28 Şubat davasının 66. duruşmasında mağdurlar konuştu. Dönemin Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, darbe ile hayatının akışının değiştiğini belirterek, bir yargı mensubu olarak 28 Şubat darbecilerinin o dönem hakimlerine vermiş olduğu brifinglere katılmadığı, yasa dışı talepleri yerine getirmediği için baskı görüp, ölümle tehdit edildiğini söyledi. Petek, ziyaretine gittiği dönemin Yargıtay Üyesi Hüseyin Demirörs’ün kendisine, “Bundan sonra eşi başörtülü olanları başsavcı yapmayacağız” dediğini de aktardı.
28 Şubat sürecinde yaşadığı mağduriyetleri anlatan müşteki dönemin Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, 28 Şubat darbesiyle hayatının akışının değiştiğini söyledi. Ziyaretine gittiği dönemin Yargıtay Üyesi Hüseyin Demirörs’ün kendisine “Bundan sonra eşi başörtülü olanları başsavcı yapmayacağız” dediğini aktaran Petek, bunun sebebinin sorulması üzerine elini omzuna götüren Demirörs’ün üst düzey generalleri işaret ettiğini belirtti. Darbe karşıtı açıklamalarıyla bilinen merhum BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun Yozgat’ta “Bu ülke İran ve Cezayir olmayacak ancak, Suriye olmasına da biz müsaade etmeyeceğiz” sözlerini sarf ettiğini, polis bölgesi olmasına rağmen İl Jandarma Komutanlığı’nın kendisine bir dosya sunduğunu, Yazıcıoğlu hakkında “TSK’nın manevi şahsiyetini tezyif ve tahkir” suçlamasıyla fezleke düzenlemesinin talep edildiğini, başvuruyla ilgili takipsizlik kararı verdiğini ve kararda jandarmanın polis mıntıkasına müdahale etmesini eleştirdiğini kaydeden Petek, bunun üzerine hedef haline geldiğini dile getirdi.
‘ÇARKIFELEK’Lİ BASKI
Başörtülü öğrencileri okula almayan Erciyes Üniversitesi yönetimi aleyhine kamu davası açtığını belirten Reşat Petek, bu olaydan sonra Başsavcılık görevinden alınıp İstanbul’a Cumhuriyet Savcısı olarak gönderildiğini söyledi. Yozgat Cezaevi’nde tutuklu bulunan Türk İntikam Tugayı (TİT) mensubu mahkûmların kanuna aykırı isteklerine müsaade etmediğini ifade eden Petek, İl Jandarma Alay Komutanlığı görevlilerinin TİT’çileri işaret ederek, “Bunlar bizim çocuklar. Bakma böyle burada olduklarına” dediklerini ve TİT’çiler için ayrıcalık talebinde bulunduklarını dile getirdi. Başsavcı görevindeyken lojmandaki telefonuna o zamanların meşhur TV programı Çarkıfelek’in telefonlarının yönlendirilerek kendisine psikolojik baskı uygulandığını vurgulayan Petek, çareyi telefonun fişini çekmekte bulduğunu söyledi. Tünel kazan mahkûmların kaçışını engellediği için terör örgütünün hedefi haline geldiğini belirten Reşat Petek, buna rağmen İstanbul’a atandığını ve koruma polisinin alındığını ifade etti.
‘İŞBİRLİKÇİLERDEN HESAP SORULSUN’ TALEBİ
Bir yargı mensubu olarak 28 Şubat darbecilerinin o dönem hakimlere vermiş olduğu brifinglere katılmadığı, yasa dışı talepleri yerine getirmediği ve anayasaya uygun hareket etmesinden dolayı baskı görüp, ölümle tehdit edildiğini belirten Petek, irticayla mücadele adı altında bankaların içini boşaltan hortumcuları, cuntayla işbirliği yapan STK temsilcileri, işadamları, siyasetçiler ve medya mensupları ile 28 Şubat darbesine en büyük desteği veren dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in biran önce yargılanması gerektiğinin altını çizdi.
EROL METİN / ANKARA - - Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapatılmasının ardından Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredilen 28 Şubat darbe davasının 66. duruşması, uzun bir aradan sonra dün yapıldı. Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngır, duruşma düzenini bozucu herhangi bir harekette bulunulmaması uyarısında bulundu. Çevik Bir, Hikmet Köksal, İlhan Kılıç, Ergin Celasin, Erdal Ceylanoğlu, Kenan Deniz, Aslan Güner, Çetin Saner ve Erol Özkasnak’ın da aralarında bulunduğu sanıklar salondaki yerlerini aldı. Bazı sanıklarla kavgalı olduğu bilinen Özkasnak’ın arka sırada oturması dikkat çekti. Cezaevinden çıkan Ergenekon sanığı emekli Org. Hurşit Tolon’un da duruşmayı izlemeye geldiği görüldü. Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu da izleyiciler arasında yerini aldı. Savunma işlemleri tamamlanmayan sanıklar Eser Şahan, Cevat Temel Özkaynak, Sedat Arıtürk ve Doğan Temel, dünkü duruşmaya gelmedikleri için yine savunmaları alınamadı. Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngır, müştekilerin kimlik tespitine geçileceğini bildirdi. Tek tek söz alan darbe mağdurları kimlik bilgilerini beyan etti.
Avukat Bülent Demir:
4 milyon mağdur var
RAMAZAN ALKAN / ANKARA - 28 Şubat davasının müdahil avukatlarından Bülent Demir, bir önceki mahkeme heyetinin adil bir yargılama yapmadığını belirterek, yeni mahkeme heyetinden objektif bir tavır sergilemesini beklediğini söyledi. Milyonlarca mağduru bulunan 28 Şubat davasına sadece 400 kişinin müdahil olduğunu aktaran Demir, vatandaşların davaya dâhil olarak darbecilerden hesap sorulmasını istedi.
Sadece 400 kişinin mağdur ve müşteki sıfatıyla davada yer aldığını hatırlatan Demir, bu sayının çok az olduğunu ve darbecilere güç verdiğini söyledi. Darbe mağdurlarına çağrıda bulunan Demir, “Bu süreçte 28 Şubat döneminde mağdur olan bütün vatandaşlarımızın davaya katılmasını istiyoruz. 400 kişi bu dava için çok az. Çünkü o dönemde bütün bir ülke mağdur edildi. Bu davanın en az 4 milyon mağduru olması gerekiyor. Ben buradan vatandaşlarımıza çağrıda bulunuyorum. O dönemde mağdur edilmiş, ne kadar kişi varsa bir dilekçe ile mağduriyetlerini ifade ederek bu davaya katılsınlar. Ben bu konuda vatandaşlarımıza yardımcı olmaya hazırım” dedi.
103 sanıklı davada sanıkların tamamının serbest bırakılmasını da eleştiren Demir, “O dönemin Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir, Çetin Doğan ve hükümeti devirmek isteyenlerin yargı önünde hesap vermesi ve cezalandırılmaları gerekir. Bundan sonra darbe heveslileri içinde bu davanın örnek teşkil etmesi gerekiyor” diye konuştu.
MAĞDURLAR ADALET BEKLİYOR
ANKARA - Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) üyesi bir grup kadın, 28 Şubat dönemine ilişkin 103 sanığın, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak” suçundan yargılandığı davayı izlemek üzere Ankara Adliyesi’ne geldi. Adliye önünde grup adına açıklama yapan KADEM Başkanı Sera Aydın Yılmaz, davaya müdahil olmak için başvuruda bulunduklarını hatırlatarak “Merakla sonucu beklenen fakat hâlâ sonuçlanmayan 28 Şubat Davası’nın yakından takipçisi olacağız” dedi. 28 Şubat sürecinin ne denli zorlu ve karmaşık olduğunun, sonuçlarının binlerce insanı mağdur ettiğinin farkında oldukları belirten Yılmaz, “Toplumun bütününü etkileyen ‘Postmodern Darbe’ olarak da adlandırılan 17’nci yılını dolduran irticaya karşı ordu ve bürokrasi merkezli 28 Şubat darbe sürecine ilişkin tutuklu hiçbir sanığın kalmaması manidardı. Mağdurların haklarının iadesi ve geç kalmış adaletin bir an önce tecellisi, sahip olduğumuz demokrasimizin devamı için son derece önemlidir” diye konuştu.