• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Karar’dakiler, CHP rüşvetlerini niye yazamıyorlar?

31 Ocak 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Karar’dakiler, CHP rüşvetlerini niye yazamıyorlar?

ALİ KARAHASANOĞLU

CHP’li belediyelerde yaşanılan rüşvet ağı için açılan davada, dördüncü gün de tamamlandı..

Bakalım, Karar gazetesindeki kendilerini dindar olarak gösteren arkadaşlar, bugün bir şey yazabilecekler mi?

Üçüncü günün ifadelerinden sonra, dünkü gazetelerine baktım..

Gözlerim arıyor, bir haber..


Gözlerim arıyor, yazarlarından bir tanesi, anlatsın: “Burda yolsuzluk var deniliyor ama.. Yolsuzluk yok. Çünkü ...” desin..


“Kuralsız yeni dünya” diye yazmış, HAMAS’ın eylemlerinin, Gazze’deki soykırıma bahane edildiğini belirterek, çaktırmadan CHP’nin söylemine destek veren Taha Akyol.

Oysa yazabilirdi..

Önceki gün ifade veren Beltaş yetkilisi Önder Gedik’e, “650 milyon TL’lik hastane arsasını niye satma ihtiyacı hissettiniz”, diye sorabilirdi..


Sorabilmiş mi? Soramamış..


Ahmet Taşgetiren, “İran’a Trump gibi bakmasak bile…” diye yazısını, yine yazardı..

Ama soramaz mıydı, “BELTAŞ’ta 2024 mahalli seçimlerinden hemen sonra göreve getirilmişsiniz. Mayıs ayında.. Aceleniz ne idi ki, Temmuz ayında 650 milyonluk arsayı sattınız?”

Taşgetiren, bu soruyu sorma kapasitesi olmayan bir gazeteci mi?

Bunu düşünmekten aciz mi?

Yoksa..

Bu soruyu sormaya cesaret mi edemiyor?



“Demokrasilerde çare tükenmez” diyor, Fehmi Koru. Biraz da alaycı bir üslupla..

Özgür Özel’den de bahsetmiş, yazısında..

Ama asrın yolsuzluğu ile ilgili, tek satır da mı yazamaz, bir gazeteci..

Bir tane de mi soru soramaz..

Hadi soru soramıyorsun, bari savun..

“Ne var ki, 650 milyonluk belediye arsaları 470 milyona satıldı diye, üzüntüden ölelim mi yani. Hemen her gün, benzer satışlar yapılıyor. AK Parti’de de yapılıyor, başka belediyelerde de yapılıyor” de bari..

Diyebiliyor musun?


Savunabiliyor musun?

Hayır..

Ama CHP’ye vagon olmaya devam.

Dünyadan habersiz şekilde, CHP’nin yargılaması devam eden yolsuzluklarına gözlerini kapatıp, 1960’lı yıllardan hikayeler anlatıyor..

Gel Fehmi abi, gel..

2026 Ocak ayına gel.

Asrın yolsuzluğunun ifadelerine bak..

Sanıkların hepsi hasta..

Hepsinin anası, babası, kardeşi, eşi mağdur..


Cezaevinde olanlar veya dışarda olanlar..

Kim yaşamıyor ki, bu üzüntüleri, bu acıları..

“Siz, yolsuzluğu anlatın” diyoruz..

Onlar, suçluların sorgulanması aşamasında yaşanılanları anlatıyorlar..

Geçiyoruz, AK Parti’de milletvekilliği de yapan Mehmet Ocaktan’a..

“Bir daha, bir daha milletvekili olacaktım. Niye sadece bir defa oldum? Bir basın danışmanı bile, Acarkent villalarında otururken, Murat Ongun’un sadece oturduğu villanın aylık kirası 450 bin TL iken, ben niye o villalarda oturmuyorum.” deyip..

CHP’yi eleştireceğine..


AK Parti’ye okları yönlendirip.

“Müslümanların oluşturduğu hukuk aklı ve fıtratı esas almak durumundadır” başlıklı yazıyı kaleme alan Mehmet Ocaktan..

Niye yazamıyorsunuz, CHP’li belediyelerdeki yolsuzlukları..

CHP’nin yolsuzluklarının bile müsebbibi, şeriat mı?

Şeriat mı ki, “Derdimiz, yaşadığımız çağda bir ‘şeriat devleti’ modeli üretmek değil” diyorsunuz.

Hani nerde rüşvetler?

Nerde Seyhan Belediye Başkanı’nın, Ceyhan Belediye Başkanı’nın rüşvet ilişkileri..


Bunlar şeriat devleti modeli öneriyorlar da, onun için mi, “Derdimiz Şeriat devleti olmamalı” diyorsunuz.. Aslında yolsuzlukların üzerine, bu şekilde mi gidiyorsunuz.

Vah Ocaktan vah..

Yolsuzluğu yapan Şeriat karşıtları.

Senin yazında eleştirilen, şeriat modeli!

Nasıl oluyor bu, nasıl olabiliyor?

Ya, babasının Yüksek İslam Enstitüsü mezunu olması ile övünen Yusuf ziya Cömert?

“İşte, o , Karar’ı aklayacak, yolsuzlukların kimin tarafından yapıldığına bakmaksızın, üzerine gidecek” diye bir ümidiniz var mı?


Siz ümit etmeye devam edin..

“Kooperatife üye kaydeder gibi” başlığı ile, Gazze’de şehir efsanesi olarak dillendirilen algı operasyonları üzerine akıl yürütüyor arkadaşımız.

Yazmasına itiraz etmem, Gazze’yi her gün yazalım. Birlikte yazalım..

Ama Gazze’yi savunuyor gibi yaparken, CHP’nin eski ve yeni genel başkanlarının ikisinin birden HAMAS için “Terör örgütü” ifadelerini es geçiyorsanız.

Kusura bakmayın, sizin amacınız Gazze’yi savunmak değil..

CHP’nin battığı yolsuzlukların konuşulmaması için, gündemi başka yerlere çekmek olur.

Geçiyoruz, Karar’ın bayan yazarlarına..


“Sigara camide, eğitim hapiste, ibadet üniversitede…” diyor Elif Çakır..

Ben de hatırlatayım kendisine: “Yolsuzluk CHP’de. Sanıklar mahkemede. Gözlerini yumanlar, üç maymunu oynayanlar Karar’da..”

Daha ne diyeyim?

“200 papel uçtu gitti…” diyor, Figen Çalıkuşu.

Oysa 200 papel ne ki.

Sadece Beltaş arsasından, 170 milyon papel uçtu gitti, Figen hanım. 

Ama görmüyorsunuz. Göstermiyorsunuz. Gizliyorsunuz.. Üstünü örtüyorsunuz..

Hem de 170 milyon papel uçup giderken, size de, bize de nanik yaptılar..


“Uçtu uçtu, kuş uçtu.. Biri almış, biri getirmiş, biri yemiş..” masalları ile, birinci eşe ayrı, ikinci eşe ayrı katlar, birinci ve ikinci eşin yakınlarına araçlar.. 

Belki 200 papelin uçmasına da katkı olacak şekilde hortumlamalar..

Her şeye rağmen, Figen hanımın radarına girmiyor, CHP’nin bu yolsuzlukları..

Bu kadar yolsuzluk, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik suçlamaları ile CHP’de kazan kaynıyor..

Karar’ın bir başka bayan yazarı Şule Demirtaş bakın ne yazıyor:

“Başkanlık sistemini yeniden sorgulamak.”

CHP’yi sorgulayacak değilsiniz ya..


Tabii ki Başkanlık sistemini sorgulayacaksınız..

Rüşvetten size ne?

Yolsuzluktan size ne?

Hele hele CHP’liler yapmış ise.

Aman, yazmayın..

Dillendirmeyin, saklayın.

Sorgulamayın.

Cııız..

Yanarsınız sonra..


Başkanlık sistemini sorgulayın. Bir değil, otuz defa sorgulayın..

CHP’nin rüşvetlerine sıra gelmesin..

Soran olursa..

“Sorguladık ya..” dersiniz..

“Rüşveti olmasa da, Başkanlık sistemini sorguladık” dersiniz..


Başkanlık sisteminden önce, her şey güllük gülistanlık imiş gibi, “Zaten bütün kötülüklerin anası, başkanlık sistemidir” dersiniz..

Akif Beki’ye yer kalmadı..

“De ki” diye, bir zamanlar kendisi ile kafa bulanlarla o kolkola yürüyor..

Ne diyelim,. Allah hepimize akıl, basiret nasip etsin..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şuayip

Herkes ektiğini biçer

Herkes kendi yerine

Diye 60 lı yıllarda ilokul türkce kitabında bır parça okurduk.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23