İmamoğlu davasında 76. duruşma: Sanıklardan dikkat çeken savunmalar
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
“İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” davasının 76. duruşmasında tutuksuz sanıkların savunmaları alındı. İş insanı Hüseyin Aydın 200 bin dolarlık ödemeyi anlatırken, eski İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay ile iş insanı Sarp Yalçınkaya, Fatih Keleş ve firari sanık Murat Gülibrahimoğlu hakkındaki iddialara ilişkin beyanda bulundu.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen davada, 51’i tutuklu 414 sanığın yargılanmasına devam edildi.
Aydın, tutuksuz sanıklardan Necmettin Şimşek'in 5 yıllık dostu olduğunu ve hukukla ilgili bir mevzu yaşadığını ifade ederek, şunları söyledi:
"Necmettin Bey bana danıştı, ben de eski CHP Milletvekili Turan Aydoğan ile görüştüm. Bana hem Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı, hem de avukat olduğunu söyledi. Ben ikisini görüştürdüm. Turan Aydoğan, 200 bin doları önden istedi. Parayı ben götürdüm. Taksim'deki kardeşinin ofisine parayı teslim ettim. Bu kişi avukat ve milletvekili sonuçta, biz buna güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz. Sonrasında 'Bugün ödeyeceğiz, yarın ödeyeceğiz.' dedi. Beni bürolarına davet ettiler, 'Paraları ödeyeceğiz.' dediler. Baktım para yok. Ben de o arada ses kayıtlarını aldım, başka bir seçeneğim yoktu. Bu parayı rüşvet olarak verdiklerini söylediler. Ses kayıtlarında bu da belirtiliyor. Bana senet düzenleyip verdiler, çünkü ben kefildim. O arada emniyete gidip ses kayıtlarını verdik, bunların hepsini biz yaptık. Bunun rüşvet olduğunu sonradan anladığımda bu işe yeltendim. Beraatimi istiyorum."
Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın, "Turan Aydoğan'ı nereden tanıyorsunuz?" sorusuna sanık Aydın, "Gökhan Zeybek var, beni tanıştırdı. 7 sene falan olmuştur. Ben enerji işi yapıyorum. Konuşmaları kendileri yaptılar. Necmettin Bey ile muhatap olmadılar, arada ben kaldım." dedi.
Başkan Aylan'ın "Turan Aydoğan, 'Parayı Hüseyin Aydın almıştır.' diyor. Bu neyin bedeliydi? Bir avukata ödeme yapılırken sözleşme yapılır. Ödeme belgesi alınır. Neden yapılmadı?" sorularına da sanık Aydın, "Bu avukatlık parası olaraktı. Sonuna kadar haklısınız, insanlar beşeri ilişkilerde güvenmek zorundadır. Necmettin Bey ile benim de basiretim bağlandı. Baktık para alamıyoruz en son senet imzaladık." yanıtını verdi.
Mahkeme başkanı Aylan'ın "Avukat ne iş yapacaktı?" sorusuna sanık Aydın, "Bize 'Ben hukuksal yollardan arkadaşıma vekalet vereceğim, ben siyasiyim arka yoldan bu olayı takip edeceğim.' Biz davayı hukuksal yoldan devam ettirmek istedik." cevabını verdi.
Eski İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay'ın savunması
Tutuksuz sanık eski İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay da savunmasında, hiçbir siyasi oluşum içerisinde olmadığını, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak bildiği her şeyi savcılığa anlattığını söyledi.
Bu süreç devam ederken görev yaptığı şirketle ilişiğinin de derhal sona erdirildiğini aktaran Korzay, "Cebeci Rehabilitasyon Projesi kapsamında görev yaptığım dönemde gerçekleştirdiğim işlemlerin tamamı İSFALT genel müdürü olarak görev ve yetkilerim çerçevesinde yürüttüğüm kurumsal işlemlerdir." dedi.
İhale süreçlerinden ve görev alanından bahseden sanık Korzay, usule ve hukuka aykırı hiçbir işlem yapmadığını belirtti.
Sanık Korzay, iddianameye konu ödeme sorununun İETT ile Aziz İhsan Aktaş'ın kardeşinin şirketleri arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığını, İSFALT ile İETT’nin birbirinden ayrı kurumlar olduğunu anlatarak, "Benim bu süreçteki ilk ve temel temasım Aziz İhsan Aktaş'ın ödeme sorununu anlatmak amacıyla Ertan Yıldız ile görüşmek istemesi ve tanışıklığım nedeniyle benden randevu konusunda yardımcı olmamı istemesidir. Benim suç kastım bulunmadığını gösteren en önemli hususlardan biri Aziz İhsan Aktaş'a söylediğim sözlerdir. Ödeme alamadığını söylediğinde kendisine alacağı için hukuki yollara başvurmasını söyledim." beyanında bulundu.
Aziz İhsan Aktaş'ın kendisinden Ertan Yıldız ile görüşebilmek için yardım istediğini anlatan Korzay, "Randevu talebini ilettim. Sistem olarak ifade edilen yapıyı bilmiyordum ve bu ifadeyi duyduğumda tepki gösterdim. Herhangi bir rüşvet miktarı belirlemedim, herhangi bir menfaat pazarlığı yapmadım. İETT'de herhangi bir ödemeye müdahale etmedim." dedi. Korzay, "Sürecin içerisinde kalmış olduğum noktalar görev alanının dışındaki bir randevu talebi ve sonrasında üzerimde oluşan profesyonel ve hiyerarşik yüksek baskı çerçevesinde değerlendirilmelidir." diye konuştu.
Cumhuriyet savcısının, "Döküm sahası işiyle ilgili süreçler nasıl gelişti? Bu izinlere riayet edildi mi yoksa onun haricinde toprak dökümü sağlandı mı o süreçte?" sorusuna sanık Korzay, "Bu izin zaten benim olmadığım dönemde çıkartılıyor. İSFALT gerekçe gösteriliyor, proje gerekçe gösteriliyor, bir nokta gösteriliyor. Fakat o noktaya yapılmış bir döküm yok. Döküm işinin İSFALT'ın proje sahalarıyla, alanıyla alakası yok. İzinler bakıldığında var ama döküm yerlerinin farklı olduğunu zaten siz de tespit ettiniz." diye cevap verdi.
Savcının, "Bu dökümler bu halde kaçak döküm mü? Yoksa İSFALT'a bu konuyla ilgili bir para akışı oldu mu?" sorusuna da Korzay, "Bize para akışı olmadı. Hatta ben göreve geldikten birkaç ay sonra bir tane sözleşme buldum. Bununla alakalı da bir görüşme talep ettim ama bana verilen cevap şuydu 'İSFALT'ın burada bir hakkı yok. Biz oraya dökmüyoruz, başka yere dökülüyor.'" dedi.
Korzay, savcının bunu kendisine kimin söylediğini sorması üzerine "Fatih Keleş." cevabını verdi.
"Fatih Keleş, Ekrem İmamoğlu'nun sağ kolu"
Sanık Korzay, Cumhuriyet savcısının, konu hakkında niye Fatih Keleş'e gittiğini ve belediyede Keleş'in resmi unvanının olup olmadığını sorması üzerine "Belediyede resmi unvanı spor kulübü başkanı." dedi.
Savcının, "Size Fatih Keleş'ten bu döküm sahasına ilişkin bu tarz uyarılar geliyor muydu veya talepler?" sorusuna da Korzay, "Bu konuyu bizim karıştırmamamızı söyledi. Bu kadar net." dedi.
Cumhuriyet savcısının, "Siz niye bunu mesela bu şekilde kabul ettiniz? Fatih Keleş'in resmi bir görevi yok." demesi üzerine sanık Korzay, "Fatih Keleş, Ekrem İmamoğlu'nun sağ kolu. Size bunu söylüyor. Yapabileceğim bir şey yoktu. Beni de sevmez. Bütün ihalelerin bilgilerini dahi Fatih Keleş'e gönderiyorduk." ifadelerini kullandı.
Savcının, "İhale süreçlerinden bahsederken Fatih Keleş'in ödeme zamanı geldiğinde sıkıştırdığını, işte menfaat temin etmesinden bahsetmişsiniz. Bununla ilgili tam olarak bilginiz nedir?" sorusuna sanık Korzay, şu yanıtı verdi:
"Her ay sonunda İBB'de bir toplantı olurdu. Bu toplantıya biz de bazen katılırdık, bazen katılmazdık. Çünkü ihtiyaç bir para var. 10 bin kişinin maaşı ödeniyor. Bunun için mücadele ediyorduk. Fakat birçok zaman şunu yaşadım. Ay sonu bize söz verildi, ödeme yapılmıyordu. Bu arada bu hak edişe bağlanmış. Yukarıdan müdahale geliyordu. Bize söz verilen para gelmiyordu. Örnek veriyorum 500 deniyordu, 400 geliyordu. Sorduğumda da cevap, 'Yukarıdan onay al, yukarıyla sen bir görüş.' Yukarısı müdahale etti. Yukarıdan kastım Fatih Keleş'tir."
İş insanı Sarp Yalçınkaya'nın savunması
Tutuksuz sanıklardan iş insanı Sarp Yalçınkaya savunmasında, daha önce 6 defa ifade verdiğini, bunların arkasında olduğunu ve verdiği ifadelerin firari sanık Murat Gülibrahimoğlu ile geçirdiği süreçte yaşadıklarına dair olduğunu söyledi.
Murat Gülibrahimoğlu ile arasında sadece ticari ilişki olduğunu ve 2018 yılında tanıştıklarını, yıllardır akaryakıt işiyle uğraştığını belirten sanık Yalçınkaya, "2022 yılına kadar bana borcunu ödemekte zorlanıyordu. Gülibrahimoğlu ile bana borcu olduğu için çok sık vakit geçirme fırsatımız oldu. Ara ara beraber seyahat ederdik. Gülibrahimoğlu dışında kimseyi tanımıyorum. Hakan Karanis ile sadece bir seyahat ettik, tanımıyorum. Fatih Keleş ile 3-5 kere Gülibrahimoğlu'nun ofisinde karşılaştık. Sohbetlerine şahit oldum." dedi.
Cumhuriyet savcısının, "Fatih Keleş'ten hep bir denetçi olarak bahsetmişsiniz, neyi denetliyordu?" sorusuna sanık Yalçınkaya, "Ben Fatih Keleş'i tanımıyorum, Murat ile sohbetlerinden dolayı Fatih Keleş'in İBB'de önemli biri olduğunu anlıyorum. Ekrem Bey'e yakın birisi olduğunu anlıyorum ayrıca şirketlere ortak olduğunu biliyorum. Murat Gülibrahimoğlu 'Seni şirketlerime ortak etmeyeceğim, borçlarımı ödemek için Fatih Keleş'i ortak yapacağım.' dedi." cevabını verdi.
Savcının, "Bir ifadenizde 'Murat Gülibrahimoğlu, Fatih Keleş'e benim güvenilir olduğumdan bahsetti.' demişsiniz. O gün konuştuklarını açar mısınız?" sorusunu da Yalçınkaya, "İmar, iskan sıkıntısı olan yerlerden çeşitli paraların toplanması konusu vardı. Bu paraların sosyal medyada ve çeşitli harcamalarda kullanılması konuşmaları geçti." şeklinde yanıtladı.
Cumhuriyet savcısının, "Etiler'deki ofisten Fatih Keleş'in çantalarla çıktığını ve bu çantada dolarların göründüğünü söylemişsiniz. Bu paralar ne içindi?" sorusuna sanık, "Bu paraların niye verildiğini bilmiyorum. Ben ofise gittiğimde bir çanta hazırlanmıştı, bir rapor verildi. Fatih Keleş, çantayı alıp ayrıldı." şeklinde cevap verdi.
Savcının, "Bir ifadenizde Murat Gülibrahimoğlu'nun Hakan Karanis'e para gönderdiğinden bahsetmişsiniz, Murat ile Hakan'ın nasıl bir ilişkisi vardır? Bu gönderilen paralar neden gönderilirdi?" şeklinde sorduğu soruyu da Yalçınkaya şöyle yanıtladı:
"Hakan Karanis'i ben bir defa uçak seyahatinde tanıma fırsat bulmuştum. Bir veya iki gün vakit geçirdik. Sonrasında kendisini hiç görmedim. Fakat sonrasında ben Murat Gülibrahimoğlu'na sordum. Çünkü çok önem gösterdiği bir kişiydi. Bana 'Başkanın çocukluk arkadaşı, yanımda tutmaya çalışıyorum. Başkana ulaşabilmek adına, ara ara kendisine para gönderiyorum.' gibi söylemlerde bulunmuştu. Sonrasında Hakan Karanis hakkında, 'Ara ara küsüyoruz, ara ara barışıyoruz. Dengesiz paralar istiyor, az istiyor, çok istiyor. Onun için işte biri iyi biri kötü idare ediyoruz.' demişti."
"Çok sık yurt dışına çıkış yapıyordu"
Sanık Yalçınkaya, daha önce verdiği ifadeleri hatırlatılarak, Cumhurbaşkanlığı fonu ve diğer giderler için sürekli para istenmesinin sorulması üzerine de şu cevabı verdi:
"Bu paraların nelere harcandığını ben net olarak bilmiyorum. Murat Gülibrahimoğlu'nun ifadelerinden anladığım, bu paraları, Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlığı binasının alınmasında Gülibrahimoğlu 'Ben yardımcı oldum.' demiştir. Kurultay seçimlerinde beni arayıp benden para istemiştir. 'Ben yardımcı oldum.' demiştir. Aynı şekilde kurultaydan sonra 'Patron başkan olacak destek olmamız lazım. Fatih abi bu konularda bizi çok sıkıştırıyor. Para toplamamız lazım.' gibi söylemlerini zaten ifadelerde geçirmiştim. Bu paraların hepsi, Cumhurbaşkanlığı seçimi, sosyal medyanın yönetilmesi, çeşitli haber kanallarının desteklenmesi vesaire..."
Savcının, firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun yurt dışına para çıkarması konusuyla ilgili neler bildiğini sorması üzerine sanık Yalçınkaya, şunları kaydetti:
"Murat Gülibrahimoğlu imar ve iskan işlerinden para aldığını ve bu paraların kendisinde biriktirildiğini iddia ediyordu. Bu paraları yurt dışına kendisinin çıkarması gerektiğini, yurt dışında otel gibi yatırımlar yapması gerektiğini, aynı zamanda yurt dışına bu paraları çıkarmayı düşündüğünü, 'Sen niye yurt dışına yatırım yapmıyorsun?' gibi şeylerle beni de teşvik etmeye çalışıyordu. Çok sık yurt dışına çıkış yapıyordu. Bu durumu sorduğumda, yatırım yapacağını söyledi. Özel jet ile para taşıması bundan ibarettir. Daha sonra bir kripto varlık şirketi kurmuştu. Bu kripto varlık şirketiyle yurt dışına para çıkaracağını beyan ediyordu. Yaptılar, yapmadılar bilemiyorum."