Gelişmiş ekonomilerde enflasyon ve faiz paralel seyrederken, Türkiye’de bu denge giderek bozuluyor. Enflasyon aylardır yavaşlama eğiliminde olmasına rağmen Merkez Bankası yüksek faiz politikasını sürdürüyor. TCMB, yılın ilk PPK toplantısında beklentilerin altında kalarak faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye indirdi.
Gelişmiş ekonomilerde enflasyon ve faiz paralel seyrederken, Türkiye’de bu denge giderek bozuluyor. Enflasyon aylardır yavaşlama eğiliminde olmasına rağmen Merkez Bankası yüksek faiz politikasını sürdürüyor. TCMB, yılın ilk PPK toplantısında beklentilerin altında kalarak faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye indirdi.
Merkez Bankası Temkinli, Reel Sektör Zorlanıyor
2025’i sınırlı indirimlerle geçiren Merkez Bankası, 2026’ya da temkinli başladı. Yıllık enflasyon yüzde 30,89 seviyesindeyken faizle arasındaki yaklaşık 8 puanlık fark dikkat çekiyor. Başkan Fatih Karahan’ın “aşırı temkinli” tutumu sanayici ve ihracatçılar tarafından eleştiriliyor; üretim ve rekabet gücü zayıflıyor.
Konkordato Sayıları Rekor Kırdı
Yüksek faiz ortamı finansmana erişimi zorlaştırdı. İşletme sermayeleri eriyen firmalar konkordatoya yönelirken, 2025’te geçici mühlet kararları yüzde 63 artışla 2 bin 817’ye çıktı. Bu rakam, önceki üç yılın toplamını aştı.
İş Dünyasından Daha Cesur İndirim Talebi
ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın, 100 baz puanlık indirimin yetersiz olduğunu belirterek 400–500 baz puanlık daha güçlü adımlar çağrısı yaptı. TİM Başkanı Mustafa Gültepe ise yüksek faiz–düşük kur politikasının üretimi ve ihracatı zayıflattığını vurguladı.
*KUR’ÂN VE SÜNNET HUKUKU’NDA FAİZE VE FAİZCİLERE CEZA VAR MIDIR?
*EMEĞİMİZİ SÖMÜREN FAİZLE SAVAŞMALIYIZ
HABER YORUM
İslam fıtrat dinidir; bu dinin koyduğu ölçüler insanın doğasına, toplumların sosyolojisine ve uzun vadeli huzuruna uygundur. Bu nedenle İslam’da yasaklanan her şey, sadece uhrevi değil, dünyevi olarak da insanlığa zarar veren unsurlardır.
Faizin haram kılınması da tam olarak bu hakikatin bir yansımasıdır. Faiz, ilk bakışta ekonomik bir araç gibi sunulsa da, gerçekte emeği değil parayı merkeze alan, üretimi değil kolay ve risksiz kazancı teşvik eden bir sistemdir. Bu yüzden faizin hâkim olduğu ekonomilerde sanayi zayıflar, üretim düşer, gelir adaletsizliği artar; servet belli ellerde toplanırken toplumun geniş kesimleri borç sarmalına mahkûm edilir.
Faizin olduğu yerde üretimin geri planda kalması kaçınılmazdır. Çünkü sermaye, risk alarak üretime girmek yerine, garanti getiri sağlayan faiz gelirlerine yönelir. Bunun sonucu olarak işsizlik artar, fiyatlar yükselir, sosyal huzursuzluk derinleşir. Bugün yaşadığımız yüksek faiz–yüksek enflasyon–düşük alım gücü sarmalı, bu çarpık yapının somut bir göstergesidir.
Bu noktada yapılması gereken şey, faizi makyajlayarak savunmak değil; alternatif ve adil bir ekonomik modeli cesaretle tartışmaktır. İslam ekonomisi bu anlamda sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık için ciddi bir imkân sunmaktadır. Riskin paylaşıldığı, emeğin yüceltildiği, üretimin teşvik edildiği ve kazancın ahlaki bir zemine oturtulduğu bu sistem, teorik düzeyde bırakılmamalıdır.
Üniversiteler, ilahiyat ve iktisat fakülteleri başta olmak üzere, İslam ekonomisi üzerine disiplinler arası çalışmalar yapmalı; çağın şartlarına uygun, uygulanabilir modeller geliştirilmelidir. Çünkü mesele yalnızca “faiz haramdır” demek değil, faizin yerine ne koyacağımızı bilimsel ve sahici biçimde ortaya koyabilmektir.
Aksi hâlde bugün faizle ayakta tutulmaya çalışılan sistemler çöktüğünde, bedelini yine dar gelirli kesimler ödeyecektir. Oysa adil bir ekonomi mümkündür; yeter ki insanı merkeze alan, ahlakla güçlendirilmiş bir sistemi ciddiyetle ele alabilelim.
İSLAMİ HABER “MİRAT”