Cezaevine gönderilen kripto FETÖ’cü Kanbur’un eşi İnceiplik konuştu: “Akıllı telefon kullanmazdı, sahte isimle Zaman’a abone olurdu. ‘Dışarıda açık giyin’ diye bana baskı yapardı.”
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalında Yardımcı Doçent Doktor olarak görev yapan Mehmet Nihat Kanbur’un öğrencileri isyana teşvik ettiği ortaya çıkmıştı.
Kanbur’un skandal konuşmasını kaydeden bir öğrenci ihbarda bulundu. Bunun üzerine harekete geçen Antalya Terörle Mücadele şubesi ise yaptığı araştırmada Kanbur’un FETÖ ile irtibatlı olduğu tespit etti.
Kanbur Antalya Cumhuriyet Savcısı Serkan Beyoğlu’nun talimatıyla gözaltına alınmış ve sorgusunun ardından mahkemeye sevk edilerek tutuklandı.
Soruşturma kapsamında polise bilgi veren Mehmet Nihat Kanbur’un eski eşi Müge İnceiplik kocasının gizli FETÖ toplantılarına katıldığını ve toplantıları ait tüm ayrıntıları anlattı.
İnceiplik’in ifadesi FETÖ’nün devlet kurumlarını nasıl ele geçirdiğini de çarpıcı bir şekilde özetliyor.
EVDE KAPALI DIŞARDA AÇIK OL
Eşinin üniversiteye gelirken mutlaka açık giyinmesi için baskı yaptığını anlatan İnceiplik, “Özellikle çalıştığı fakülteye giderken özenli ve açık giyinmem konusunda beni sürekli uyarırdı.
Evde kapalı dışarıda ise açık giyinmemin sebebini sorduğumda “fişleniriz, fakültede benim konumum itibarı ile cemaate mensup olduğum anlaşılmaması gerekli, çalıştığım fakülteye gelirken giyimine dikkat et, tedbir almalıyız dikkatli ol” ve benzeri cevaplarla sürekli bir durumu geçiştiriyordu” dedi.
HER HAFTA HAKİM VE SAVCILARLARLA TOPLANTI YAPARDI
Kanbur’un haftanın 4 günü Perşembeden yola çıkıp Pazar akşamı evde olacak şekilde her hafta İzmir’e gidip geldiğini anlatan İnceiplik, “İzmir’de nerde kaldığını sorduğumda cemaat evlerinde kaldığını söylerdi.
Evlendiğimizden itibaren Antalya’da ki evimize her haftanın bir günü düzenli olarak 10-15 kişilik gruplar gelirdi ve toplantılar yapılıyordu. Kim bunlar diye sorduğumda arkadaşlarım, sohbet edip iş konuşacağız derdi.
Toplantılar evimizin salonunda olurdu ve kesinlikle toplantı odasına teflon ve bilgisayar sokulmazdı. Bütün telefonların bataryaları ve sim kartları sökük vaziyette kapının önünde olduğunu görürdüm. Bana sürekli konuştuğumuz konular, telefon dinlemesine karşı hassas davranmalıyız derdi.
Ayrıca bana da telefonda konuşurken Fetullah Gülen, sohbet, cemaat, namaz vb. kelimler kullanmamam gerektiğini tembihlerdi. Evimize gelen bu kişilerin savcı, hakim, avukat ve fakültedeki hukuk hocaları olduğunu söylerdi” ifadelerini kullandı.
BAŞKASININ ADIYLA SIZINTI ABONESİYDİ
Mehmet Nihat Kanbur’un her ay düzenli olarak maaşının bir kısmını himmet olarak Cemaate verdiğini anlatan eski eşi İnceiplik şunları söyledi:
“Eşim Sızıntı ve Zaman gazetesine aboneydi ancak abonelik onun adına gelmezdi. Abonelik ücretini kendisi verir ancak gazete ve dergi başka adrese giderdi. Evlenmeden önce cemaat içerisindeki faaliyetlerini, fetullahçı olduğunu bilmezdim. Evlendikten sonra cemaatin nasıl bir yapı olduğunu işleyişini, tedbir yapılması gerektiğini, her ay düzenli olarak himmet verildiğini eşimden öğrendim. Eşimin babası hariç annesi ve kız kardeşi de aktif olarak cemaat faaliyetleri içindedir”
AKILLI TELEFON KULLANMAZ, ÜÇ FARKLI HAT TAŞIR
Evli oldukları süre içinde eski eşi Kanbur’un 3 farklı GSM numarası kullandığı kaydeden İnceiplik, “Bu telefonlar akıllı dediğimiz telefonlar değildi. Basit eski model telefonlar kullanırdı. Sürekli başkaları ile irtibat halindeydi, yoğun bir telefon trafiği vardı. Tanık olduğum telefon konuşmalarında genellikle hallederiz diyordu. Örneğin bir seferinde., ‘Konya hukuk fakültesinde bizde kimse yok… orayı kazanmamız lazım’ şeklinde konuşur ve sürekli birilerini üniversitelere, sınavlara ve kurumlara işe sokma gayretinde idi. Ayrıca kendi kişisel bilgisayar ve telefonuna kimseyi dokundurtmuyordu, dokunmamam konusunda beni uyarırdı. Cep telefonları çok önemliydi, Banyo wc gibi yerlerde bile telefonları yanından ayırmazdı” ifadelerini kullandı.