Hainler için hesap verme zamanı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
FETÖ’nün hain darbe girişimi sırasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki eylemlerine ilişkin davanın ilk duruşması yarın Silivri’de başlayacak.
UĞURCAN GÖKÇE - 15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen hain kalkışmaya karşı direnişin sembolü haline gelen o zamanki adıyla ‘Boğaziçi’ şimdiki adıyla ’15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde yaşananlar ile ilgili davanın duruşması başlıyor.
FETÖ’nün hain darbe girişimi sırasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki eylemlerine ilişkin davanın ilk duruşması Silivri’de görülecek.
318 müştekinin yer aldığı iddianamede, 143 şüpheli bulunuyor.
Darbe girişimi sırasında reklamcı Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok’ın şehit edilmesine ilişkin olayda Erol Olçok’un eşi Nihal Olçok müştekiler arasında yer alıyor.
Yargılanan 143 şüphelinin “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “nitelikli kasten öldürmek”, “kamu malına zarar verme” ve “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adında suç işlemek” suçlarından 37’şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyor.
DARBEYE KARŞI DİRENİŞİN SEMBOLÜ OLMUŞTU
Peki, o gece neler yaşanmıştı.
15 Temmuz 2016’da akşam saatlerinde ajanslar ‘Boğaziçi Köprüsü’nün askerler tarafından kapatıldığını ‘son dakika’ koduyla geçiyordu. Darbe girişimi ihtimali bir çok kişinin aklından bile geçmezken herkes aynı soruyu soruyordu: “Neler oluyor?”
O zamanki adıyla Boğaziçi Köprüsü çift yönlü olarak asker üniforması giymiş teröristler tarafından kapatılmış ve hiçbir aracın geçişine izin verilmiyordu.
Çok geçmeden özel bir TV kanalının canlı yayınına bağlanan Başbakan Binali Yıldırım “Bir kalkışma ihtimali üzerinde durulduğunu’ dile getirmiş ve “Bu hain kalkışmaya boyun eğilmeyeceği gibi sorumlulardan hesap sorulacağını” ifade etmişti.
Çok geçmeden durum anlaşılmış ve FETÖ’nün asker üniforması giyen teröristlerinin darbe girişimi başlattığı anlaşılmıştı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan tarihi açıklamayı yaparak “Halkımızı kentlerin meydanlarına, havalimanlarına davet ediyorum” çağrısında bulunmuştu.
Bu çağrıya kulak veren kahraman vatandaşlar soluklarını askerin yoğunlukta olduğu noktalarda aldı.
Bunlardan en önemlisi belki de direnişin sembol noktası İstanbul ‘Boğaziçi Köprüsü’ydü.
Akşam saatlerinden itibaren köprünün Avrupa yakasına geçişini tanklarla tutan bir grup asker, darbe girişimine tepki göstermek için köprüye yürüyenlerin üzerine ateş açtı.
Köprü gişelerin duvarlarını siper yapan ve ellerinde Türk Bayrağı taşıyan kalabalık, her ateş açıldığında kendini yere attı ancak geri adım atmadı.
YARILILAR TAKSİLER VE MOTOSİKLETLE TAŞINDI
Vurulan siviller taksilerle, ambulanslarla hatta motosikletlerle hastanelere taşındı. Darbeci askerler kalabalığın üzerine ateş ederken Beylerbeyi girişinden ters yönden bir tank ve zırhlı araç hızla köprüye girdi.
Gün aydınlanıncaya kadar süren saldırılarda aralarında Erol Olçak ve oğlu Abdullah Tayyip Olçak da dahil 34 vatandaş şehit düştü.
DURUŞMALARA ÇAĞRI
15 Temmuz darbe girişi gecesi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde yaşananlara ilişkin 135'i tutuklu 143 askerin yargılandığı davanın ilk duruşması 9 Ekim'de Silivri Cezaevi'nin karşısındaki duruşma salonunda görülecek. Duruşma öncesi 15 Temmuz Derneği üyeleri, Şehitler Makamı anıtında bir araya geldi. Şehit yakınları adına yapılan açıklamayı 15 Temmuz Derneği Başkanı Tarık Şebik okudu. Açıklamada, "15 Temmuz şehitler köprüsünde kalkışmanın ilk dakikalarından itibaren ölüm kusmaya başlayan teröristler, 9 Ekim Pazartesiden itibaren adalet huzurunda hesap vermeye başlayacaklar. Nasıl ki 15 Temmuz gecesi kalbimizde ve zihnimizde, mukadderatımızdan başka bir düşünce olmaksızın yollara düşerek bu satılık maşaların karşısına dikilmişsek, pazartesiden itibaren de Silivri'deki duruşma salonunda da yerimizi alacağız ve davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Hiçbir parti, düşünce, inanç farkı gözetmeksizin, herkese ulaşmaya çalışarak vatandaşlarımızı duruşma salonlarına çağırıyoruz. Bu vesileyle siyasetçilerimizi. STK'larımızı, basınımızı, bir nefis muhasebesine davet ediyoruz" denildi. Açıklamanın ardından şehitler için dua okundu
Polislere "silahları teslim etmeyin" anonsu
Öte yandan iddianamede, saat 23.20 sıralarında köprü üzerinde bulunduğu yöne doğru ters yönden gelen vali korumaları müştekiler Şafak Kurul ve Ferit Bozkurt'un tabancalarının ve telsizlerinin alınarak silahlarına el konulduğu ve birbirlerine kelepçelendikleri, yine köprülerden sorumlu şube müdürlüğündeki polis memurlarının silahlarına el konulmaya çalışıldığı anlatılarak, "Bu durumu öğrenen İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın telsizle tüm birimlere kesinlikle silahlarını vermemeleri gerektiğini anons ettiği ve emniyetten çıkarak duruma el koymak üzere 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne doğru hareket ettiği anlaşılmıştır." ifadelerine yer verildi.
Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü binasına ve gişelere doğru tertibat alan ve olay yerine ilk gelen 2 askeri araçtaki sanıkların, Turgay Ödemiş ve Ahmet Taştan'ın emriyle atış pozisyonu alarak saat 23.49'da ateş etmeye başladığı belirtilen iddianamede, 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı'ndan takviye amaçlı çıkan askerlerin de E-5 Karayolu'nun 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne katılım yoluna gelmeden o bölgedeki kolluk görevlilerinin yanında durarak teslim oldukları aktarıldı.
İddianamede, tank komutanı Üsteğmen Vedat Yıldız tarafından telsizle kolluk kuvvetlerinin araçlarının ezilmesi talimatı verildiği, kışladan çıkış yapan diğer tanklar ve zırhlı araçların intikale devam ederek köprüye saat 00.36 sıralarında ve sonrasında peyderpey ulaştıkları, Ödemiş ve Ahmet Taştan'ın emir komutasına girerek köprü üzerinde değişik noktalara konuşlandıkları vurgulandı.
Darbe girişimine karşı tepki göstermek amacıyla saat 00.40 ve sonrasında Boğaziçi Köprüsü'ne gelen çok sayıda vatandaşın, kolluk görevlileriyle tank ve zırhlı araçların bulunduğu yere ulaştıkları, saat 01.05 sıralarında darbeye tepki göstermek üzere hem Avrupa ve Anadolu ayağında toplanan halktan bir kısmının da tank ve zırhlı araçların bulundukları yere doğru ilerledikleri ifade edildi.
Ödemiş ve Ahmet Taştan'ın "ateş edilmesi" yönündeki emirlerine uyularak havaya, yere ve vatandaşların üzerine doğru ateş edildiği anlatılan iddianamede, saat 01.27 sıralarında Emniyet Müdürü Çalışkan ve vatandaşların gişelere doğru yürümeye başladıkları, sanıkların yoğun şekilde ateş etmesi sonucu birçok vatandaşın şehit olduğu ve yaralandığı aktarıldı.
İddianamede, bu sırada Çalışkan'ın yakın koruması Münür Alkan'ın şehit edildiği, koruma amiri olan Mehmet Omay ve Özel Kalem Müdürü Özgür Taşdemir'ın yaralandığı kaydedildi. Yaralılara yardım etmeye çalışan vatandaşlara da sanıkların ateş ettiği anlatılan iddianamede, bu sırada da sivillerin şehit olduğu ifade edildi.
Toplamda 4 tank atışının da yapıldığı vurgulanan iddianamede, saat 06.15 sıralarında askeri birliği sevk ve komuta eden Ödemiş'in, diğer rütbeli sanıklar Ahmet Taştan, Astsubay Başçavuş İbrahim Gül ve Astsubay Sait Özkahya ile konuştuktan sonra teslim olmaya karar verdiği belirtilerek, sanıkların tüm teçhizatlarını bıraktıktan sonra ellerini kaldırarak teslim olduğu aktarıldı.
İddianamede, köprüdeki sanıkları komuta eden eski Yarbay Turgay Ödemiş ve eski Binbaşı Ahmet Taştan'ın kurmay yarbaylar Mürsel Çıkrıkçı ve Muammer Aygar'dan emir ve talimat aldıkları vurgulanarak, HTS kayıtlarına göre Ödemiş'in Çıkrıkçı ile 8, Aygar'la 30 kez telefon görüşmesi yaptığı anlatıldı.
WhatsApp grupları
Sanıkların birden çok WhatsApp grubu kurduklarına vurgu yapılan iddianamede, bazı kişilerden ele geçirilen yazışmaların dökümlerine göre, ''Anansgücü'', "Between 09-13'', ''Canavar Meclisi'' adıyla dikkati çeken WhatsApp gruplarının olduğu, darbecilerin başarısız olduklarını anlamaları üzerine 16 Temmuz günü saat 05.00 ila 06.00 arasında yazdıkları "Kardeşim milleti kandırmışlar darbe yapılıyor diye", "Her şey yolunda arkadaşlar kesinlikle taviz yok", "Liderlik zor zamanlarda gösterilir", "Yavaş yavaş ilerliyoruz, halkı galeyana getirmişler.'' şeklindeki yazışmalarına yer verildi.
İddianamede, sanık Ebubekir Yücel'in telefonunda yapılan incelemede, "Genç Uzman Çavuşlar" adıyla kurulan WhatsApp grubundaki yazışmalara dikkat çekilerek, bu grupta yazan Mustafa Eskici adlı kişinin "Arkadaşlar Kuleli Askeri Lisesi'ndeyim. İstanbul'da bütün askerlerler alarm bekliyor. İş çok karışık, darbe olabilir diyorlar." şeklindeki paylaşımlarının sanıkların darbe kalkışmasından haberdar olduklarını ve darbe faaliyetine fiilen katıldıklarını ortaya koyduğu belirtildi.
Sanıklardan Mustafa Bulut'un "66 da mühimmatları yüklüyormuş. Ahmet kardaş aramış, sizde ne oluyor, diye.", Mustafa Eskici'nin "Abi burada herkes darbe bekliyor.", Mehmet Kurt'un "Ülkeyi ayağa kaldıracağız. Milletin alarm veresi yoksa da verir artık.", Orhan Övüt'ün, "Arkadaşlar alarm verildi." ve "Hedef 21.30", sanık İsrafil Koçum'un "Aynen biz devam ateş etmeye." ve "Benim tankta Vedat üst var, m.tfle (makineli tüfek) attı vicdansız." şeklindeki paylaşımları da iddianamede yer aldı.
Sanık yarbay polis telsiz anonslarıyla yanıt verdi
İddianamede darbe kalkışmasının önlenmesine yönelik telsizden talimatlar veren Emniyet Müdürü Çalışkan'ın konuşmaları esnasında telsiz hattına müdahale eden sanık eski Yarbay Turgay Ödemiş'in birtakım anonslar yaptığı kaydedildi.
Çalışkan'ın "Türk ordusuyla alakalı bir iş değil. Bu yapılan yanlışı düzeltmek için gereği neyse onu yapacağız. Hiçbir arkadaşımız bulunduğu yeri terk etmeyecek, gereksiz ateş etmeyecek, yanlış yapan kişiler düzeltilene kadar yerinden ayrılmayacak." şeklindeki anonslarına Turgay Ödemiş'in "Yalan söylüyorsun. Anlaşıldı yalancılar hayatını…… gökyüzünde……. eğer bütün silahlı kuvvetlerin …… olmasaydı bu hareket, denizde yüzen hücum botlar, havada uçan uçaklar olmazdı, halkı daha fazla kandırmayın." şeklinde araya girdiği anlatıldı.
Yedi darbeci etkisiz hale getirildi
Toplamda 151 kişi hakkında soruşturma yürütüldüğü aktarılan iddianamede, darbecilerin emniyet güçlerine ateş açması sonucunda çıkan çatışmada Üsteğmen Vedat Yıldız, Astsubay İbrahim Gül, Uzman Çavuş Mustafa Çelik, askeri öğrenciler Murat Tekin, Ragıp Enes Katran, erler Burak Dinler ve Kurtuluş Kaya'nın etkisiz hale getirildiği, ölmeleri nedeniyle de bu kişiler hakkında takipsizlik kararı verildiği belirtildi.
İddianamede, 143 sanığın 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı, Kuleli Askeri Lisesi Komutanlığı ve Yalova Hava Meydan Komutanlığı'ndan hareket ederek 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne intikal ettikleri, darbe kalkışmasına bilerek ve isteyerek katıldıkları vurgulandı.
Ele geçirilen silahlar
İddianamede, sanıklardan 102 adet G-3 piyade tüfeği, 27 HK33 piyade tüfeği, 8 MG-3 makineli tüfek, 6 tabanca ile bu silahlara ait fişek ve şarjör ele geçirildiği belirtilerek, sanıkların 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne intikal ettikleri 2 Unimog, 3 tank, GZPT ile ZPT zırhlı aracın da 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı'na teslim edildiği aktarıldı.
İstenen cezalar
İddianamede, aralarında subayların da bulunduğu 30 rütbeli asker, 47 askeri öğrenci olmak üzere toplam 135'i tutuklu 143 sanığın, "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ile "kasten öldürme" suçlarından 37'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.
Ayrıca bazı sanıkların ''silahla kasten yaralama'', "kasten öldürmeye teşebbüs'', ''mala zarar verme'' ve ''kişiyi hürriyetinden yoksun kılma'' suçlarından değişen oranlarda hapis cezasına çarptırılmaları öngörüldü.
Önlemler ve duruşma
Bu arada, Mahkeme Heyetinin kararı doğrultusunda, yarın duruşma salonu içinde ve dışında yoğun güvenlik önlemleri alınacak.
Mahkeme ayrıca tutuksuz sanıkların da duruşmaya gelmesi için tebligat çıkardı.
Duruşmada öncelikle sanıklar hakkındaki suçlamalar okunacak, ardından rütbeye göre savunmalar alınacak.