• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Uygulamada bir “aşama” var mı?

31 Ocak 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

Uygulamada bir “aşama” var mı?

AHMET VAROL

Gazze’deki ateşkes sürecinde görünüş itibariyle ikinci aşamaya geçildiği ilan edildi. Aslında ikinci aşamaya geçilmesi konusunda gerçekleştirilen atakta ABD Başkanı Trump’ın siyonist işgalcilerin hesabına çevirdiği oyunların devreye girdiği ortada.

Her şeyden önce başkanlığını Trump’ın yapacağı söylenen sözde Barış Kurulu oluşturulmasında tamamen siyonist işgal rejiminin hesaplarının gözetildiği çok açık. Bu konunun ayrıntılarından 22 Ocak tarihinde yayınlanan “Gazze’ye Barış Değil Vesayet Kurulu” başlıklı yazımızda söz ettiğimizden burada tekrar etmeye gerek görmüyoruz. Bugünkü yazımızda medyada bir hayli gündem yapılan ve Trump’ın da önemli bir gelişme olarak pazarlamaya çalıştığı ikinci aşamayla birlikte sahada değişen bir şey olup olmadığı yani uygulamada gerçek anlamda bir “aşama” olup olmadığı konusu üzerinde durmak istiyoruz.


Her şeyden önce işgal güçlerinin ateşkes ihlalleri son bulmamıştır. Gündelik olarak saldırılar ve cinayetler devam ediyor. Saldırılarda büyük çoğunlukta siviller hedef alınıyor. Öldürülenler arasında çok sayıda da çocuk var.

Bu konuda sözde “Barış Kurulu”nun kurulduğunun ilan edilmesiyle birlikte değişen hiçbir şey olmadı. İşgal güçleri yine gündelik olarak saldırılarını sürdürdüler.

İşgal güçleri geçtiğimiz Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Refah’ta tünelden çıktıklarını iddia ettiği 8 kişiyi hedef aldığını ve bunlardan 3’ünü öldürdüğünü resmi olarak açıkladı. İşgal rejiminin açıklamalarında bu kişilerin direnişçi oldukları ileri sürüldü.



Bu iddia doğru olsa bile yine işgal rejiminin ateşkese riayet etmediğini ve savaşı tek taraflı olarak sürdürdüğünü gösterir. Çünkü ateşkes savaşan taraflar arasında olur. Savaşmayanların saldırılarda hedef alınması zaten savaşın hukukuna ve ahlâkına aykırıdır. Ama bilindiği üzere siyonist işgal bunu Filistinlilere yönelik sürekli yaptı ve yapmaya devam ediyor. Uluslararası mekanizmanın sessizliği ise siyonistleri daha fazla cüretlendiriyor.


Nitekim işgalcilerin Refah’ta söz konusu saldırıyı gerçekleştirdiklerini söyledikleri saatlerle hemen hemen aynı saatlerde El-Meğazi Mülteci Kampı’nda da sivil bir topluluğu hedef alan saldırı düzenlendi, iki kişi öldürülürken birçok kişi de yaralandı. Yine aynı vakitlerde Han Yunus’un Mevasi bölgesinde düzenlenen bir başka saldırıda ise biri hamile kadın 6 kişi yaralandı.

Bu sadece bir gecede yaşanan gelişmelerden yapılan bir örneklendirmedir. O gece yaşanan ihlallerin tümü bu kadar olmadığı gibi ihlaller de sadece bir geceye mahsus değildir. Hemen her gece bu türden birçok ihlal gerçekleştirilmektedir. Öyle ki ateşkesin sağlandığı tarihten bu yana gerçekleştirilen ihlallerin tümü üzerinden hesaplama yapıldığında bir güne ortalama 13 ihlal, yaklaşık 5 öldürme ve 12 yaralama olayı düşmektedir.


Bu durum işgal rejiminin savaşı, ateşkes öncesinde soykırım savaşında olduğu gibi yüksek düzeyde olmasa da biraz daha düşük düzeyde ama kesintisiz bir şekilde sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Bu konuda işgal rejimi ateşkesin birinci aşamasında şartlara riayet etmediği gibi ikinci aşamasına geçildiğinin ilan edilmesinden sonra da durum değişmemiştir.


Refah Sınır Kapısı’nın çift taraflı olarak açılması işleminin ateşkesin hemen ardından gerçekleştirilmesi gerekiyordu. Ancak işgal yönetimi, işgalci esirlerden birinin cesedinin bulunamamasını gerekçe göstererek bu kapının açılmasını erteledi. Oysa söz konusu cesedin bulunamamasının sebebi yine işgal rejimiydi. Çünkü en başta öldürülmesinden işgal rejimi sorumluydu. İkinci olarak cesedin aranması ve teşhis edilmesi için gereken makineleri ve cihazları içeri sokmuyordu.


İşgal güçlerinin kendilerinin yaptığı aramalar neticesinde kalan son esirin cesedi de bulundu ve Netanyahu’nun Refah Sınır Kapısı’nı açmamakta kullandığı gerekçe de ortadan kalkmış oldu. Ama henüz kapı açılmadığı gibi açıldığında da işgal güçlerinin sıkı bir denetimi altında olması için bir plan hazırlandığı bizzat işgal ordusuna danışmanlık yapan kişiler tarafından açıklandı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

atmaca

refah kapısı neden açılmıyor ateşkese rağmen.israil barış heveslisi değil anlaşılan şekliyle.halen saldırıları sürüyor israilin.çocuk ve kadınlar öldürülüyor ateşkesin ihlal edilmesiyle.filistin halkı kendi vatanlarında mülteci konumunda terör devleti israilin işgali altında.bu nedenle hak arayışları karşılık buluyor dünyada.kendi ülkesinden çıkarılan bir halkın dramı var filistinde.etnik temizlik kesintiye uğramış olsada vazgeçmiş değil israil büyük israil hayalinden.türkiye kınıyor israili hukuksuz uygulamaları nedeniyle.bu durumda iki devletli çözüm aaranıyor filistinde.en azından topraklarından olmasın bu halk.filistinlilerin hakları korunmalı israil içindede.batı şeria ve kudüs filistinlilerin yoğunlukla yaşadığı bölgeler.bunlar işgal altında aslında.dünyanınn bu katliamı lanetlemesi geri adım attırdı israile.umulurki diğer taleplerde uygulanma şansı bulsun.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23