• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hocalı Katliamı hâlâ tazeliğini koruyor...

Yeniakit Publisher
2013-02-26 20:52:00 - 2013-02-26 20:54:28
Hocalı Katliamı hâlâ tazeliğini koruyor...

Rusların desteğindeki gözü dönmüş Ermeni güçlerinin 26 Şubat 1992’de Hocalı’da 63 çocuk, 106 kadın, 70 yaşlı olmak üzere toplam 613 masum sivili öldürdüğü katliam hafızalardaki canlılığını koruyor. Katliamın 21. yıl dönümünde, binlerce Azerbaycanlı, başke

BAKÜ
Azerbaycan-Ermenistan arasındaki savaşta Ermeni güçlerinin 1992’de Hocalı’da 613 sivili öldürdüğü katliamın acısı Azerbaycan’da hala tazeliğini koruyor.
Katliamın 21. yıl dönümünde, bu olayın acısını yıllardır kalplerinde taşıyan binlerce Azerbaycanlı, başkent Bakü’de “Hocalı Şehitleri” anıtına akın etti.
Şehitlik anıtını ilk önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve diğer yetkililer ziyaret etti. Şehitlik ziyareti için Bakü ve Azerbaycan’ın çeşitli bölgelerinden gelenler, şehitlik önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Kur’an-ı Kerim kıraatı eşliğinde ziyaret edilen Anıt, kırmızı karanfillerle donatıldı.
Katliamda hayatını kaybeden ve mezarı bile bulunmayan insanların yakınları, Anıt’ı gözyaşları içerisinde temizleyerek, şehit isimlerini öperek teselli bulmaya çalıştı.
Bir grup Azerbaycanlı, Beyaz Saray sitesinde Hocalı Katliamı’nın “soykırım” olarak tanınması ve Başkan Barack Obama’dan konuyla ilgili görüş bildirmesi yönünde açılan dilekçeye ve yeterli 100 bin imzanın toplanmasını hatırlatarak, Obama’dan bir an önce görüş bildirmesini talep eden pankart açtı.
Türk ve Azerbaycan bayrakları, Atatürk posteri ile Anıt’ı ziyaret eden bir grup genç de “Hocalı’ya Adalet” sloganları ile yürüdü.

Modern çağın en büyük katliamlarından
Ermeni güçlerinin 1991’in sonlarına doğru ablukaya aldığı Hocalı, 936 kilometrekarelik alana sahip, 2605 ailenin, toplam 11 bin 356 kişinin yaşadığı bir kasabaydı. Aralık 1991’de Karabağ’ın başkenti olarak kabul edilen Hankendi şehrini işgal eden Ermenilerin bir sonraki hedefi, bölgenin tek havaalanına sahip ve stratejik önem taşıyan Hocalı’yı ele geçirmekti. Hocalı’nın etrafındaki bütün köy ve yolları tek tek ele geçiren Ermeni güçleri, kasabanın diğer illerle karayolu bağlantısını kesti. Hocalı’nın diğer bölgelerle tek bağlantısı olan helikopter ulaşımı, 28 Ocak 1992’de, Şuşa Ağdam seferini yapan helikopterin Ermeniler tarafından vurulmasıyla ortadan kalktı. Bu olayda, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 44 sivil hayatını kaybetti. Ocak ayının başlarından itibaren elektrik enerjisi de kesilen Hocalı’nın savunması, sadece hafif silahlara sahip yerel savunma güçleri ve az sayıdaki milli ordu askerinden ibaretti. 25 Şubat 1992’den itibaren Hocalı’ya saldırıya başlayan Ermeniler, bölgede bulunan Sovyet Ordusu 366. Zırhlı Alayı’nın bütün araçlarını kullanarak, şehri iki saat boyunca top ve tank ateşine tuttu. Saldırıdan bir gün sonra ise hafızalardan yıllarca silinmeyecek olan “Hocalı Katliamı” yapıldı.  Resmi verilere göre, Hocalı Katliamı’nda savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulurken, Ermeni güçle
BAKÜ
Azerbaycan-Ermenistan arasındaki savaşta Ermeni güçlerinin 1992’de Hocalı’da 613 sivili öldürdüğü katliamın acısı Azerbaycan’da hala tazeliğini koruyor.
Katliamın 21. yıl dönümünde, bu olayın acısını yıllardır kalplerinde taşıyan binlerce Azerbaycanlı, başkent Bakü’de “Hocalı Şehitleri” anıtına akın etti.
Şehitlik anıtını ilk önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve diğer yetkililer ziyaret etti. Şehitlik ziyareti için Bakü ve Azerbaycan’ın çeşitli bölgelerinden gelenler, şehitlik önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Kur’an-ı Kerim kıraatı eşliğinde ziyaret edilen Anıt, kırmızı karanfillerle donatıldı.
Katliamda hayatını kaybeden ve mezarı bile bulunmayan insanların yakınları, Anıt’ı gözyaşları içerisinde temizleyerek, şehit isimlerini öperek teselli bulmaya çalıştı.
Bir grup Azerbaycanlı, Beyaz Saray sitesinde Hocalı Katliamı’nın “soykırım” olarak tanınması ve Başkan Barack Obama’dan konuyla ilgili görüş bildirmesi yönünde açılan dilekçeye ve yeterli 100 bin imzanın toplanmasını hatırlatarak, Obama’dan bir an önce görüş bildirmesini talep eden pankart açtı.
Türk ve Azerbaycan bayrakları, Atatürk posteri ile Anıt’ı ziyaret eden bir grup genç de “Hocalı’ya Adalet” sloganları ile yürüdü.

Modern çağın en büyük katliamlarından
Ermeni güçlerinin 1991’in sonlarına doğru ablukaya aldığı Hocalı, 936 kilometrekarelik alana sahip, 2605 ailenin, toplam 11 bin 356 kişinin yaşadığı bir kasabaydı. Aralık 1991’de Karabağ’ın başkenti olarak kabul edilen Hankendi şehrini işgal eden Ermenilerin bir sonraki hedefi, bölgenin tek havaalanına sahip ve stratejik önem taşıyan Hocalı’yı ele geçirmekti. Hocalı’nın etrafındaki bütün köy ve yolları tek tek ele geçiren Ermeni güçleri, kasabanın diğer illerle karayolu bağlantısını kesti. Hocalı’nın diğer bölgelerle tek bağlantısı olan helikopter ulaşımı, 28 Ocak 1992’de, Şuşa Ağdam seferini yapan helikopterin Ermeniler tarafından vurulmasıyla ortadan kalktı. Bu olayda, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 44 sivil hayatını kaybetti. Ocak ayının başlarından itibaren elektrik enerjisi de kesilen Hocalı’nın savunması, sadece hafif silahlara sahip yerel savunma güçleri ve az sayıdaki milli ordu askerinden ibaretti. 25 Şubat 1992’den itibaren Hocalı’ya saldırıya başlayan Ermeniler, bölgede bulunan Sovyet Ordusu 366. Zırhlı Alayı’nın bütün araçlarını kullanarak, şehri iki saat boyunca top ve tank ateşine tuttu. Saldırıdan bir gün sonra ise hafızalardan yıllarca silinmeyecek olan “Hocalı Katliamı” yapıldı.  Resmi verilere göre, Hocalı Katliamı’nda savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulurken, Ermeni güçleri bin 275 kişiyi rehin aldı. Bunlardan 150’sinden haber alınamadı. Esirler yıllarca uluslararası kurumlardan gizli olarak köle gibi çalıştırıldı. Hatta esir kadınların fuhşa zorlandığı haberleri alındı.

Dışişleri Komisyonu’ndan katliama kınama:
Kardeşlerimizin
acısını
yüreğimizde
hissediyoruz
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, “Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni birliklerince gerçekleştirilen hunharca saldırı ve katliamı 21. yıldönümünde bir defa daha acıyla anıyor ve kınıyoruz” dedi.
Katliamın yıldönümünde yazılı açıklama yapan Bozkır, “Ermeni birliklerince düzenlenen bu vahşi saldırıda, 106’sı kadın, 63’ü çocuk ve 70’i yaşlı olmak üzere, toplam 613 Azerbaycan vatandaşı katledilmiş, 76’sı çocuk, 487 kişi yaralanmış, 1275 kişi de Ermenilerce esir alınmıştır. O tarihten bu yana kayıp olan 150 kişinin akıbeti ise hala bilinmemektedir.” ifadelerine yer verdi. Bozkır, şöyle devam etti: “Türkiye olarak, Azeri kardeşlerimizin Hocalı’da karşı karşıya kaldıkları bu vahşetin acısını her zaman kalbimizin en derinlerinde hissediyor ve bu acıyı en içten duygularımızla paylaşıyoruz.”
Hocalı’nın yıldönümünde Yukarı Karabağ meselesi ri bin 275 kişiyi rehin aldı. Bunlardan 150’sinden haber alınamadı. Esirler yıllarca uluslararası kurumlardan gizli olarak köle gibi çalıştırıldı. Hatta esir kadınların fuhşa zorlandığı haberleri alındı.

Dışişleri Komisyonu’ndan katliama kınama:
Kardeşlerimizin
acısını
yüreğimizde
hissediyoruz
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, “Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni birliklerince gerçekleştirilen hunharca saldırı ve katliamı 21. yıldönümünde bir defa daha acıyla anıyor ve kınıyoruz” dedi.
Katliamın yıldönümünde yazılı açıklama yapan Bozkır, “Ermeni birliklerince düzenlenen bu vahşi saldırıda, 106’sı kadın, 63’ü çocuk ve 70’i yaşlı olmak üzere, toplam 613 Azerbaycan vatandaşı katledilmiş, 76’sı çocuk, 487 kişi yaralanmış, 1275 kişi de Ermenilerce esir alınmıştır. O tarihten bu yana kayıp olan 150 kişinin akıbeti ise hala bilinmemektedir.” ifadelerine yer verdi. Bozkır, şöyle devam etti: “Türkiye olarak, Azeri kardeşlerimizin Hocalı’da karşı karşıya kaldıkları bu vahşetin acısını her zaman kalbimizin en derinlerinde hissediyor ve bu acıyı en içten duygularımızla paylaşıyoruz.”
Hocalı’nın yıldönümünde Yukarı Karabağ meselesi Azerbaycan topraklarındaki Ermeni işgali 20 yılı aşkın süredir devam ediyor. BM’nin Ermenistan’ı işgalci olarak gösteren dört kararı olmasına rağmen Ermenistan, işgal ettiği Yukarı Karabağ topraklarını boşaltmayı kabul etmiyor. Sorunun çözümü için oluşturulan Minsk Grubu ise 20 yıldır somut ilerleme kaydedebilmiş değil.
Savaş 6 yıl sürdü
Sovyetler Birliği’nin son günlerini yaşadığı 1988’de Azerbaycan-Ermenistan arasında patlak veren savaş, kısa sürede bölgesel bir krize dönüştü. 6 yıl süren savaş 1994’de imzalanan ateşkes anlaşmasıyla son buldu. Ancak bu savaş sonucunda Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si, Ermeni güçleri tarafından işgal edilirken, Hocalı gibi, hala hafızalardan silinmeyen katliamlar yapıldı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ortaya çıkan otorite boşluğu, Ermenistan’ın topraklarını genişletme çabalarını yeniden gündeme getirdi. Bu dönemde Azerbaycan topraklarını işgale başlayan Ermenistan, Rusya’nın da doğrudan ve dolaylı yollardan desteğini alarak, uluslararası hukuku hiçe sayma yolunu seçti. Savaş sırasında birçok defa ateşkes anlaşması imzalanmasına rağmen Ermenistan, bu anlaşmaları genişleme stratejisi çerçevesinde sürekli ihlal etti. Nitekim BM Güvenlik Konseyi’nin 12 Kasım 1993’te yayımlanan 884 sayılı kararında, Ermenistan ateşkesi ihlal etmekle suçlandı.
Dört BM kararı uygulanmıyor
BM Güvenlik Konseyi’nden Yukarı Karabağ’ın işgaline ilişkin 1993’te dört karar alındı. 30 Nisan 1993’te yayımlanan 822 sayılı kararda, derhal ateşkes yapılması gerektiği ve Ermeni birliklerinin işgal ettikleri Azerbaycan topraklarını boşaltmasının gerekliliği vurgulandı.
29 Temmuz 1993’te Türkiye’nin girişimiyle acil olarak toplantıya çağrılan BMGK, 853 sayılı kararı kabul etti. Bu karar da 822 sayılı kararla aynı içeriği taşıyordu. 14 Ekim 1993’te yayımlanan 874 sayılı karar da öncekilerle benzer içeriğe sahipken, tarafları bir an önce ateşkese uymaya çağırıyordu. 12 Kasım 1993’te yayımlanan 884 sayılı kararda ise Ermenistan ateşkesi ihlal etmekle suçlandı. Bu kararlara rağmen, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının Mart 2008’de BM Genel Kurulu’nda kabul edilen işgalin sona erdirilmesini isteyen karara karşı oy kullanmaları, gruba yönelik güvenin sarsılmasına neden olurken, Fransa gibi ülkelerin tarafsızlığını yitirdiği ve eşbaşkanlıktan çekilmesi gerektiği gündeme gelmeye başladı.
Çözüm arayışlarında Minsk
Grubu etkisiz kaldı
20 yılı aşkın süredir sorunun çözümü için ortaya atılan planlar ve öneriler sonuç getirmedi. Bu çerçevede en önemli girişim, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesinde kurulan Minsk Grubu’nun çalışmaları oldu. 1992’den itibaren faaliyete geçen Rusya, Fransa ve ABD’nin eşbaşkanlığındaki Minsk Grubu, dönem dönem farklı çözüm önerileri sunmasına rağmen, sonuç elde edemedi.
Bu süreçte en kapsamlı çözüm önerisi 2007’de “Madrid Prensipleri” olarak ortaya kondu. Buna göre ilk aşamada Ermenilerin Yukarı Karabağ’ı çevreleyen yedi bölgeyi boşaltmaları öngörülüyor. Ancak Ermenistan şu ana kadar bu yönde bir adım atmadı. Uzmanlara göre Madrid Prensipleri’nde en önemli nokta Karabağ’ın statüsünün ne olacağı konusu. Planda Karabağ’ın statüsünün referanduma bırakılıyor olmasının çözüm planını adeta çıkmaza soktuğu belirtiliyor. Nitekim, şu ana kadar yaşanan süreç de bunu doğruluyor.
 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23