Hazret-i Mevlânâ’dan bir ders
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Hak dostlarının kalb eğitiminde hedefledikleri nokta, kalbin sürekli Allah ile beraber olma şuuruna (ihsana) erişmesi ve böylece diri kalb vasfına kavuşmasıdır.
Hz. Mevlânâ, bir çuvalın dibindeki deliği kapatmadan içini doldurmaya çalışmanın beyhûde bir gayret olduğunu ifade eder. Bunun gibi amellerin de ancak tasfiye edilmiş bir kalb ile yapıldığı takdirde kişinin saadetine vesile olabileceği âşikârdır. Zira ameller niyetlere bağlıdır. Niyet ise kalbin amellerinden biridir. Bu münasebetle niyetin tashihi ve ihlâsla tezyini şarttır.
Bu keyfiyet ise ancak erbabınca icra olunacak kalbî eğitim neticesinde elde edilen bir hâldir. Hak dostlarının kalb eğitiminde hedefledikleri nokta, kalbin sürekli Allah ile beraber olma şuuruna (ihsana) erişmesi ve böylece diri kalb vasfına kavuşmasıdır. Kalbin bu kıvâma ulaşması için mâsivâdan, yâni Allah’ın dışındaki her şeyden arınmış olması zarûrîdir.
Bu kıvama ulaşan kalb, ince ve derin hakikatleri görür hâle gelir. Kalb, kesâfetten kurtulup letâfete büründüğü nisbette de ilâhî esmâ ve esrârın mâkesi olur. Böylece Cenâb-ı Hakk’ın kalb yoluyla bilinmesi demek olan mârifetullâh hâsıl olur. Bu ise, ilmin irfân hâline gelmesi demektir. Her insanın nefs terbiyesinden geçerek “mutmainne” ve üstü mertebelere ulaşmak için gayret göstermesi elzemdir. Bu terbiye neticesinde îman ve ahlâkın seviye kazanması, ibadetlerin de makbûliyetine zemin hazırlar.