Hasan Karakaya ve Tarabya Oteli
Cesur yürekliliği herkesçe malum olan Hasan ağabeydeki aynı yürek, güvercin safiyetiyle donanmıştı.
İşi gereği seyahate gitmediği vakitler, evinden işine, işinden evine gider gelirdi. Çeşitli davetlere de götürecek birisi olursa katılırdı.
Mesela 45 yıldır İstanbul’da yaşamasına rağmen, şöyle gönlünce İstanbul’u gezmemiş, ünlü semtlerin çoğunu görmemiştir.
Hasan ağabeye göre gezmenin adı “iş”tir. Gidilecek yerde “dava ve memleket” meselesi varsa giderdi.
•
Sinema, televizyon eleştirileri yazdığım ilk yıllardaydı. Haliyle Beyoğlu’ndan söz ediyordum. Bir gün:
-“Ben daha Beyoğlu’na hiç çıkmadım, beni bir götür” dediğinde inanamamıştım.
-“Şaka mı yapıyorsun ağabey, gerçekten hiç çıkmadın mı” deyince:
-“Tabii aslanım biz senin gibi gezerek yazmıyoruz, oturarak yazıyoruz” demişti.
Yazı yazmadığı bir akşam Beyoğlu’na çıktık ve İstiklal Caddesi’nde yürüyüş yaptık.
Ara sıra yemek yazıları da yazdığım için Hacı Abdullah Lokantasını sordu, oraya da uğrayıp ayva tatlısı yedi.
Sanırım o çıkışımızın üzerinden en az 15 yıl geçmiştir. Her karşılaştığımızda; “Rahat olduğumuz bir vakit, yine Hacı Abdullah’a gidelim” derdi, ben de her seferinde; “Tabii ağabey” derdim, ne o rahat oldu, ne de ben sözümü tutabildim.
•
Tarabya Oteli’ne de götüremedim.
Hatırlarsınız, 1999 yılında sebebi hâlâ belli olmayan 6 günlük garip bir gözaltı yaşadı.
O günlerin Anayasa Mahkemesi başkanı mı yardımcısı mı hatırlamıyorum, Yekta adında bir şahsın öldürülmesi için güya Hasan Karakaya, Tarabya Oteli’nde, Kasım isimli bir tetikçiyle buluşmuş ve 2 milyon dolar vermişmiş.
Bu olayı mektupla hapishaneden anlatan Kasım kişisi, Vakit Gazetesi’ndeki iki Hasan’dan birisi olarak Karakaya’yı işaret etmişti.
Nasıl teşhis ettiği ise tüm dünya komedyenlerini şarampole yuvarlayacak cinstendi. Hasan ağabeyi “telefonla katıldığı” bir televizyon programından “görüp” teşhis etmişti.
Evet, Hasan Maden ile Hasan Karakaya, adliye ve emniyet tarihinde, kıyamete kadar yaşanmayacak böyle acayip ve garaip bir gözaltı yaşadılar.
Keşke dönemin adliye ve emniyet yetkilileri bir açıklama yapsalar da hem kendilerini hem devleti bu kara lekeden kurtarsalar.
Hasan Karakaya özgür kalınca:
-“Ağabey Tarabya Oteli nerede biliyor musun” diye sormuştum. O da:
-“Vallahi bilmiyorum beni götür de şurasını bir göreyim” demişti.
Tabii götüremedim.
•
Geçmişten bugüne dönelim ve bir hakkı yerine getirelim.
Hasan ağabey son yazılarının ikisinde İstanbul Şehir Tiyatrolarını ele almış, İBB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Abdurrahman Şen’i eleştirmişti.
Abdurrahman Şen, Hasan ağabeyin vefatı üzerine “kardeşliğe” bir örnek olarak taziye çadırına geldi, başsağlığı diledi ve cenaze namazına katıldı.
Derler ki; “Gardaş gardaşı, yar başına kadar götürür, tutar geri getirir”.
Hasan ağabeyin ruhu için El-Fatiha.