Geçmişte Türkiye’de kardeş kavgasını körüklemek için hem sağı hem solu silahlandıran, Ortadoğu’da hem bölge ülkeleriyle hem terör örgütleriyle silah ticareti yapan Batı, şimdi de Karadeniz’i kan gölüne çevirmek için Ukrayna ve Rusya’ya el altından silah satıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “İki ülkeye de silah satışı yapıyoruz” itirafını değerlendiren stratejistler, “Kriz ve savaşlardan beslenen Haçlı Batı, kan emici sivrisinek gibi masumları sömürüyor” görüşünde birleşti.
Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın son bulması için olağanüstü bir diplomatik çaba sarf ederken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan her iki ülkeye silah sattıkları itirafı geldi. Fransız saldırganlığını yeniden hortlatmaya çalışan ve AB’nin uyguladığı silah ambargosuna rağmen Rusya’ya silah satışını doğrulayan Macron’un pişkin tavrı, söz konusu çıkarları olduğunda emperyalist Haçlı zihniyetinin hiçbir ilke ve etik değer tanımayacağını bir kez daha gözler önüne serdi. Macron Fransa’sının iki yüzlülüğünü Akit’e değerlendiren güvenlik ve strateji uzmanları, gazetemize özel açıklamada bulundular.
Fransa hâlâ sömürüyor
ASSAM Başkan Yardımcısı emekli Albay Ersan Ergür, şunları dile getirdi: “Fransa, kan emici bir sivrisinek gibi mazlum ve masum insanlar üzerinden kendi halkını zenginleştirmek isteyen sömürgeci tutumunu bu yüzyılda bile hâlâ sürdürüyor. Fransa’nın hem Rusya hem de Ukrayna ile, hem Türkiye hem de terör örgütleriyle bu şekilde irtibatını sürdürmesi gerçekten akıl kârı değil. Yapılan kanlı ticaret hiçbir şekilde uluslar arası hukukla ve insan haklarıyla bağdaşmıyor. Yine aynı şekilde benzer bir çifte standardın Afrika’dan Fransa’ya giden mültecilere yapıldığını görüyoruz. Bu açıdan bakıldığında, Fransa’nın yaptıklarını normal karşılamak lazım. Çünkü onların insanlığı bunu gerektiriyor. Artık dünyanın bu ikiyüzlü tutumu görmesi gerekiyor. Avrupa’nın, insanları sırtından hançerleyerek zenginleşme rolünü geçmişten itibaren sürdürdüğünü görmek lazım. Bunlardan ders alarak kendi içimizdeki terörü durdurarak, kardeşliği pekiştirecek adımlar atmak gerekir.”
Batı savaş üzerinden zenginleşti
Batı’nın temelinde savaş ve kan üzerinden zenginleşmek olduğunu kaydeden Ergür, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Bunların temelinde insanları birbiriyle savaştırırken, onlara silah satarak hem onları fakirleştirmek hem de kendi zenginliklerine zenginlik katmak yatıyor. Bunu daha global düşündüğümüzde, İslam coğrafyasından petrol alıyorlar, sonra onlara silah satıp birbirleriyle savaştırarak petrole ödedikleri paranın kat kat fazlasını alarak zenginleşiyorlar. Bizim burnumuzun dibinde, Suriye’de, YPG’ye Lafarge denen şirketiyle, tahkim edilmiş mevzilerin ve irtibat tünellerinin kazılmasında etkin rol alarak çok ciddi anlamda destek sağladığını biliyoruz. Nitekim bu anlamda yargılanan Lafarge firması, Fransız istihbaratının bilgisi dahilinde bu bu yardımı yaptıklarını itiraf etti. Bu, Fransız devletinin terör örgütlerine yönelik desteğe göz yumduğunu gösteriyor. Başta Ukrayna ve Rusya olmak üzere Fransa’nın bu tutumu, onların insan haklarına verdikleri değeri ortaya koyuyor.”
Yalnızca menfaat düşünürler
Güvenlik ve Strateji Uzmanı Mustafa Hacımustafaoğulları ise, şunları ifade etti:
“Medeniyetin beşiği olduğunu iddia eden, insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan Batı’nın, çıkarları söz konusu olduğunda satmayacağı kimse yoktur. Batı menfaati için Rusya’ya da Ukrayna’ya da silah verir. İki ülke ne kadar savaşırsa onlar için kârdır. Onların bütün meselesi, silah satışı üzerinden menfaatlerini devşirmektir. Dünya birbirine girsin, bunlar silah satmaya devam etsin isterler. Fransa ve bütün Batı dünyası bizim başımıza bela edilen PKK terör örgütünü 40 yıldır destekliyor. Arkandayız diyerek kışkırttıkları Ukrayna’yı da böyle bir belanın içine kendi çıkarlarını gözeterek çektiler. Şimdi onlar silah satıyor, zararı ise Ukrayna çekiyor. Batı’yı dost gören bizdeki muhalefet gerçekten ülkeyi düşünüyorsa, bu ikiyüzlülüğü görüp, parçası olmaktan vazgeçmelidir.”
Batılı ülkelerin dünyanın kalan kısmını sömürülecek bir meta olarak baktığını ifade eden Hacımustafaoğulları, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Batı dünyası, kendilerinden olmayanlara sömürülecek bir meta olarak bakıyor. Onlar yalnızca kendi çıkarlarını düşünürler. Kendi üç kuruşluk çıkarları için dünyayı bile yakmaktan çekinmezler. İnsan hakları, sağduyu ve karşı tarafın göreceği zarar, bunların Batı’nın umurunda bile değil.”