• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İngiliz medyasından kan donduran röportaj! Filistinli kadınlara taciz, küfür, hakaret ve dayak

Yeniakit Publisher
2024-02-25 19:12:00 - 2024-02-25 19:35:04
İngiliz medyasından kan donduran röportaj! Filistinli kadınlara taciz, küfür, hakaret ve dayak

İngiltere merkezli Middle East Eye sitesi (MEE), siyonist İsrail'in elinde esir kalan Müslüman kadınların yaşadığı korkunç işkenceyi yazdı.

İngiltere merkezli Middle East Eye sitesi (MEE), Filistinli kadınlara yönelik İsrail ikençecsine ilişkin okuyanların kanını donduran bir röportaja imza attı.

42 gün siyonistlerin elinde esir kalıp sorgulanan Filistinli bir anne yaşadığı dehşet dolu anları gözyaşlarıyla anlattı.

Adı, İsrail’in yeniden kendisini bulup zarar vermemesi için Amena Hüseyin olarak değiştirilen kadın, İsrail askerli tarafından Gazze’deki bir okuldan kaçırıldı. Üç çocuk annesi Filistinli kadın, Aralık ayı sonlarında İsrail güçleri tarafından savaştan zarar gören Gazze Şeridi’nde sığındığı okuldan kaçırıldı.

42 gün esaret!

O, devam eden saldırı boyunca işgalci İsrail askerleri tarafından keyfi olarak alıkonulan yüzlerce Filistinli kadın, kız, erkek ve yaşlıdan sadece biri. İsrail askerleri onları bilinmeyen yerlere götürüyor ve nerede oldukları hakkında hiçbir bilgi vermiyor.

'Sığındığımız okul bombalandı!'

İngiliz medyasına konuşan Amena Hüseyin şunları anlattı:
ÖNE ÇIKAN VİDEO

“Çocuklarımı topladım ve Gazze Şeridi’nin merkezindeki Nuseyrat bölgesinde bir okula sığınmaya gittim ancak o kadar inanılmaz derecede kalabalıktı ki, bırakın oturmayı ya da uyumayı, ayakta duracak bir yer bile bulamadık. El Bureyc mülteci kampında kalacak bir okul bulana kadar çocuklarım için güvenli bir yer aramak üzere okulları dolaştım. Sonraki sekiz gün boyunca orada kaldım. Dokuzuncu gün, okul İsrail ordusu tarafından bombalandı, oysa okulun yerinden edilmiş kadınlara, çocuklara ve tüm ailelere ev sahipliği yaptığını biliyorlardı. Allah’a şükür çocuklarım ve ben bombardımandan sağ kurtulduk. Daha sonra başka bir okula sığındım."

'Bütün erkekleri çırılçıplak soydular'

“Gece yarısından sonra saat 2.30’da vahşice içeri girdiler ve herkesin okulu terk etmesini emrettiler. Herkese saldırdılar. Askerler çocukları dışarı çıkardı ve çırılçıplak soydu. Bütün erkekleri yalnızca iç çamaşırları kalacak şekilde soyduktan sonra sürükleyerek dışarı çıkardılar. Sabah saat 10.00’a kadar bu şekilde kaldık. Öğleden sonra saat 3 sularında askerler kadınlara çocuklarını alıp güneye gitmelerini emretti. Mikrofonla konuşarak her kadının sadece bir çanta ve çocuklarını alabileceğini söylediler. Toplayabildiğim tüm yiyecek kutularını toplamaya ve hayatta kalmamız için en gerekli şeyleri alıp gitmeye çalıştım.

Askerler kimliğimi sordu ve beni diğer dokuz kadınla birlikte götürdüler. Hiçbirini tanımıyordum, çünkü ben Gazze’den gelirken onlar El Bureyc’den geliyordu. Maskeli bir adam beni işaret etti ve asker adımı söyleyerek bir çadıra girmemi istedi, orada bir doktor olduğunu ve kısaca konuşmak istediğini söyledi. Üzerimi arama bahanesiyle soydular. Hiçbir şey bulamayınca giyinmemi istedi ve serbest bırakılacağımı düşünürken birden arkamdaki askerin sırtıma silah dayadığını ve yürümem için bağırdığını hissettim. “Nereye gidiyorum ben? Askere sordum, o da bana susmamı ve beni içinde başka kadınların da bulunduğu büyük bir minibüse bindirene kadar yürümeye devam etmemi söyleyerek cevap verdi.”

'İsrail'e hoş geldin'

“Beni kelepçeledi, silahıyla bana vurdu ve kimliğimi vermeye çalıştı. Karanlıktı, hiçbir şey göremiyordum ve kimliğimi tutamadım. Bu yüzden silahıyla bana tekrar vurdu ve kimliğimi bana verdi. İsrail’in içinde olduğum fikriyle şok oldum ve dehşete kapıldım, bağırıp çağırmaya başladım: ‘Çocuklarım ne olacak, onlara ne olacak, onları yalnız bırakamam, kimseleri yok’. Delirdiğimi hissediyordum. Çocuklarımın iyi olduğunu söylediler ama onlara inanmadım.”

'24 saatte sadece bir yudum su verdiler'

“Bizi bir otobüse bindirdiler ve vücutlarımız eğik bir şekilde oturmaya zorladılar. Başımı oynattığımda ya da vücudumu düzelttiğimde bir kadın asker çığlık atıyor ve silahıyla bana vuruyordu. Bana küfrediyor ve tekmeliyordu. Sonra bizi başka bir otobüse aktardılar ve sonunda bana bir yudum su verdiler. Sadece bir yudum su. Bizi okuldan aldıklarından bu yana 24 saat içinde yediğimiz ya da içtiğimiz ilk şeydi. Şeker hastasıyım ve kronik tansiyonum var. Bu süre boyunca askerlere bunu söyledim ama umursamadılar. Ama sonunda o bir yudum suyu içtiğimde susuzluğumu giderdim ve uykuya daldım. Bir de baktım ki gün doğmuş.

İsrailli kadın askerler beni dövmeye ve kıyafetlerimi çıkarmam için bağırmaya başladılar. Tekrar kıyafetlerimi çıkarmamın istenmesine şaşırdım. Beni iç çamaşırlarıma kadar soydu. Bu sırada üzerime tükürmeye devam ettiler. Gözaltında tutulduğum her noktada, ne zaman bir yerden bir yere nakledilsek, çıplak arandık. Memurlar ellerini göğsüme ve pantolonumun içine sokuyorlardı. Bize vurup tekmeliyorlardı ve herhangi bir hareket ya da ses çıkardığımızda susmamız için bağırıyorlardı.

Kadın askere sütyenimi geri vermesi için yalvardım. Onsuz hareket edemeyeceğimi söyledim ama onu giyemeyeceğimi bağırmaya devam etti. Bana bir pantolon ve tişört fırlattı ve sadece bunları giyebileceğini söyledi. Giyinirken beni tekmelemeye ve copuyla vurmaya devam etti. Tam bir işkenceydi. Hepsi gibi o da çok kindar, son derece şiddet yanlısı ve hınç doluydu. Beni her şekilde istismar ediyorlardı. Kadınların başka kadınları, kendi yaşıtları hatta daha büyük kadınları taciz ettiğini görmek şok ediciydi. Bunu bize nasıl yapabildiler?

Banyoların hepsi pisti ve sadece tuvaleti kullanırken bile hasta olmaktan korkuyorduk. Hiç su yoktu. İçmek ve yıkanmak için bir şişe suyla dolaşıyordunuz. Kızlar birbirlerine yardım etmeye ve destek olmaya çalıştı. Namaz kılmak istedik ama namaz öncesi abdest almak için su yoktu, onun yerine toprak kullandık. Yemek için her gün bir kişiye ancak yetecek kadar az bir miktar getiriyorlardı. Neredeyse hiç yiyeceğimiz yoktu. Yiyecek ve su olmadan, kıyafet ve battaniye olmadan idare etmek son derece zordu.

Bedenim hasta ve bitkin düşmüştü. Dövülmüş ve şiddete uğramıştı. Çökeceğimi hissediyordum. Çocuklarım için endişeleniyordum, güvende olup olmadıklarını, yiyecek ve sularının olup olmadığını, sıcak olup olmadıklarını ve onlara bakacak birilerinin olup olmadığını merak ediyordum.

Bana ailem, kocam ve kardeşlerim hakkında pek çok soru sordular. Askerler çocuklarıma zarar vermekle tehdit edip durdular, bana doğruyu söylemezsem çocuklarıma işkence edip öldüreceklerini söylediler. Sürekli kardeşlerimi soruyorlardı. Kardeşlerimden biri avukat, diğer ikisi profesör, biri doktor ve biri de berber. Onlar çalışan insanlar, başka hiçbir şeyle bağlantıları yok. Israrla ‘aktivist’ olduklarını söylediler ve ne demek istediklerini sorduğumda cevabı bildiğimi söylediler. Sorgulamalar sırasında beni bir sandalyeye bağladılar ve bir kadın asker yanımda durarak düzgün cevap vermem için beni tekmeledi ve silahıyla itti.”

42 gün sonra geri dönüşte de aynı işkence!

“Ayrıca sosyal medya hesaplarımı sordular ve ben de onlara sadece Facebook hesabım olduğunu söyledim. Beni bu hesaptan izlemeye devam edecekleri tehdidinde bulundular. Askerler benden her şeyimi çaldı. Paramı ya da herhangi bir eşyamı geri alamadım. Bana sadece küpelerimi bir zarf içinde geri verdiler ve tüm paramı çaldılar.

Üç saatlik bir yolculuktan sonra başka bir büyük odaya götürüldük. Orada göz kapağımı çıkardılar ve bir grup Filistinli kadını çıplak gördüm. Kadın askerler beni tekmeliyor ve soyunmamı istiyordu. Ben reddettim ama o bana tekme atmaya ve vurmaya devam etti. Biz soyunurken askerler odaya girip çıkmaya devam etti.

Bir asker bana kameraya ‘her şey yolunda’ dememi söyledi ve ben de öyle yaptım. Gazeteci çekimi bitirir bitirmez beni otobüse ittiler. Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) sınır kapısında indirildik. Askere döndüm ve eşyalarımı ve paramı sordum. Bana şöyle dedi: ‘Kaç. Sadece koş’. Sonra ben de diğer kadınlarla birlikte kaçtım.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

sedat Gümüş

bu israilliler insan olamaz hayvandan daha aşagı yaratıklar. Silahsız ve masum insanlara eziyet , işkence yapmak kolay..Ey İsrail çok yakında bizi karşınızda göreçeksiniz..O zaman kaçak delik arayaçaksınız.

543

kadınlara kızlara zulüm edenleri allah kahretsin amin 
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23