Heykel belediyeciliğine inat: 30 bin kilometre gururu!
Milletin hizmetkârları tarih yazmaya devam ediyor.
Görmeyen gözler görsün, duymayan kulaklar duysun...
Dün İstanbul’da sadece bir yol açılışı yoktu.
Dün, "Yol medeniyettir" şiarıyla yola çıkan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’na vurulan 30 bininci kilometrenin mührü vardı!
Dile kolay, 30 bin kilometre bölünmüş yol!
Eskiden bayram tatillerinde kan gölüne dönen o tek şeritli ölüm yollarını hatırlayın.
Bolu Dağı’nda karda kışta saatlerce beklediğimiz o çile günlerini hatırlayın.
Bu milletin evlatları o yollarda heba olurdu.
Peki ya şimdi?
Edirne’den Kars’a, dağları delen tünellerle, denizleri aşan köprülerle Türkiye’yi bir dantel gibi işleyen bir irade var.
Avrupa’nın bile gıptayla baktığı, "Türkler bu işi nasıl bu kadar hızlı yapıyor?" diye şaşırdığı bir başarı hikayesi bu.
Ama gelgelelim, içerideki "istemezükçü" tayfaya bunu anlatamıyorsunuz.
Onların vizyonu ne?
AK Parti iktidarı dağları delip Ferhat gibi Şirin’e; yani millete ulaşıyor.
Aradaki fark işte bu kadar nettir.
Biri laf üretir, biri iş üretir.
Biri bahane üretir, biri çözüm üretir.
Cumhurbaşkanımızın törende söylediği o söz, aslında siyasetin de özetidir: "Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik."
30 bin kilometre bölünmüş yol demek; sadece asfalt, beton demek değildir.
Bu yollar ekonomidir, ticarettir.
Kamyoncu esnafının tekerinin dönmesi, çiftçinin mahsulünün yerine ulaşmasıdır.
Doğu ile Batı’nın kardeşliğidir.
Şimdi o malum zihniyete sormak lazım: Siz 30 bin kilometre yolun ne anlama geldiğini hayal edebilir misiniz?
Hamdolsun, kervan yürüyor.
Onlar konuşmaya, iftira atmaya, çamur siyasetine devam etsinler.
Bizim işimiz hizmet, gücümüz millet.
Allah devletimize zeval vermesin, bu hizmet kervanının tekerine taş değdirmesin.
Durmak yok, yola devam!
Allah'a emanet olun ...