• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İki asırdır devlet her bakımdan devşirmelerin kontrolünde

Yeniakit Publisher
2024-06-11 16:35:00 -
İki asırdır devlet her bakımdan devşirmelerin kontrolünde

Yusuf Kaplan, Yeni Şafak gazetesinde Türkiye’nin anayasasını ele aldı. Devletin yaptığı anayasaların millete dayatıldığını belirten Kaplan, milletin anayasası olmadıkça millet olunamayacağını vurguladı. Anayasanın milletin varoluş haklarını değil, devletin haklarını koruduğunu yazan Kaplan, şunları kaydetti:

Yusuf Kaplan, Yeni Şafak gazetesinde Türkiye’nin anayasasını ele aldı. Devletin yaptığı anayasaların millete dayatıldığını belirten Kaplan, milletin anayasası olmadıkça millet olunamayacağını vurguladı. Anayasanın milletin varoluş haklarını değil, devletin haklarını koruduğunu yazan Kaplan, şunları kaydetti:

"Türkiye’de devletin anayasası var ama milletin anayasası yok. Anayasa, devleti koruyor, milleti değil! Totaliter rejimlerde olur böyle şeyler!

Devlet bir anayasa yapmış ama millete sormak şöyle dursun, millete tepeden bakmış, “uyacaksın buna!” diyerek! Tepeden, monteleme yöntemiyle dayatmış bu anayasayı. Üstelik bu anayasa, Ceza Yasası faşist İtalya’dan, Medenî Yasası İsviçre’den, Fransa’dan olduğu gibi alınıp bu topluma Jakoben yollarla yukarıdan monte edilmiş bir anayasa. “Yapıştırma bıyık” gibi sırıtıyor o yüzden!

MİLLETİN ANAYASASI OLMADI HİÇBİR ZAMAN 
ÖNE ÇIKAN VİDEO

Mevcut anayasamız, milletin yaptığı bir anayasa değil. Millete dayatılan ithal bir anayasa!

Ne kadar ürpertici bir manzara bu, değil mi?

Bu manzara, ancak sömürgecilerin tecavüzüne maruz kalan bir ülkenin yaşayacağı bir manzarayı andırıyor, öyle değil mi?

Türkiye sömürgecilik tecavüzüne maruz kalmadı çok şükür ama sömürgeleştirilen ülkelerin halkları gibi fakat içeriden, kendi çocukları eliyle terbiye edilmeye, adam edilmeye, hizaya getirilmeye çalışıldı; -dili İslâmî köklerinden sökülüp atılarak; alfabesi yok edilerek; bin yıllık dünya tarihini yapmasını mümkün kılan, bu toplumu dimdik ayakta tutan, her tür saldırıya karşı birbirine kenetleyen, bağlayan, kardeş yapan İslâmî inançları, değerleri ve ilkeleri -başta eğitim, kültür ve sanat olmak üzere- devletin bütün kurumlarından uzaklaştırılarak!

Bu toplum niçin İstiklal Savaşı vermişti emperyalistlere karşı peki? Bu toplumun inançlarına, değerlerine, kültürüne tecavüz edilmesine aslâ göz yummamak için! Nitekim namusumuza uzatılan el, kahraman Maraşlılar tarafından Sütçü İmam’ın öncülüğünde anında kırılmadı mı? Namusumuza el uzatan Yunan piçleri denize dökülmedi mi?

Bu milletin anayasası olmadı hiçbir zaman. Devşirme elitler tarafından ithal anayasalar yapıldı ve bu millete dayatıldı. İthal anayasaya uymadığı zaman da cezalandırıldı! 

MİLLETİ “TEBAA” OLARAK GÖREN BİR ANAYASA! 

Bu ülke dışarıdan ele geçirilemedi ama içeriden ele geçirildi. Bu ülke fiilen işgal edilmedi, zihnî işgal altında; o yüzden epistemik köleler yetiştiren üniversitesi; tarih bilincinden, medeniyet ve kültürel aidiyet bilincinden yoksun metamorfoz (başkalaşma darbesi) yiyen kuşaklar yetiştiren bütün okulları çocuklarımızı mankurtlaştırmakla meşgul gece gündüz!

O yüzden milletin yaptığı bir milletin anayasası olmadı bu ülkede, devletin millete dayattığı anayasa’lar oldu sadece: Anayasa, milletin varoluş haklarını değil, devletin varoluş haklarını teminat altına alıyor. Anayasa’nın millet diye bir derdi, kaygısı yok. Anayasa’nın milleti yok: Adam edilecek, şekil verilecek, bir kalıba sokulacak bir tebaası var.

Milletin anayasa karşısındaki konumu tebaa konumu. Milletin adamları da, güya milletin seçtiği adamlar da en tepede bile olsalar tebaa konumundalar.

Bu milletin tarihini, kültürünü, inançlarını, medeniyet birikimini ve ruhunu benimseyen bir devlet yok bu ülkede. Tam tersine, bu milletin tarihini, kültürünü, inançlarını, medeniyet birikimini ve ruhunu önce inkâr eden, sonra da adım adım yok eden sömürgeci bir aparaçi gibi bir nesne var! 

BU ÜLKE İKİ ASIRDIR BİZİM ELİMİZDEN ALINDI! 

Bu ülke iki asırdır milletin has çocuklarının elinden alındı. İki asırdır devlet her bakımdan devşirmelerin kontrolünde. O yüzden iki asırdır milletin kültürünü, değerlerini, inançlarını önce küçümseyen, hor gören, sonra da inkâr eden, yok sayan ve yok eden bir devşirmeler şebekesi, ülkenin kaderine hükmediyor.

Azgın bir azınlık bu. Kendini Beyaz Türk olarak adlandırdı ama ne Türk ne de Müslüman aslında bu şebeke.

Bu azgın azınlık, devleti içeriden ele geçirdi Tanzimat’la birlikte. Mustafa Reşit Paşa denen Londra Mason Locası’na üye olacak kadar aşağılık bir adam Tanzimat Fermanı’nı okudu Gülhane Parkı’nda bir yağmurlu günde. Bu adam kahraman ilan edildi! “Büyük Reşit Paşa” olarak öğretiliyor çocuklarımıza, okullarımızda ülkeyi satan aşağılık bir adam!

Tanzimat, iplerin bu ülkenin has çocuklarının elinden alındığı, bu ülkenin kontrolünün bu ülkenin çocuklarının elinden çıktığı endülüsleşme (yok oluş) sürecidir.

Mustafa Reşit Paşa’dan sonra, Âli Paşa ile Fuat Paşa devletin yönünü ve yörüngesini yitirmesine yol açacak bir paşalar oligarşisi inşa ettiler. İngilizlerin güdümünde bir vesayet rejimi kurdular. Adına da modernleşme, çağdaşlaşma, medenîleşme filan dediler! Celladına âşık tasmalı çekirgeler!

Paşalar oligarşisinin vesayet rejimi, devleti milletin elinden alma savaşı verdi ve bu savaşı kazandı! Kazandı, çünkü Abdülaziz’in bileklerini kesip darbe yapanlar bunlardı. Abdülhamid’i tahtan indirerek “canlı cenaze”ye dönüştürenler bunlardı. Menderes’i idam sehpasına gönderenler, Özal’a suikast düzenleyenler, Muhsin Yazıcıoğlu’nu gözümüzün içine baka baka katledenler bunlardı.

Eğer bu ülke, dolayısıyla devlet, bu ülkenin has çocuklarının elinde olsaydı, Abdülaziz’in bileklerini kimse kesmeye cesaret edemezdi; Abdülhamid’i -üstelik de bu ülkenin en azılı ebedî düşmanları Yahudi, Ermeni, Rum çete elebaşlarından oluşan- bir şebeke tahttan indiremezdi; Menderes idam sehpasına gönderilmeye cesaret edilemezdi; Özal’a, suikast girişiminde bulunulamazdı; Anadolu’nun has ve tertemiz çocuğu Muhsin Yazıcıoğlu gözümüzün içine baka baka katledilemezdi; Erbakan’a 28 Şubat darbesi, Erdoğan’a da 15 Temmuz darbe girişimi yapılamazdı. 

MİLLETİN ANAYASASI OLMADAN ASLA! 

Milletin devleti yok edildi elinden alınarak.

Türkiye’de devlet, yasa ile meşrûlaştırıyor varlığını.

Millet, anayasa yapamadı bu ülkede. Millete anayasa dayatıldı tepeden, Jakoben yöntemlerle.

Anayasa Mahkemesi Türkiye’de millet iradesinin üstünde görüyor kendisini.

Hukuka dayalı bir hukuk sistemi yok Türkiye’de. Hukuk oligarşisi var.

İstediği zaman milletin iradesini hiçe sayan adımlar atmaktan çekinmiyor hukuk sistemi.

Egemen sistemin hukuku egemen, Türkiye’de.

Milletin hukuku değil.

Millet, anayasasını yapamadığı sürece millet olamaz!

Vesselâm."

 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

fetösavar

bizi biraz yemişler beyefendi... ne de olsa dünyanın benzininin üzerindeydik.. yani petrol yataklarının, kabaca dünyanın belki bütün rezervlerinin yarısı bizdeydi... altını bi şekilde elimizden almışlar, hindistanı güney amerikayı sömürerek.. ama petrolümüzü kaybetmek ile biz herşeyimizi kaybetmişiz... o gün bugün belimizi doğrultamıyoruz... bakmayın bağımsız, laik, demokratik, çok güçlü edebiyatına... malesef biz tam bağımsız bir ülke gibi değiliz... ikinci dünya savaşı sonrası yeni düzenin kuruluşuna milli şefin büyük katkıları ile katılamamışız, hani o beş mevzuu... ondan sonrası tam bir hüsran... tabii ki alfabe önemli, tabii ki kanunlarımız önemli, ama benzini olmayan araba gitmiyor abi... karar mercii noktasında, bir hiç mesabesinde iseniz olmuyor ağabey...

okur

hadi oradan
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23