyalıklar, darbe kolluk güçleri kanalıyla öyle mi? İmansız emniyet mümkün değil. Ama peki bunu bahseden var mı?
En alası dünya beşten büyüktür. He, Allah hepsinden büyüktür. Bu denmediği sürece biri gider öbürü gelir. Darbeci bile der ki ben halkım der ya, öyle mi? Darbeci halk değil mi? Onlar da kendi çapında halk. Kendi çapında halk adına darbe yapıyorlar. Öyle mi? Halkçılık da kurtarmaz. Halkçılık zaten kurtarmaz da. Yani şu anda en fazla halkçılık laf ediyorlar. O da halkçılık değil zaten. Olsa da o da kurtarmaz.
Yani bu söyledikleri bile havanda su dövmek, sadra şifa söz bile yok. İmansız emniyet olmaz. Meymenetsiz emniyet olur mu? Peki barış, sükunet diyorlar, selamdan, islamdan bahseden var mı? İslam ne? Selamet, barış, huzur, sükunet.
Peki ondan dem vuran var mı? Peki islamsız nasıl olacak bu iş? Nasıl islam olmadan selam barış olacak? İslam gücü olmadan nasıl barış gücü olacak? Mümkün mü? Barış gücü de işte Bosnada gördük değil mi? Bosna'da barış gücü on binlerce Bosnalıyı Sırpların eline teslim etti. Halbuki ona güvenmeseydiler kendilerini korurlardı en azından ya. Daha kötü oldu barış gücü.
Çünkü islam gücü değil. İslamsız selam barış olmaz. Ama bunu dönüp dönüp sakız gibi çiğneyip geri gelip herkes bir sene sonra tekrar. Ülkelerinde zaten bunu dahi gerçekleştirdikleri yok. Dolayısıyla biz burada her birine bunu söylüyoruz. İmansız emniyet, islamsız selamet olmaz. Refah olmaz. Ne olur? Ancak eşkıyalık olur. Şakilik olur. Terör olur. Allah'ın tesis ettiği emniyeti güvensizliğe çevirmek olur. Selamı barışı selameti islamsızlığa.
Meşruluğu gayri meşruluğa.
Hatta kalkıp şeriata karşıyız derler. Yani ne demek bu? Şeriat meşru olan. Meşruiyete karşıyız. Legalite yasaya karşıyız. Kim diyor bunu? Sözde aydınlar.
Ya senin aydının bunu diyorsa. Böyle dana gibi barbar bağırıyorsa. Oradan bir selamet.
İman emniyet hasıl olur mu? Olmaz. Buradan ne çıkar? Eşkıyalık çıkar.
Onun için Allah Teala Resulüne ey Resulüm.
Biz bu dini sana, insanlığa zorluk olsun, sıkıntı olsun diye değil. İmanı tesis. İslamı tesis. Ahireti cennet yapmak. Dünyayı bile cennet yapmak için. Ama işte o şer odakları, kötülük odakları yüzünden. Hem dünya yaşanmaz bir yer haline geliyor. Hem de ahiret kaybediliyor. Hem de barış elçileri, islam gönüllüleri. Kim bunlar? Başta Nebiler aleyhisselam. Sıkıntı çekiyorlar. Hayatları pahasına. Hayatlarına kast ediliyor. Nebileri katlediliyorlar. Hak, Adaleti isteyenler kastediliyor. Hem de ince ayar adalet, ince ayar iktisad isteyen gönüllüler.
Nebileri bile katleden, suikast düzenleyen bir eşkıyalık. Onlar hem Allah'ın Resullerine dünyayı darlandırıyorlar. Hem de Allah'ın kullarına.
Halbuki onlar barış elçisi, islam gönüllüsü. İslam gönüllüsü, barış elçisi. İslam.
Dolayısıyla böyle bir dünyadan Allah Te'ala bize haber veriyor. Maalesef her şeye rağmen dünya böyle olacak. Siz bunu bilin ve buna göre ayağınızı denk alın ey Resuller, ey müminler. Onların şahsında da biz.
Peki o zaman vaz mı geçeceğiz? Vaz geçersek daha bir eşkıyalık olur. Daha bir sıkıntı olur. Daha da tehlikelisi. Ahiretimizi de kaybederiz. Şu anda diyelim ki başaramadık. Belki dünyada darlık çekeriz, sıkıntı çekeriz. Ahiretimiz kurtulur en azından.
Halbuki buna hiç gerek yok. Gerek yok ama it köpek bunu dinlemiyor. Anlamıyor. Biz en azından ahiretimizi kurtarırız. Dünyayı da bir şekilde hallederiz. Bunu yapmak durumundayız. Daha da güzeli, daha da güzeli. Wallahu yed'u ila dar-ı selam.
Allah selam yurduna davet ediyor. Ahiret cennet başta, dünya da selam yurdu. Evet oraya davet ediyor. Orası da buradaki mücadelemizden geçiyor. Ve bu dünyayı da, o dünyaya benzetmek en azından onun bir döküntüsü, cennet döküntüsü haline getirmek mümkün. Öyleyse mücadelemiz de bunun için.
Bunu yapmamız lazım. Bunu kendimiz için, neslimiz için, ülkemiz için bu mücadeleyi vermemiz lazım. Bu insanlığın gereğidir. İslamlığın vacibidir. Farzıdır. İslamlık budur. Barış alıp barış satmak. İman, emniyet alıp emniyet vermek. İş bu. Her şeyiyle bunu yapar mümin. Dolayısıyla bizler kendi hakkımızı da bilelim, hukukumuzu da bilelim. Ve bunu da o hadsizlere geçirelim. Çünkü biz onlara İslam'ı bulaştırmazsak onlar bize küfrü bulaştırır. Biz onlara sıhhati, selameti bulaştırırız. Değilse onlar hastalıklı olunca o hastalığı bize bulaştırırlar.
Çünkü aynı dünyada yaşıyoruz.
Bir defa bu dinin kolaylaştırmak için geldiğini, hayat vermek için geldiğini, yaşatmak için geldiğini, emniyet için geldiğini, selametin, emniyetin yegane reçetesinin yolunun bu olduğunu bilmemiz ve muhataplarımıza bildirmemiz lazım. Onların da yararı ne olduğunu hissettirmemiz lazım.
Yoksa diğer türlü zor. Bunu hissettirirsek bile şeytan onları iğva edip üstümüze salacaktır. En azından bunu bildirelim ki ne kadar zarardan dönersek o kadar kârdır. Ne kadar mevzi kazanırsak o kadar kârdır.
Bakın şu anda ne anlamı var, nereden çıktı? İsviçre'de, Fransa'da, Avusturyada Batı'da, Doğu'da da, Azerbaycan'da yine hicap yasağı. Ya bu hicap. Sözde Müslüman Türk ülke. Hicapsızlık ne demek biliyor musun hicapsızlık? Arsızlık demektir değil mi? Ben başka izahta bulunmuyorum. Yani hicapsızlık arsızlık demektir. Hicaba nasıl karşı olursun ya? Hatta bir İtalyan bakan demiş ti ki ya siz hicap ban diyorsunuz, hicap yasak diyorsunuz da biz Meryem Valide'yi hep hicaplı görüyoruz. Yetti. Bir soru, bir düşünce, ufak bir düşünce yetiyor.
Bu bize Meryem Valide'mizin sünnetidir. Hicap, hicaplı olmak, arlı olmak ve açık saçık böyle tahrik, tahrik kerane, tahrik kerane olmamak. Ama adam geliyor, kendisi yapması bile Allah'a ve topluma hadsizliktir. Eşkıyalıktır, saldırganlıktır, suçtur, teşhircilik suçtur, teşhir suçtur. Ama adam bir de devlet eliyle sana, bize dayatıyor. Bu çıplaklık, hcapsızlık satanizmin ve şehvetizmin sembolüdür. Bu bir semboldür ve köleleştirmedir. Bu sembol kamuda olamaz.
Bakın İslam'da köle kadınların örtünmesine gerek yoktur. Bu açıklık, çıplaklık kölelik sembolüdür. Şeytana kölelik sembolü, satanizmin sembolüdür. Şehvete kölelik, şehvetizm sembolüdür. O sembolü resmi dairede göstermek kimin hakkı? Kimin haddine? Kamu alanında bunu yapmak kimin haddine? Ama peki onlar burada bu hadsizlikte bile hak buluyorlar. O zaman biz hakkımızı haykırmamız lazım. Hem davet etmemiz lazım, hem onların ıslah olması için mücadele, ıslah, salih amel budur.
Topluma ıslah ameliyası, salih amelin aslı budur. Toplumu dönüştürmek, bunu yapmamız hem kendimiz için, hem onlar için, hem geleceğimiz için. Sen susarsan o hadsizleşir.
Mazlumlar, en az zalimler kadar cesur olmadıkça zulüm alır başını gider. O zaman bu nereden geldi? Bu çocuklar ne oldu? Bu nesil ne oldu? Bu ülkeye ne oldu? Deme hakkımız kalmaz. Onun için hem meydanlarda, hem medyalarda bunu yapmaya çalışıyoruz. En azından nedir? Ya muallim ol Kur'an öğreticisi, ya dinleyici talebe ol, ya onu neşredici ol, destek ol. Daha ötesi olma. En azından medyaya iştirak edelim, meydana iştirak edelim ki mahallemizi temizleyelim. Bu tür hastalıklar gerilesin.
İman, emniyet, İslam, selamet, ülkemiz daru selam olsun. Bakın daru selam bile şu anda, Jaru selam, Kudüs bile Siyoni, Satani çizmeler altında. Halbuki Allah dünyayı daru selam etmemizi istiyor ve aynı zamanda özellikle de o selam yurduna bizi davet ediyor. Bunu da aklımızın bir köşesinde tutalım.
Allah kolaylık için bu dini, kitabı, resulleri gönderdi. Zorluk olsun, başımıza sıkıntı olsun diye değil. O sıkıntı geliyorsa bu haydutlardan, hadsizlerdendir.
Onlar da başlarına gelen belaların kendi yapıp ettikleri eşgiyalık yüzünden olduğunu bilsinler. Biz de bunu bilerek onlara bunu hissettirelim inşallah.