• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hukukçu Ekren değerlendirdi: Haberin evrensel ilkeleri ve suç doğuran haber!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Hukukçu Ekren değerlendirdi: Haberin evrensel ilkeleri ve suç doğuran haber!

Hukukçu Av. Özer Alişan Ekren, “Hangi haber suç sayılır?” başlıklı yazısında, ifade özgürlüğünü aşan ve suç teşkil eden haberleri değerlendirdi.

Hukukçu Av. Özer Alişan Ekren, haberi hukuka aykırı bir nitelik kazanma riskiyle karşı karşıya bırakan unsurları değerlendirdi.

İşte Hukukçu Av. Özer Alişan Ekren'in o değerlendirmesi;

HABERİN EVRENSEL İLKELERİ!

Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi kapsamında yürütülen soruşturmalar, ifade özgürlüğü ve hukukun sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi. İfade özgürlüğü ve bu özgürlüğün en önemli hali olan basın özgürlüğü alanında kabul gören evrensel ilkelere göre, hukuka uygun bir yayında şu dört unsur bir arada bulunmalıdır: Gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve içerik-öz arasındaki düşünsel bağ. Bu dört kriterden herhangi birinin eksikliği, söz konusu yayını hukuka aykırı bir nitelik kazanma riskiyle karşı karşıya bırakır.

AYM, AİHM VE YARGITAY İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN BAZI TEMEL ÖLÇÜTLERİNİ BELİRLEDİ

Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında, ifade özgürlüğüne ilişkin bazı temel ölçütler belirlenmiştir. Buna göre, ifade özgürlüğü yalnızca zararsız veya genel kabul gören fikirleri değil, aynı zamanda rahatsız edici, sarsıcı ve alışılmadık görüşleri de kapsar. Ancak, bu özgürlüğün kötüye kullanılması durumunda demokratik toplum düzeninin korunması adına sınırlamalar getirilebileceği kabul edilmektedir. Bununla birlikte, söz konusu sınırlamaların meşru bir amaca dayanması, demokratik bir toplum için zorunlu olması ve orantılılık ilkesine uygun biçimde uygulanmalıdır. İfade özgürlüğü, demokratik toplumların temel yapı taşıdır ve yalnızca bireylerin düşüncelerini açıklama hakkını değil, aynı zamanda toplumun doğru bilgiye erişim hakkını da güvence altına alır. Dolayısıyla, ifade özgürlüğüne getirilecek her türlü sınırlamanın meşruiyet, gereklilik ve orantılılık ilkelerine uygun olması gerekir. Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi, halkı yanıltıcı bilgilerin yayılmasını engellemek amacıyla bu özgürlüğe bir sınır getirmiştir. Ancak, ifade özgürlüğü ile kamu düzenini koruma gereksinimi arasındaki ince çizginin nasıl belirleneceği, hukuk ve insan hakları açısından oldukça önem arz etmektedir.


Yukarıda kısaca izah edilen basın özgürlüğü ile ilgili temel bilgiler çerçevesinde TCK’nın 217/A maddesini ele alalım. Söz konusu madde, 7418 sayılı yasa ile eklenen ve 18.10.2022 tarihi itibariyle yürürlüğe giren "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunu düzenlemektedir. Bu suçun oluşabilmesi için öncelikle bir haber veya yayın olmalıdır. Bu haber veya yayın gerçeğe aykırı bir bilgi içermelidir. Yayın yapanın amacı veya kastı kamuoyunu bilgilendirmek olmamalıdır. Aksine bu kişinin amacı sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak olmalıdır. Bunlarla birlikte yapılan yayın ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili olmalıdır. Bu durum kamu barışını bozmaya elverişli olmalıdır. Tüm bu şartlar alenen yapılmalıdır. Başka bir deyişle, kamuya açık, herkesçe bilinebilen, ortada, isteyen herkesin görebileceği şekilde, besbelli, gizli-saklı olmayan bir durum ortaya çıkmalıdır.


Söz konusu suçun yaptırımı ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Kişi, gerçek kimliğini gizlemişse veya bir örgüt faaliyeti çerçevesinde hareket etmişse verilen ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca suçun basın veya internet yoluyla işlenmesi durumunda cezanın yarı oranına kadar artırılacağı, hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte, üzerinde durulması gereken önemli bir diğer nokta, basının bilgi verme sınırları içinde ve eleştiri amacıyla gerçekleştirdiği yayınların bu suçun kapsamına girmediğidir. Kanun koyucu bu yöndeki yayınları hukuka uygunluk sınırları içerisinde görmüştür.

TOPLUMSAL BARIŞIN MUHAFAZASI

Yasal düzenlemenin temel amacı, toplumsal barışı muhafaza etmektir. Ancak, suçun oluşabilmesi için yukarıda yazılı altı temel unsurun varlığının bir arada olması gereklidir. Görüldüğü üzere alelade bir yayın bu suça neden olmayacaktır. Bu suçun, yayın nedeniyle şartlarının oluşabilmesi sıkı kurallara bağlanmıştır.

HABER VERME SINIRLARI

Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin uygulama alanı, özellikle internet gazeteciliği ve dijital medya üzerinden yapılan paylaşımlar açısından önemli bir boyut kazanmaktadır. Bu çerçevede, "haber verme sınırları" kavramı öne çıkmaktadır. Eğer bir bilgi, kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıyor ve eleştiri sınırları içinde kalıyorsa, böyle bir yayının suç unsuru oluşturmayacağı vurgulanmıştır. Bu ayrım, TCK’nın 218. maddesiyle yasal güvence altına alınmıştır. Eleştiri amacıyla yapılan ve haber verme sınırlarını ihlal etmeyen yayınlar, bu suç kapsamında değerlendirilmemelidir. İfade ve basın özgürlüğü bağlamında, ulusal ve uluslararası hukuk sistemleri, birey hakları ile kamu yararını dengelemeyi amaçlar. Kamuoyunu ilgilendiren meselelerde basının üstlendiği sorumluluk oldukça kıymetlidir. İfade özgürlüğü ile bireylerin itibar ve haklarının korunması arasında sağlanacak denge, büyük ölçüde yargı kararları doğrultusunda şekillenmektedir. Başka bir deyişle, TCK’nın 218. maddesi, 217/A maddesiyle ilgili değerlendirmeler de belirleyicidir. Buna göre, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacı taşıyan yayınlar suç sayılmamalıdır.

KATALOG SUÇLAR ARASINDA YER ALIR

Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi, ceza miktarına bakılmaksızın temyize tabi tutulan katalog suçlar arasında yer almıştır. Bu itibarla, kapsamlı bir yargısal denetime tabi tutulmaktadır. Yerel mahkeme kararları istinafa konu olabilirken, Bölge Adliye Mahkemesi'nin verdiği kararlar da temyiz yoluyla Yargıtay’ın incelemesine sunulabilir. Yargılama süreçlerine getirilen aşamalı denetim, hukuka uygun ve sağlıklı kararların alınmasını mümkün kılmaktadır. Yürürlük tarihinden bu yana yasal süreçten geçip mahkûmiyetle sonuçlanan bir karara rastlanmamıştır.
Bir yayın nedeniyle soruşturma başlatılmış olması, tüm suçlarda olduğu gibi her zaman iddianame düzenleneceği anlamına gelmez. Delil yetersizliği ya da suçun unsurlarının oluşmadığı kanaatinde, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi; başka bir deyişle takipsizlik kararı verilmesi mümkündür.


Söz konusu maddenin Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay'ın ifade özgürlüğü ile ilgili kararlarındaki genel kabul görmüş ilkeler çerçevesinde uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Esasında madde içeriğinin bu ölçütlere ters düşmediğini de söylemek mümkündür. Nitekim Anayasa Mahkemesine yapılan maddenin iptaline yönelik başvuru, Anayasa'ya aykırı olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23