Tarihi katliamlar ve sömürgecilikle dolu olan Fransa'nın er yüzyıl başında Orta Doğu’da bir saldırıya geçtiğini belirten, Afrika Stratejik Araştırmalar Merkezi (AFSAM) başkanı Mustafa Efe, sömürgeci Fransa’nın yeni hedefinin Libya’yı doğrudan işgal etmek olacağını söyledi.
Afrika Stratejik Araştırmalar Merkezi (AFSAM) başkanı Mustafa Efe, Fransa’nın gelecekteki hedefl erine ilişkin açıklamalarda bulundu. “Fransa’nın saldırgan tutumunu anlamak için Fransa Cumhurbaşkanı Emmanel Macron’u iyi tanımak gerektiğini söyleyen Efe, “Çünkü çok büyük bir kurguyla karşı karşıyayız. Macron’un “karanlıklar prensi” gibi bir geçmişi var. Eğitimini Cizvit okulunda almış bir kişi. Yani işin içinde bir Cizvitler de var” dedi.
Rothschild'in kuklası
“Macron’un siyasetten gelen biri olmadığını belirten Efe, “Hiçbir siyasi tecrübesi olmayan ve bir partide de görev almamış olan Macron, Fransa’da birden parlayarak en şanslı başkan adayı oldu. Bunu aldığı eğitim ve çalışkanlığına bağlayacak olursanız, Fransa’da çok daha iyi eğitimli ve çalışkan 39 yaşında binlerce kişi bulabilirsiniz. Macron Rothschild et Cie Banque’ta görev yapmış, burada hızlı bir şekilde yükselmişti. Rothschildlerin Fransa’daki ekonomik hareketliliklerinin miktarının yaklaşık 100 milyar avro olduğu söyleniyor. 2012’de François Hollande devlet başkanı olunca, Macron Rothschild bankasındaki görevini bırakarak devlet başkanının genel sekreterinin yardımcısı, daha sonra ise ekonomi bakanı oldu. Aslında kendisi bu konuma yerleştirildi. Macron, Hollande’ın yanında onun bütün kararlarına etki ediyordu. Hollande 2015 yılında Macron’un önerilerinin tamamını yasa haline getirdi. Fransa halkı protesto gösterileriyle tepki verdi. Bunlardan dolayı Hollande’a olan destek çok azaldı. Bu esnada “Gençlik Macron’la” (Les Jeunes avec Macron [JAM]) isminde bir hareket ortaya çıktı ve bu süreç Macron’u cumhurbaşkanlığına taşıdı. Fakat Macron, adaylığını ilan edince Fransızlar onu “Rothschildlerin adayı” olarak tanımladılar” ifadelerini kullandı.
Türkiye'yi Akdeniz'den sürmek istiyor”
“Fransa’nın Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’da bugüne kadar yürütmüş olduğu sömürgeci politikalar ve saldırıları bugün o bölgelerde yaşanan bütün sıkıntıların, iç karışıklıkların temel sebebidir” diyen Efe şunları söyledi; “Bu politikalar bugün aynı şekilde karşımıza çıkmaya devam ediyor ve ülkemizi de etkiliyor. Eskiden Suriye, Lübnan, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas gibi ülkelerde yaşananların tamamı Osmanlı Devleti’nin bir iç meselesiydi. Fransızların İran üzerinden Hindistan’a gitme hayallerinin son bulduğu Napolyon’un Akka mağlubiyetine rağmen, Fransızlar hâlâ bu hedefl ere ulaşmak için çalışıyorlar. Fransa Cumhurbaşkanı Emaunel Macron ise Napolyon’un sınırsız Fransız yayılmacılığı politikası gibi bir politika yürütüyor. Fransa Doğu Akdeniz ve Afrika’da Avrupa sömürgeciliğinin yerleşebilmesi için Osmanlı Devleti’nin bölgede hâkimiyetinin bitirilmesi gerektiğini düşünüyor ve bunu da diğer Avrupa ülkelerine de kabul ettiriyordu. Fransa bugün de Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’da rahat bir şekilde at koşturabilmek, Fransız, İngiliz ve Amerikan modern sömürgecilik taleplerini gerçekleştirebilmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin etkisinin bu bölgede sınırlandırılması ve yok edilmesi için çalışıyor. 4 bin 763 kilometre Akdeniz ve Adalar Denizi (Ege) sahili olan Türkiye’yi Akdeniz’den sürmek istiyor.”
“Macron'un yeni hedefi Libya'yı işgal etmek olacak”
Efe, Fransa’nın her yüzyıl başında Orta Doğu’da bir saldırıya geçtiğini belirterek şunları söyledi; “18. yüzyılın sonunda, 1799’da Mısır ve Suriye’ye saldırıp Akka’da yenilmişti. Türklere yenilenler intikam almak için başkalarıyla ittifak yaparak karşımıza çıkıyorlar. Kut’ül-Amare’de ağır bir yenilgi alan İngiltere intikam almak için Fransa ile Sykes-Picot gizli anlaşmasını yaparak Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu’daki topraklarını paylaştı. Sykes-Picot gizli anlaşmasına göre Suriye, Lübnan, Türkiye’nin güneyi ve güneydoğusu, Tokat Yıldız dağları-İskenderun-Diyarbakır üçgenindeki bölge Fransa’ya sömürge olarak bırakıldı. Fransa 1920’lerde Suriye’yi bombalayarak binlerce kişiyi şehit etti. Suriye, Lübnan manda yönetimine alındı. Nihayetinde Fransa 1946’da ardında kan ve gözyaşı dolu utanç verici bir tarih bırakarak Suriye’den çekildi. 21. yüzyılın başında, 19 Mart 2011’de Libya’yı savaş uçaklarıyla bombalayarak, Ağustos 2011 itibarıyla Suriye ile resmi ilişkilerini keserek ve en son 2020’de Beyrut limanı patlamasından sonra şehri ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Napolyon ağzıyla Lübnan’ı tehdit ederek 100 yıl sonra bölgeye tekrar kan ve gözyaşı için geldi. Macron’un yeni hedefi bu sefer.
Fransa'nın rahatsızlığı Erdoğan'ın güçlü liderliği
Fransa’nın rahatsız olduğu bir başka konunun ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği” olduğunu belirten Efe, “Macron’un “Türk halkıyla problemimiz yok. Problemimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’la” söylemi, ülkeleri nasıl lidersiz bırakıp işgal ettiklerinin ve sömürgeleştirdiklerinin ifşasıdır aynı zamanda. Çünkü Fransızlar Afrika’da devirmek istedikleri liderleri ellerindeki medya gücü üzerinden itibarsızlaştırarak zayıflatmışlardır. Ekonomik ve askerî olarak ne kadar güçlü olursanız olun, güçlü liderliğiniz yoksa, elinizde var olan bu potansiyeli kullanamazsınız. Avrupa dünyada Türkiye’siz bir düzen kurulamayacağının artık farkında. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” sloganı artık tüm dünyanın gündemini belirliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü liderliğindeki Türkiye mazlum, mağdur ve sömürgeleştirilmiş ülkelere ümit ışığı olmaya devam ediyor. Bu ümit Fransa’nın Afrika’daki ve Orta Doğu’daki geleceğini kökünden sarsıyor” dedi.