Güç Türkiye’nin elinde olabilir
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
MÜSİAD Dijital Teknolojiler Sektör Kurulu Başkanı Hakkı Kılınç, Türkiye’nin nadir element potansiyelini iyi kullanması hâlinde gücü eline alabileceğini dile getirdi.
MÜSİAD Dijital Teknolojiler Sektör Kurulu Başkanı Hakkı Kılınç, nadir elementleri ele geçiren ülkelerin ellerinin güçleneceğini vurguladı.
Kılınç, şunları belirtti: “Nadir elementler, günlük hayatın tam merkezinde yer alır. Sabah elimizde tuttuğumuz akıllı telefondan kullandığımız araçlara hatta ülkelerin savunma sistemlerine kadar pek çok kritik alanda bu elementlerin izini görmek mümkündür. Açık bir ifadeyle, nadir elementler olmadan bugün bildiğimiz anlamda ileri teknoloji üretimi mümkün değildir. Peki, nadir elementler nedir? Doğada sınırlı bulunan ya da çıkarılması ve işlenmesi yüksek teknoloji gerektiren özel madenler olarak tanımlanabilir. Ancak bu elementleri asıl değerli kılan, nadir olmalarından ziyade kullanım alanlarının stratejik niteliğidir. Zira nadir elementler, modern teknolojinin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. Örneğin lityum ve kobalt, akıllı telefonlardan elektrikli araçlara kadar uzanan batarya teknolojilerinin temelini teşkil eder. Elektrikli araç dönüşümünün arkasındaki en kritik unsurların başında bu elementler gelir. Neodimyum ve disprosyum, elektrik motorları ile rüzgâr türbinlerinde kullanılan yüksek güçlü mıknatısların üretiminde vazgeçilmezdir. Bu sayede enerji verimliliği artar. Yenilenebilir enerji kapasitesi de. Galyum ve germanyum ise yarı iletken ve çip üretiminde kullanılarak yapay zekâdan veri merkezlerine kadar dijital ekonominin temel altyapısını mümkün kılar.”
“Bugün nadir element üretimi ve işlenmesi büyük ölçüde Çin’in kontrolünde” diyen Kılınç, “Bu da teknoloji üretmek isteyen ülkeler için ciddi bir bağımlılık anlamına geliyor. Çünkü kritik bir kriz anında bu elementlere erişim kısıtlanırsa üretim zinciri doğrudan etkilenir. Bu yüzden ABD ve Avrupa ülkeleri son yıllarda bu alana büyük yatırımlar yapıyor. Yeni maden sahaları keşfetmek, geri dönüşüm teknolojilerini geliştirmek ve alternatif tedarik zincirleri oluşturmak için milyarlarca dolarlık projeler hayata geçiriliyor. Çünkü herkes farkında ki bu işin geleceği burada” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin iyi bir pozisyonda olduğuna işaret eden Kılınç, “Eskişehir Beylikova’da bulunan nadir element sahası, dünyanın en büyük rezervlerinden biri olarak gösteriliyor. Bunun yanında Türkiye, bor mineralleri açısından dünya lideri konumunda. Ayrıca toryum, nikel ve kobalt gibi stratejik öneme sahip kaynaklara da sahibiz” diye konuştu. Kılınç, kaynakları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmenin Türkiye için kaçınılmaz hâle geldiğini aktardı.
Kılınç, ülkenin büyük bir nadir element potansiyeli olduğunun altını çizdi. Bu potansin dönüşüm sürecinde önemli bir avantaj barındırdığına dikkat çeken Kılınç, şu ifadeleri kullandı: “Ancak bu avantajın kalıcı bir güce dönüşmesi; doğru politika setlerinin geliştirilmesine, özel sektör yatırımlarının artırılmasına ve üniversite-sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesine bağlıdır. Bu adımların atılması hâlinde Türkiye, yalnızca hammadde sağlayan bir ülke olmanın ötesine geçerek yüksek katma değerli teknoloji üreten ve ihraç eden bir aktör konumuna gelebilecektir. Aksi durumda ise elimizdeki bu büyük potansiyel, başkalarının üretiminde kullanılan bir hammadde olarak kalır. Ve bu da en büyük kayıp olur. Hâsılı toprağın altı artık sadece maden değil. Orası, geleceğin teknoloji gücü. Ve o güç, doğru stratejiyle Türkiye’nin elinde olabilir.”